MORMON KİTABI

 

İSA MESİH HAKKINDA BAŞKA BİR TANIKLIK

                                                                             

 

Önsöz   Giriş   Üç Şahidin Tanıklığı  Sekiz Şahidin Tanıklığı 

Peygamber Joseph Smith’in Tanıklığı   Mormon Kitabı Hakkında Kısa Bir Açıklama

*

1 Nefi  

2 Nefi  

Yakup  

Enos  

Yarom  

Omni

Mormon’un Sözleri  

Mosiya  

Alma  

Helaman  

3 Nefi  

4 Nefi  

Mormon  

Eter  

Moroni

*

Mormon Kitabı Başvuru Kılavuzu

 

 

NEFİ LEVHALARINDAN ALINARAK

MORMON'UN ELİYLE

LEVHALAR ÜZERİNE YAZILMIŞ

BİR KAYITTIR

 

     Bu nedenle bu kitap Nefi halkının ve Laman halkının kayıtlarından alınan bir özettir---İsrail Evi’nin bir kalıntısı olan Lamanlılar için ve aynı zamanda Yahudiler ve Yahudi olmayan uluslar için yazılmıştır---Tanrı'nın emriyle ve aynı zamanda peygamberlik ve vahiy ruhuyla yazılmıştır---Yazılıp mühürlendikten sonra yok olmaması ve Tanrı'nın gücü ve armağanıyla yeniden ortaya çıkarılıp başka dillere çevrilebilmesi için Rab'be emanet edilerek saklanmıştır---Moroni'nin eliyle mühürlenmiş ve uygun bir zamanda Yahudi olmayan ulusların eliyle yeniden ortaya çıkarılmak üzere Rab'be emanet edilerek saklanmıştır---Bu kitabın tercümesi Tanrı'nın armağanıyla yapılmıştır.

 

     Bu kitap aynı zamanda Eter Kitabı'nın bir özetini içerir. Eter Kitabı, cennete ulaşmak için bir kule inşa eden insanların dili Rab tarafından karıştırıldığı zaman dağılan Yared halkının kayıtlarından biridir---Bu kitabın amacı İsrail Evi’nden geriye kalanlara, Rab'bin onların ataları için yapmış olduğu büyük işleri göstermektir; böylece onlar Rab'bin antlaşmalarını öğrenerek sonsuza dek terk edilmediklerini bilebilirler---Ve ayrıca bu kitabın amacı Yahudileri ve Yahudi olmayanları, kendisini bütün uluslara açan İsa'nın Mesİh olduğuna, Ebedİ Tanri olduğuna inandırmaktır---Ve şimdi, bu kayıtta hatalar varsa, bunlar insanların hatasıdır; bu nedenle, Mesih'in yargı kürsüsü önünde lekesiz bulunabilmek için Tanrı'nın yaptığı işlerde kusur aramayın.

 

 

Levhalardan alınarak İngilizce'ye yapılan

asıl tercüme Joseph Smith (Oğul) tarafından yapılmıştır.

İlk İngilizce baskısı Palmyra, New York, A.B.D.'de

1830 yılında yapılmıştır.

 

Yayınlayan

İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kilisesi

Salt Lake City, Utah A.B.D.

 

Telif Hakkı 8 2001 Intellectual Reserve Inc.

Tüm Hakları Saklıdır

 

Almanya’da basılmıştır 2/2001

19962001

 

Translation of the Book of Mormon

Turkish

35606 186

 

 

                                                                         GİRİŞ

 

      Mormon Kitabı, Kutsal Kitap'la karşılaştırılmaya değer, kutsal yazılardan oluşan bir kitaptır. Tanrı'nın eskiden Amerika kıtasında yaşamış olan insanlarla kurduğu ilişkilerin bir kaydıdır ve sonsuz Sevindirici Haber’in bütününü içerir.                         

 

Bu kitap, birçok eski peygamber tarafından peygamberlik ve vahiy ruhuyla yazılmıştır. Eski peygamberlerin altın levhalara yazılmış olan sözleri Mormon adlı bir peygamber-tarihçi tarafından aktarılmış ve özetlenmiştir. Bu kayıtlar iki büyük uygarlığın kayıtlarını anlatır. Uygarlıklardan biri m.ö. 600 yılında Yeruşalem’den gelmiş ve daha sonra Nefililer ve Lamanlılar olarak bilinen iki farklı millete ayrılmıştır. Diğer uygarlık ise çok daha önce, Rab, Babil Kulesi'ndeki halkın dilini karıştırdıktan sonra gelmiştir. Bu grup Yaredliler olarak bilinir. Binlerce yıl geçtikten sonra Lamanlılar hariç, herkes yok olmuştur. Bu insanlar Amerika kıtasındaki Kızılderililer'in asıl atalarıdır.

 

Mormon Kitabı’nda kaydedilen en önemli olay, Rab İsa Mesih'in dirildikten hemen sonra Nefililer’in arasında vermiş olduğu kişisel hizmettir. Mormon Kitabı, Sevindirici Haber’in öğretilerini ortaya koyar, kurtuluş planının ana hatlarını açıklar ve insanlara bu yaşamda huzura ve gelecek yaşamda sonsuz kurtuluşa kavuşabilmeleri için neler yapmaları gerektiğini bildirir.

 

Mormon yazdıklarını tamamladıktan sonra kayıtları oğlu Moroni'ye teslim etmiştir; o da kendisinden birkaç kelime ekleyip levhaları Kumora tepesine saklamıştır. 21 Eylül 1823 tarihinde aynı Moroni, bu kez yücelmiş ve dirilmiş bir kişi olarak Peygamber Joseph Smith'e görünür ve ona bu eski kayıtlar hakkında bilgi verir; bu kayıtların İngilizce diline çevrilmesinin Tanrı'nın isteği olduğunu bildirir.

 

Zamanı gelince levhalar Joseph Smith'e verilir; o da bunları Tanrı'nın verdiği armağan ve güçle tercüme eder. Bu kayıt, İsa Mesih'in yaşayan Tanrı'nın Oğlu olduğunu ve O'na gelip O'nun Sevindirici Haber’inin yasalarına ve kutsal törenlerine uyan herkesin kurtulabileceğini gösteren yeni ve ek bir kanıt olarak şu an birçok dilde yayınlanmaktadır.

 

Bu kayıt hakkında Peygamber Joseph Smith: "Kardeşlere, Mormon Kitabı'nın yeryüzündeki bütün kitapların en doğrusu ve bizim dinimizin kilit taşı olduğunu ve insanların herhangi başka bir kitaptan daha çok, bu kitabın ilkelerine uyarak Tanrı'ya daha çok yaklaşabileceklerini söyledim" demiştir.

 

Rab, Joseph Smith'e ilaveten on bir kişinin daha kendi gözleriyle bu altın levhaları görmelerini ve onların Mormon Kitabı'nın gerçekliği ve kutsallığı konusunda özel şahit olmalarını mümkün kılmıştır. Onların yazılmış olan tanıklıkları buraya "Üç Şahidin Tanıklığı" ve "Sekiz Şahidin Tanıklığı" olarak dahil edilmiştir.

 

Dünyanın her yerindeki bütün insanları Mormon Kitabı’nı okumaya, bu kitabın içerdiği mesajı yüreklerinde derince düşünmeye ve ondan sonra da bu kitabın doğru olup olmadığını Ebedi Baba Tanrı'ya, Mesih'in adıyla sormaya davet ediyoruz. Bu yoldan gidip inançla soranlar, Kutsal Ruh'un gücü ile bu kitabın gerçekliği ve kutsallığı hakkında bir tanıklık kazanacaklardır. (Bkz. Moroni 10:3--5.)

 

Kutsal Ruh'tan bu ilahi tanıklığı kazananlar, yine aynı gücün yardımıyla İsa Mesih'in Dünya’nın Kurtarıcısı olduğunu, Joseph Smith'in bu son günlerde O'nun vahiy bildiricisi ve peygamberi olduğunu ve İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kilisesi'nin, Mesih'in ikinci gelişini hazırlamak amacıyla yeryüzünde bir kere daha kurulmuş olan Rab'bin Krallığı olduğunu bileceklerdir.

 

 

ÜÇ ŞAHİDİN TANIKLIĞI

 

Bu eserİn ulaşacağı bütün uluslar, sülaleler, diller ve insanlar şunu bilsin: Biz, Tanrı Baba'nın ve Rabbimiz İsa Mesih'in lütfu ile bu kayıtları içeren Nefi halkının, onların kardeşleri Lamanlılar'ın ve ayrıca daha önce sözü edilmiş kuleden gelen Yared halkının kayıtları olan levhaları gördük. Ve biz aynı zamanda bu levhaların Tanrı'nın armağanı ve gücü ile tercüme edildiğini biliyoruz; çünkü O'nun sesi bize bunu bildirdi; bu nedenle bu eserin gerçek olduğunu kesinlikle biliyoruz. Ve ayrıca bu levhaların üzerine işlenmiş olan yazıları da gördüğümüze tanıklık ederiz; bunlar bize insan gücüyle değil, Tanrı’nın gücüyle gösterilmiştir. Ve ciddi bir şekilde beyan ederiz ki Tanrı'nın bir meleği gökten indi ve bu levhaları getirip gözlerimizin önüne serdi; öyle ki baktığımızda levhalarla birlikte onların üzerine işlenmiş olan yazıları gördük; ve bunları Tanrı Baba'nın ve Rabbimiz İsa Mesih'in lütfu sayesinde gördüğümüzü biliyoruz ve bu şeylerin gerçek olduğuna tanıklık ederiz. Muhteşem şeyler gördük. Bununla birlikte, Rab'bin sesi bize bu şeyler hakkında tanıklık etmemizi emretti; bu nedenle Tanrı'nın emirlerine itaat etmek için bütün bu gördüklerimize tanıklık ediyoruz. Eğer Mesih'e bağlı kalırsak giysilerimizin bütün insanların kanından temizleneceğini, Mesih'in yargı kürsüsü önünde lekesiz bulunacağımızı ve onunla cennetlerde sonsuza dek beraber yaşayacağımızı biliyoruz. Tek bir Tanrı olan Baba'ya ve Oğul'a ve Kutsal Ruh'a saygılar olsun. Amin.

 

 

Oliver Cowdery

David Whitmer

Martin Harris

SEKİZ ŞAHİDİN TANIKLIĞI

 

Bu eserİn ulaşacağı bütün uluslar, sülaleler, diller ve insanlar şunu bilsin: Bu eserin çevirmeni olan Joseph Smith (Oğul) görünüşü altına benzeyen, sözü edilmiş olan bu levhaları bize göstermiştir. Sözü edilen Smith’in İngilizce’ye tercüme ettiği ne kadar altın yaprak varsa, biz bunların hepsine kendi ellerimizle dokunduk; ayrıca eski el işi ve ince işçilikle yapılmış görünümünü andıran bu yaprakların üzerindeki yazıları gördük. Ve buna, sözü edilen Smith’in bu levhaları bize gösterdiğine dair ciddi bir şekilde tanıklık ederiz; çünkü biz bu levhaları gördük ve onları elimizle tutup kaldırdık. Kesinlikle biliyoruz ki sözünü ettiğimiz levhalar, sözü edilen Smith'in elinde bulunan levhalardır. Ve gördüğümüz bu şeylere tanıklık etmek için adlarımızı dünyaya veriyoruz. Yalan söylemiyoruz, Tanrı buna şahittir.

 

 

Christian Whitmer

Jacob Whitmer

Peter Whitmer (Oğul)

John Whitmer

Hiram Page

Joseph Smith (Baba)

Hyrum Smith

Samuel H. Smith

 

 

PEYGAMBER JOSEPH SMITH'İN TANIKLIĞI

 

 

Peygamber Joseph Smith'in, Mormon Kitabı'nın gün ışığına çıkarılmasıyla ilgili olarak söylediği kendi sözleri:

 

"[1823] yılının yirmi bir eylül...gecesi...her şeye gücü yeten Tanrı'ya dua ediyor ve O’ndan yardım diliyordum....

 

"Tanrı'ya böyle seslenirken, odamda bir ışığın belirdiğini fark ettim; odam öğle aydınlığından daha aydınlık oluncaya kadar artmaya devam etti; ansızın yatağımın kenarında havada duran yüce bir kişi göründü; çünkü ayakları yere değmiyordu.

 

"Onun üzerinde son derece mükemmel bir beyazlıkta olan bol bir kaftan vardı. Bu, o zamana kadar dünyada gördüğüm her şeyden daha beyazdı; dünyadaki hiçbir şeyin bu kadar çok beyaz ya da parlak yapılabileceğine inanmıyorum. Elleri çıplaktı ve kolları da bileklerinin biraz üstüne kadar öyleydi; ayrıca ayakları da aynı şekilde, ayak bileklerinin biraz üstüne kadar çıplaktı. Başı ve boynu açıktı. Üzerinde bu kaftandan başka bir giysi olmadığını fark ettim; yakası açık olduğu için onun bağrını görebiliyordum.

 

AKaftanının son derece beyaz olmasının yanı sıra, kişinin bütün görünümü de tarif edilemeyecek kadar görkemliydi ve yüzünün görünüşü gerçekten bir şimşek gibiydi. Oda son derece parlaktı, ama onun etrafını tamamen çeviren ışık kadar parlak değildi. Ona ilk baktığımda korkmuştum; ne var ki korkum hemen geçti.

 

"Bana adımla seslendi ve bana, kendisinin Tanrı’nın huzurundan benim için gönderilmiş bir haberci olduğunu ve adının Moroni olduğunu söyledi; öyle ki Tanrı’nın yapmamı istediği bir iş varmış; ve benim adım bütün uluslar, sülaleler ve diller arasında hem iyi hem de kötü olarak bilinecekmiş; yani bütün insanlar arasında benden hem iyi hem de kötü olarak söz edilecekmiş.

 

ABu haberci, eskiden bu kıtada yaşamış olan insanların başlarından geçenleri ve onların kökenlerinin nereden geldiğini anlatan altın levhalar üzerine yazılı, saklı bir kitap olduğunu söyledi. Ayrıca sonsuz Sevindirici Haber’in tümünün Kurtarıcı tarafından buradaki eski yerlilere verilmiş şekliyle, bu kitabın içinde yer aldığını söyledi.

 

"Ayrıca, levhalarla beraber gümüş çerçevelere yerleştirilmiş---ve göğüs zırhına tutturulmuş olan bu taşlara, Urim ve Tummim taşları denir---iki taşın olduğunu ve eskiden ya da daha önceki zamanlarda bu taşlara sahip olanlara ve onları kullananlara Görenler denildiğini söyledi; ve Tanrı bu taşları kitabın tercümesini gerçekleştirmek amacıyla hazırlamıştı.

 

* * * * * * *

 

"O’nun sözünü etmiş olduğu bu levhaları aldıktan sonra‑‑‑onların ele geçirilme zamanı henüz gelmemişti---haberci onları hiç kimseye göstermemem gerektiğini bana yine söyledi. Urim ve Tummim'le birlikte göğüs zırhını da, sadece bana emredilen kişiler dışında başka hiç kimseye göstermemem gerekiyordu; eğer onları başkalarına gösterirsem, yok olacaktım. Haberci bana bu levhalardan konuşurken, zihnimde Tanrı’dan bir görüm canlandı; öyle ki levhaların konulduğu yeri o kadar açık ve belirgin bir şekilde gördüm ki oraya gittiğim zaman, o yeri hemen tanıdım.

 

"Bu görüşmeden sonra, odayı dolduran ışığın benimle konuşmakta olan bu kişinin hemen etrafında toplanmaya başladığını gördüm ve bu böyle, onun etrafı hariç oda tekrar karanlık kalıncaya kadar devam etti. Derken, birden sanki göğe doğru açılan bir geçit gördüm ve haberci oradan yukarıya yükselip tamamen gözden kayboldu; odam yine bu ilahi ışığın görünmesinden önceki durumunu aldı.

 

"Tanık olduğum bu sahnenin tuhaflığını düşünerek yatağıma uzandım; bu olağanüstü haberci tarafından bana söylenilenler beni hayretler içinde bırakmıştı. Bunları düşünürken aniden odamın yine aydınlanmaya başladığını fark ettim ve birden aynı ilahi haberciyi yine yatağımın baş ucunda gördüm.

 

"Haberci konuşmaya başlayıp ilk ziyaretinde anlattığı şeylerin tam aynısını, en küçük bir değişiklik yapmadan yeniden anlatmaya başladı. Bunları anlattıktan sonra bana, kıtlık, kılıç ve salgın hastalıkların neden olacağı büyük felaketlerin yeryüzüne getireceği ağır cezaları bildirdi; ve bu ağır cezalar yeryüzüne bu kuşakta gelecekti. Bunları anlattıktan sonra yine daha önceki gibi göğe yükseldi.

 

"Bu sefer aklımda kalan izlenimler o kadar derin olmuştu ki uyku gözümden kaçmıştı ve görüp duyduklarımdan dolayı şaşkın bir halde yatağıma uzandım. Ama aynı haberciyi yatağımın baş ucunda yine görünce ve daha önce söylediği aynı şeyleri başından itibaren yeniden anlatmaya ve tekrarlamaya başladığını duyunca, şaşkınlığım bir kat daha arttı. Ve haberci bu kez sözlerine benim için bir de uyarı ekleyerek, şeytanın (babamın bakmakla yükümlü olduğu ailemizin fakirlik durumunu bahane ederek) beni zengin olmak amacıyla levhaları almaya ayartmaya çalışacağını söyledi. Levhaları alırken düşüncelerimde Tanrı'yı yüceltmekten başka hiçbir amacın olmaması gerektiğini ve O’nun Krallığı'nı kurmaktan başka bir nedenle düşüncelerimin etkilenmemesi gerektiğini söyleyerek bunu bana yasakladı; yoksa levhaları alamayacaktım.

 

"Bu üçüncü ziyaretten sonra haberci önceki gibi yine göğe yükseldi ve ben, başımdan henüz geçen bu olayların tuhaflığını düşünerek yine derin düşüncelere dalmıştım; ilahi haberci üçüncü kez yanımdan göğe yükseldikten hemen sonra horoz öttü ve o zaman sabah olduğunu, bu yüzden görüşmelerimizin bütün gece boyunca sürmüş olduğunu anladım.

 

"Az sonra yatağımdan kalkıp her zaman olduğu gibi yapmam gereken günlük işlerime başladım; ancak diğer zamanlardaki gibi işimi yapmaya kalkıştığımda, gücümün tamamıyla tükenmiş, kendimin çalışamaz bir durumda olduğumu gördüm. Benimle birlikte çalışan babam da iyi olmadığımı fark etti ve eve gitmemi söyledi. Eve gitmek üzere yürümeye başladım; ancak bulunduğumuz tarlanın çitinden atlamaya çalışırken, gücüm büsbütün kesildi ve çaresiz bir şekilde yere düştüm; bir süre tamamen kendimden geçmişim.

 

"Hatırlayabildiğim ilk şey bana konuşan, beni adımla çağıran bir sesti. Gözlerimi açınca aynı habercinin başımın üzerinde durduğunu ve daha önce olduğu gibi, onun etrafının ışıkla çevrilmiş olduğunu gördüm. O zaman haberci bana bir önceki gece anlatmış olduğu her şeyi yeniden anlattı ve bana babama giderek, ona gördüğüm görümü ve aldığım emirleri anlatmamı emretti.

 

"Dediğini yaptım; tarlada olan babamın yanına dönerek ona her şeyi olduğu gibi anlattım. Babam bana cevap olarak, bunun Tanrı'dan olduğunu ve gidip habercinin emrettiklerini yapmamı söyledi. Tarladan ayrılıp habercinin bana söylediği, levhaların yerleştirilmiş olduğu yere gittim; bu yer hakkında gördüğüm görümün açıklığı sayesinde, oraya varır varmaz yeri tanıdım.

 

"New York eyaletinin, Ontario bölgesindeki Manchester köyüne yakın bir yerde yüksekçe bir tepe vardır ve orası bu yöredeki tepelerin en yükseğidir. Levhalar, bu tepenin batı yamacında zirveye yakın bir yerde, büyükçe bir taşın altında, taştan bir kutu içinde duruyordu. Taş kalındı, üst kısmı bombe şeklindeydi ve kenarlara doğru inceliyordu; öyle ki taşın orta kısmı toprağın üzerinden görünmesine rağmen bütün kenarları toprakla kaplıydı.

 

"Toprağı temizleyerek elime geçirdiğim bir sopayı taşın kenarından altına soktum ve az bir gayretle taşı kaldırdım. İçine baktığımda orada gerçekten habercinin bildirdiği gibi levhaları, Urim'le Tummim'i ve göğüs zırhını gördüm. Bu şeylerin içinde bulunduğu kutu ise taşların bir çeşit çimento ile birleştirilmesiyle  yapılmıştı. Kutunun dibinde birbirine paralel iki taş duruyordu ve bu taşların üzerinde levhalarla beraber başka şeyler de duruyordu.

 

"Onları oradan çıkarmaya çalıştım, ama haberci bunu yapmamı yasakladı ve bunların çıkarılma zamanının henüz gelmediğini, fakat o günden dört yıl sonra geleceğini bildirdi; ancak bana tam bir yıl sonra buraya gelmem gerektiğini ve benimle burada buluşacağını ve levhaları alma zamanı gelinceye kadar her yıl buraya gelmeye devam etmemi söyledi.

 

"Bu yüzden bana emredildiği gibi, her sene sonunda oraya gittim ve her seferinde aynı haberciyi orada buldum ve her görüşmemizde, ondan Rab'bin neler yapacağına ve O’nun Krallığı'nın bu son günlerde nasıl ve ne şekilde yönetileceğine dair talimat ve bilgi aldım.

 

* * * * * * *

     

"Sonunda levhaları, Urim'le Tummim'i ve göğüs zırhını alacağım zaman gelmişti. Yirmi iki eylül, bin sekiz yüz yirmi yedi tarihinde, her zamanki gibi başka bir senenin sonunda levhaların bırakıldığı yere gittiğimde, aynı ilahi haberci onları bana şu talimatla teslim etti: Bunların sorumluluğu bana ait olacaktı; eğer dikkatsizlik sonucu ya da herhangi bir ihmalkârlığımdan dolayı bu şeylerin elimden gitmesine izin verirsem, Tanrı’yla olan ilişkim kesilecekti; ancak haberci bunları benden istemeye gelinceye kadar elimden gelen her şeyi yapıp onları korumaya çalışırsam, onlar korunacaktı.

 

"Çok geçmeden, bunları korumam için neden bu kadar sıkı emirler aldığımı ve yapmam istenilen işi yerine getirdikten sonra habercinin bunları neden geri isteyeceğini anladım. Nitekim onların bende olduğu öğrenilir öğrenilmez, onları elimden almak için en büyük çabalar sarf edildi. Bu amaçla akla gelebilecek her türlü hilelere başvuruldu. Yapılan baskılar gittikçe daha şiddetli ve acımasız bir duruma geldi. Onları benden almak için bir sürü insan devamlı fırsat kolluyordu. Ancak Tanrı'nın hikmeti sayesinde, benden istenilen görevi bu levhaları kullanarak yerine getirinceye kadar, onlar emin bir şekilde elimde kaldı. Anlaştığımız şekilde haberci bunları geri almaya geldiği zaman onları kendisine teslim ettim ve levhalar bugüne kadar, bin sekiz yüz otuz sekiz yılının mayıs ayının ikinci gününe kadar, onun sorumluluğu altındadır."

 

Bu yazının tamamı için Çok Değerli İnci kitabındaki Joseph Smith---Tarihi adlı bölüme ve History of The Church of Jesus Christ of Latter-day Saints’in [İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi’nin Tarihi] adlı eserin 1. cildinin 1. bölümünden 6. bölümünün sonuna kadar olan kısma bakınız.

 

Bu eski kayıtlar böylece tozun içinden konuşan bir halkın sesi olarak yerden çıkarılmış ve Tanrı tarafından doğruluğu onaylanarak Tanrı’nın armağanı ve gücüyle çağdaş konuşma diline çevrilmiştir. Bütün dünyaya ilk kez İngilizce olarak 1830 yılında The Book of Mormon adıyla yayınlanmıştır.

 

                                                              Mormon Kİtabi

 

HAKKINDA KISA BİR AÇIKLAMA

 

Mormon Kitabı, Amerika kıtasında yaşamış eski halkların mukaddes bir kaydıdır ve metal sayfalar üzerine işlenmiştir. Kitabın içinde dört çeşit metal levhadan söz edilmektedir:

 

1.   Nefi Levhaları iki çeşittir: Küçük Levhalar ve Büyük Levhalar. İlk levhalar daha çok özellikle ruhsal konulara, peygamberlerin verdikleri hizmet ve öğretilere adanmıştır; ikinci levhalar ise genelde ilgili halkların dinsel olmayan tarihini kaydetmek için kullanılmıştır (1. Nefi 9:2‑‑4). Mosiya döneminden başlayarak, büyük levhalar ruhsal yönden de önemli olan başlıca konuları içermiştir.

 

2.   Mormon Levhaları, Mormon'un Büyük Nefi Levhaları’ndan çıkardığı özetle beraber yaptığı birçok açıklamalardan meydana gelmiştir. Bu levhalar ayrıca Mormon'un yazdığı tarihsel kaydın bir devamını ve oğlu Moroni'nin eklediği kısımları da içerir.

 

3.   Eter Levhaları, Yaredliler'in tarihini sunmaktadır. Bu kayıtlar, kendi açıklamalarını eklemiş olan ve kayıtları "Eter Kitabı" başlığı altında, genel tarihi konularla birleştiren Moroni tarafından özetlenmiştir.

 

4.   Pirinç Levhalar, Lehi halkı tarafından m.ö. 600 yılında Yeruşalem’den getirilmiştir. Bunlar, "Musa'nın beş kitabını...ve Yahudiler'in başlangıçtan itibaren...Yahuda Kralı Tsedekiya yönetiminin başına kadar tutmuş oldukları kayıtları ve ayrıca kutsal peygamberlerin peygamberliklerini" kapsamaktadır (1. Nefi 5:11‑-13). Mormon Kitabı’nda İşaya’dan ve Kutsal Kitap'ta adı geçen ve geçmeyen diğer peygamberlerin yazdıklarından birçok alıntılar görülmektedir.

 

Mormon Kitabı bir tanesi hariç, kitaplar olarak bilinen her biri başyazarının adını taşıyan on beş ana bölümden veya kısımdan oluşur. İlk parça (Omni ile sona eren ilk altı kitap) Küçük Nefi Levhaları'ndan yapılmış bir çeviridir. Omni ve Mosiya kitaplarının arasında, Mormon'un Sözleri denen ara bir ek vardır. Bu ara ek, Küçük Levhalar'a işlenmiş olan kayıtları Mormon'un Büyük Levhalar'dan çıkardığı özetle birleştirir.

 

Mosiya'dan, Mormon’un 7. Bölüm’ünün sonuna kadar olan en uzun parça, Mormon'un Büyük Nefi Levhaları'ndan yaptığı özetin bir çevirisidir. Mormon’un 8. Bölüm’ünün başından kitabın sonuna kadar olan son parça ise Mormon'un oğlu Moroni tarafından yazılmıştır. Babasının hayatını kaydetmeyi bitirdikten sonra Moroni, Yaredli kayıtlarının bir özetini (Eter Kitabı olarak) çıkarmıştır ve daha sonra da Moroni Kitabı diye bilinen bölümü eklemiştir.

 

m.s. 421 yılında veya yaklaşık o yıllarda Nefili peygamber-tarihçilerin sonuncusu olan Moroni, bu kutsal kayıtları mühürlemiş ve Tanrı'nın eski peygamberlerinin ağzıyla önceden bildirdiği gibi, bu kayıtların son günlerde ortaya çıkarılması için onları saklayıp Rab'be teslim etmiştir. m.s. 1823 yılında, aynı Moroni, bu kez dirilmiş yüce bir kişi olarak Peygamber Joseph Smith'i ziyarete gelmiş ve daha sonra elle işlenmiş bu levhaları ona teslim etmiştir.

 


 

                                                           Bİrİncİ Nefİ Kİtabı

 

Bölümler:

1  2  3  4  5  6  7  8  9  10

11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

21 22

 

NEFİ'NİN YÖNETİMİ VE HİZMETİ

 

Lehi'nin, eşi Sariya'nın ve adları (en büyüğü başta olmak üzere) Laman, Lemuel, Sam ve Nefi olan dört oğlunun başından geçenler. Lehi, halka kötülükleri hakkında peygamberlik eder. Halk onun canına kıymaya çalıştığından, Rab, Lehi'yi Yeruşalem ülkesinden ayrılması için uyarır. Lehi ailesiyle beraber çölde üç gün yol alır. Nefi kardeşlerini yanına alıp Yahudiler'in kayıtları için Yeruşalem ülkesine geri döner. Çektikleri sıkıntıların öyküsü. İsmail'in kızlarıyla evlenirler. Aileleri ile birlikte çölde yollarına devam ederler. Çölde çektikleri acılar, sıkıntılar ve izledikleri yol. Büyük sulara gelirler. Nefi'nin kardeşleri ona karşı ayaklanırlar. Nefi onları şaşkınlığa uğratır ve bir gemi inşa eder. O yere Bolluk adını verirler. Büyük suları geçerek vaadedilen diyara ulaşırlar ve başlarından geçen diğer olaylar. Bunlar Nefi'nin tuttuğu kayıtlara göre yazılmıştır ya da başka bir deyişle, bu kayıtları ben Nefi, kendim tuttum.

 

  1. BÖLÜM

 

Nefi, halkının kayıtlarını tutmaya başlar‑‑‑Lehi bir görümde ateş sütunu görür ve bir peygamberlik kitabından okur‑‑‑Tanrı'yı över, Mesih'in gelişinin haberini verir ve Yeruşalem'in yıkılacağına dair peygamberlik eder‑‑‑Yahudiler tarafından zulüm görür. m.ö. tahminen 600 yılı.

 

BEN Nefi, iyi bir anne ve babadan dünyaya geldim; bu nedenle babamın bildiklerinin hepsi bana az çok öğretildi ve yaşadığım günler boyunca çok sıkıntı çektim; buna rağmen yaşadığım her gün Rab bana yardım etti; evet, Tanrı'nın iyiliği ve sırları hakkında çok bilgi sahibi oldum; bu yüzden hayatım boyunca yaptığım işleri anlatan bir kayıt tutuyorum.

 

2 Evet, babamın dilinde, Yahudiler'in bilgisini ve Mısırlılar'ın dilini içeren bir kayıt tutuyorum.

 

3 Ve ben tuttuğum bu kayıtların doğru olduğunu biliyorum; ve bunları kendi elimle yazıyorum; ve kendi bilgilerime dayanarak yazıyorum.

 

4 Çünkü öyle oldu ki Yahuda kralı Tsedekiya yönetiminin başladığı ilk yıl (babam Lehi, tüm hayatı boyunca Yeruşalem'de yaşamıştır) ve o aynı yıl içinde, halka tövbe etmeleri gerektiğine dair peygamberlikte bulunan birçok peygamber geldi; yoksa büyük Yeruşalem şehri yıkılacaktı .

 

5 Bu nedenle, öyle oldu ki babam Lehi gitti; evet, hatta halkı için bütün yüreğiyle Rab’be dua etti.

 

6 Ve öyle oldu ki babam, Rab'be dua ederken önünde bir ateş sütunu belirdi ve bir kayanın üzerinde durdu; ve babam birçok şey görüp duydu ve görüp duyduğu bu şeylerden dolayı son derece sarsılıp titredi.

 

7 Ve öyle oldu ki Yeruşalem'deki kendi evine döndü ve Kutsal Ruh'un ve görmüş olduğu bu şeylerin etkisiyle kendisini yatağının üzerine attı.

 

8 Ve böylece Kutsal Ruh'un etkisi altındayken bir görüm görerek kendisinden geçti; hatta göklerin açıldığını gördü; ve Tanrı'yı tahtında otururken gördüğünü sandı. O’nun etrafını ilahiler söyleyen ve Tanrı’larını övüyormuş gibi gözüken, sayılamayacak kadar büyük bir melek topluluğu sarmıştı.

 

9 Ve öyle oldu ki Lehi göğün ortasından birinin indiğini gördü ve O'nun görkeminin öğle güneşinin ışığından daha parlak olduğunu gördü.

 

10 Ve ayrıca O'nu izleyen on iki kişi daha gördü ve onların ışıltısı gök kubbede bulunan yıldızlardan daha parlaktı.

 

11 Ve onlar aşağıya inip yeryüzünde yürüdüler; ve birincisi gelip babamın önünde durdu ve ona bir kitap verip okumasını buyurdu.

 

12 Ve öyle oldu ki babam kitabı okurken içi Rab'bin Ruhu ile doldu.

 

13 Ve o şöyle diyerek okudu: Vay haline, vay haline, ey Yeruşalem! Çünkü senin iğrençliklerini gördüm! Evet, babam, Yeruşalem hakkında, orasının yıkılacağına ve orada yaşayanların mahvolacağına dair birçok şey okudu; birçok kişi kılıçtan geçirilecek ve birçoğu da Babil'e tutsak olarak götürülecekti.

 

14 Ve öyle oldu ki babam, bu kitabı okuyup birçok yüce ve olağanüstü şeyler gördükten sonra var olan gücüyle Rab'be şöyle haykırdı: Ey her şeye gücü yeten Rab Tanrı! Senin işlerin ne kadar harika ve yücedir! Senin tahtın yüce göklerdedir ve senin gücün, iyiliğin ve merhametin dünyada yaşayan herkesin üzerindedir! Ve sen merhametli olduğun için, sana gelenlerin mahvolmasına izin vermezsin!

 

15 Ve babamın Tanrısını övmek için söylediği sözler bu şekildeydi; çünkü görmüş olduğu, evet Rab'bin ona göstermiş olduğu bu şeylerden dolayı onun ruhu sevinçle coşmuş ve bütün kalbi dolmuştu.

 

16 Ve şimdi ben Nefi, babamın yazdığı her şeyi burada anlatmayacağım; çünkü babam görümlerinde ve rüyalarında görmüş olduğu pek çok şeyi yazdı; ve ayrıca çocuklarına peygamberlik edip söylediği birçok şeyi de yazdı; bunların tam bir anlatımını vermeyeceğim.

 

17 Fakat ben hayatım boyunca yapmış olduğum işlerin bir kaydını tutacağım. İşte kendi ellerimle hazırlamış olduğum bu levhaların üzerine babamın kayıtlarının bir özetini yazıyorum; bu nedenle babamın kayıtlarını özetledikten sonra kendi hayatımı anlatan bir kayıt tutacağım.

 

18 Bu yüzden bilmenizi isterim ki Rab, babam Lehi'ye o kadar çok olağanüstü şeyler gösterdikten sonra, evet, Yeruşalem'in yıkılışı ile ilgili, işte babam halkın arasına girerek peygamberlik etmeye ve hem gördüğü hem de duyduğu bu şeyleri halka duyurmaya başladı.

 

19 Ve öyle oldu ki Yahudiler babamın onlar hakkında tanıklık ettiği gerçekler yüzünden onunla alay ettiler; çünkü babam onlara gerçekten yaptıkları kötülükler ve iğrençlikler hakkında tanıklık etmişti; ve babam görüp duyduklarının ve ayrıca kitapta okuduklarının Mesih'in gelişini ve ayrıca dünyanın fidye ile kurtuluşunu açıkça gösterdiğine dair tanıklık etti.

 

20 Ve Yahudiler bu şeyleri duyunca, evet, içlerinden atıp taşladıkları ve öldürdükleri eski peygamberler gibi ona da kızdılar; ve babamın hayatına da kastederek onu öldürmeye çalıştılar. Fakat işte, ben Nefi, Rab'bin şefkatli merhametinin, inançlarından ötürü seçtiği herkesin üzerinde onları kurtuluş gücüyle güçlendirmek için olacağını size göstereceğim.

 

 

2. BÖLÜM

 

Lehi, ailesini Kızıldeniz yakınlarında bulunan çöle götürür‑‑‑Mallarını ve mülklerini geride bırakırlar‑‑‑Lehi, Rab'be kurban sunar ve oğullarına emirleri yerine getirmelerini öğretir‑‑‑Laman ve Lemuel babalarına karşı söylenirler‑‑‑Nefi itaat eder ve inançla dua eder; Rab onunla konuşur ve Nefi'yi kardeşlerinin başına geçmesi için seçer. m.ö. tahminen 600 yılı.

 

Çünkü işte, öyle oldu ki Rab, babamla konuştu; evet, hatta bir rüyasında ona konuşup şöyle dedi: Yaptıklarından dolayı sana ne mutlu Lehi! Ve sadık kalıp sana emrettiğim sözleri bu halka bildirdiğin için işte halk senin canına kıymak istiyor.

 

2 Ve öyle oldu ki Rab, babama hatta bir rüyasında ailesini yanına alıp çöle gitmesini emretti.

 

3 Ve öyle oldu ki babam, Rab'bin sözüne itaat etti; bu nedenle Rab ne emrettiyse yaptı.

 

4 Ve öyle oldu ki babam çöle doğru yola çıktı. Ve evini ve mirası olan toprağını ve altınını ve gümüşünü ve değerli eşyalarını geride bırakıp yanına ailesinden, erzak ve çadırlardan başka bir şey almadan çöle doğru yola çıktı.

 

5 Ve Kızıldeniz kıyısına yakın bir yerde sahile indi ve Kızıldeniz'e yakın kıyı sınırındaki çöl boyunca yoluna devam etti; ve babam, çölde annem Sariya ve ağabeylerim Laman, Lemuel ve Sam'dan oluşan ailesiyle birlikte yolculuk etti.

 

6 Ve öyle oldu ki babam çölde üç gün yol aldıktan sonra suyla dolu bir ırmağın kenarındaki vadide çadırını kurdu.

 

7 Ve öyle oldu ki taştan bir sunak yapıp Rab'be adak sundu ve Tanrımız Rab'be şükretti.

 

8 Ve öyle oldu ki bu ırmağa Laman adını verdi ve ırmak Kızıldeniz'e dökülüyordu; ve vadi, ırmak ağzına yakın bir yerdeydi.

 

9 Ve babam ırmak sularının Kızıldeniz'in kaynağına döküldüğünü görünce, Laman'a şöyle diyerek konuştu: Dilerim ki sen de bu ırmak gibi sürekli olarak bütün doğrulukların kaynağına doğru koşarsın!

 

10 Ve Lemuel'e de şöyle konuştu: Dilerim ki sen de bu vadi gibi sağlam ve dayanıklı olarak Rab'bin emirlerini sarsılmadan tutarsın!

 

11 Şimdi babam bunları Laman ve Lemuel'in dik kafalılıklarından dolayı söylemişti; çünkü işte, onlar babalarına karşı birçok konuda söyleniyorlardı. Babalarının hayalperest birisi olduğunu ve kendilerini Yeruşalem ülkesinden, mirasları olan topraktan ve altınlarından ve gümüşlerinden ve kıymetli eşyalarından ayırarak, ölmeleri için çöle sürüklediğini söylüyorlardı. Ve babamın bunu yüreğindeki çılgınca hayaller yüzünden yaptığını söylüyorlardı.

 

12 Ve en büyük kardeşlerim Laman ile Lemuel babalarına karşı böyle söylenip durdular. Ve söylenip durdular, çünkü kendilerini yaratan Tanrı'nın işlerini bilmiyorlardı.

 

13 Ve onlar o büyük Yeruşalem şehrinin, peygamberlerin söylemiş olduğu gibi yıkılacağına inanmıyorlardı. Ve onlar bu halleriyle babamın canına kıymaya çalışan Yeruşalem'deki Yahudiler'e benziyorlardı.

 

14 Ve öyle oldu ki babam Lemuel vadisinde Ruh’un gücüyle dolu olarak oğullarının vücutları onun önünde titreyinceye kadar onlarla konuştu. Ve onları öyle bir şaşkınlığa uğrattı ki ona karşı bir söz söylemeye cesaret edemediler; bu yüzden babaları ne emrettiyse öyle yaptılar.

 

15 Ve babam bir çadırda yaşadı.

 

16 Ve öyle oldu ki ben Nefi oldukça genç olmama rağmen iri yapılıydım ve ayrıca Tanrı'nın sırlarını öğrenmeyi çok istiyordum; bu nedenle Rab'be yakardım. Ve işte, O da gelip benim yüreğimi yumuşattı; öyle ki babamın söylediği sözlerin hepsine inandım; bu nedenle kardeşlerim gibi babama baş kaldırmadım.

 

17 Ve ben Sam'la konuştum; ona Rab'bin bana Kutsal Ruh'u aracılığıyla göstermiş olduğu şeyleri bildirdim. Ve öyle oldu ki Sam sözlerime inandı.

 

18 Fakat işte, Laman ile Lemuel sözlerime kulak asmak istemediler; yüreklerinin katılığına çok üzüldüm ve onlar için Rab'be yakardım.

 

19 Ve öyle oldu ki Rab bana şöyle diyerek konuştu: İnancından dolayı sana ne mutlu Nefi! Çünkü beni gayret ederek alçakgönüllülükle aradın.

 

20 Ve sizler emirlerimi yerine getireceğiniz ölçüde refaha kavuşacaksınız ve vaadedilen bir diyara doğru, evet, hatta sizler için hazırlamış olduğum bir diyara, evet, bütün diğer diyarlardan daha seçkin bir diyara doğru yol gösterileceksiniz.

 

21 Ve kardeşlerin sana baş kaldırdıkları sürece, Rab'bin huzurundan kovulacaklar.

 

22 Ve sen emirlerimi yerine getirdiğin sürece, kardeşlerinin üzerine yönetici ve öğretmen olacaksın.

 

23 Çünkü işte, kardeşlerini bana baş kaldıracakları gün acı bir lanetle lanetleyeceğim ve senin soyun da bana baş kaldırmadığı sürece, onların senin soyun üzerinde hiçbir gücü olmayacak.

 

24 Ve eğer öyle olur da senin soyun bana baş kaldırırsa, kardeşlerinin soyu, benim yollarımı senin soyuna hatırlatmak için bir kamçı vazifesi görecek.

 

 

3. BÖLÜM

 

Lehi'nin oğulları, pirinç levhaları ele geçirmek üzere Yeruşalem'e geri döner‑‑‑Laban, levhaları onlara vermeyi reddeder‑‑‑Nefi kardeşlerini teşvik eder ve onları cesaretlendirir-‑‑Laban onların mallarını çalar ve onları öldürmeye kalkışır‑‑‑Laman ve Lemuel, Nefi'yle Sam'ı döverken bir melek tarafından azarlanır. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve öyle oldu ki ben Nefi, Rab ile konuştuktan sonra babamın çadırına geri döndüm.

 

2 Ve öyle oldu ki babam bana şöyle diyerek konuştu: İşte bir rüya gördüm. Rüyamda Rab, bana senin ve kardeşlerinin Yeruşalem'e dönmesini emretti.

 

3 Çünkü işte, Yahudiler'in kayıtları ve ayrıca atalarımın soyağacı Laban'ın elindedir ve bunların hepsi pirinç levhalar üzerine yazılmıştır.

 

4 Bu nedenle, Rab seninle kardeşlerinin Laban'ın evine gidip kayıtları ondan istemenizi ve onları buraya çöle getirmenizi bana emretti.

 

5 Ve şimdi işte, kardeşlerin kendilerinden istediğim bu işin güç olduğunu söyleyip yakınıyorlar; fakat işte, bunu onlardan isteyen ben değilim; oysa bu Rab'bin bir emridir.

 

6 Bu yüzden, oğlum sen git, söylenmediğin için Rab sana yardım edecektir.

 

7 Ve öyle oldu ki ben Nefi, babama: AGidip Rab'bin emrettiği işleri yapacağım; çünkü Rab'bin, emrettiği işleri başarabilmeleri için insançocuklarına bir yol hazırlamadan, hiçbir emir vermeyeceğini biliyorum@ dedim.

 

8 Ve öyle oldu ki, babam bu sözleri duyunca son derece memnun oldu; çünkü benim Rab tarafından bereketlenmiş olduğumu biliyordu.

 

9 Ve ben Nefi, kardeşlerimle birlikte çadırlarımızı yanımıza alarak Yeruşalem ülkesine çıkmak üzere çölde yolculuğumuza başladık.

 

10 Ve öyle oldu ki Yeruşalem ülkesine çıktığımızda, ben ve kardeşlerim birbirimize akıl danıştık.

 

11 Ve hangimiz Laban'ın evine gidecek diye kura çektik. Ve öyle oldu ki kura Laman'a çıktı; ve Laman, Laban'ın evine girdi ve onunla evinde oturup konuştu.

 

12 Ve Laban'dan babamın soyağacını içeren, pirinç levhalar üzerine işlenmiş olan kayıtları istedi.

 

13 Ve işte, öyle oldu ki Laban öfkelenip Laman'ı huzurundan kovdu ve kayıtları ona vermek istemedi. Bu nedenle ona: Aİşte, sen bir hırsızsın, seni geberteceğim@ dedi.

 

14 Fakat Laman onun huzurundan kaçarak Laban'ın yaptıklarını bize anlattı. Ve buna çok üzüldük. Ağabeylerim çölde olan babamın yanına geri dönmek üzereydiler.

 

15 Fakat işte onlara: ARab'bin yaşadığı nasıl gerçekse ve bizim yaşadığımız da nasıl gerçekse, O'nun bize emrettiği bu işi başarmadan çöldeki babamızın yanına dönmeyeceğiz@ dedim.

 

16 Bu nedenle Rab'bin emirlerini tutup O’na sadık kalalım; bu yüzden babamızın mirası olan topraklara inelim; çünkü işte, babamız orada altın, gümüş ve her türlü değerli eşyalarını bıraktı. Ve bütün bunları Rab'bin emirlerini yerine getirmek için yaptı.

 

17 Çünkü halkın işlediği kötülükler yüzünden Yeruşalem'in yıkılacağını biliyordu.

 

18 Çünkü işte, Yeruşalem'deki insanlar peygamberlerin sözlerini reddettiler. Bu nedenle, babam kendisine kaçması için emir verildikten sonra orada kalsaydı, işte o da ölecekti. Dolayısıyla, onun ülkeden kaçması gerekiyordu.

 

19 Ve işte, atalarımızın dilini çocuklarımıza saklayabilmek için bu kayıtları ele geçirmemiz gerekiyor ki bu Tanrı'nın bir hikmetidir.

 

20 Ve böylece dünyanın başlangıcından bu güne kadar bütün kutsal peygamberlerin ağzından çıkan, Tanrı'nın gücü ve Ruhu aracılığıyla onlara teslim edilen bu sözleri çocuklarımıza saklayabiliriz.

 

21 Ve öyle oldu ki kardeşlerimle bu şekilde konuşarak, onları Tanrı'nın emirlerine sadık kalmaya ikna ettim.

 

22 Ve öyle oldu ki mirasımız olan toprağa indik ve altınımızı ve gümüşümüzü ve değerli eşyalarımızı bir araya topladık.

 

23 Ve bunları bir araya topladıktan sonra tekrar Laban'ın evine çıktık.

 

24 Ve öyle oldu ki Laban'ın huzuruna çıkıp ondan pirinç levhalar üzerine işlenmiş olan kayıtları bize vermesini istedik; karşılık olarak da kendisine altınımızı ve gümüşümüzü ve bütün değerli eşyalarımızı verecektik.

 

25 Ve öyle oldu ki Laban elimizdeki malları görünce, malımız da bayağı çoktu, onlara göz dikerek bizi kapı dışarı etti ve peşimizden bizi öldürmeleri için hizmetkârlarını yolladı; amacı mallarımızı eline geçirmekti.

 

26 Ve öyle oldu ki Laban'ın hizmetkârlarından kaçtık. Fakat mallarımızı geride bırakmak zorunda kaldık ve onlar Laban'ın eline düştü.

 

27 Ve öyle oldu ki çöle doğru kaçtık ve Laban'ın uşakları bizi yakalayamadılar; ve bir kayanın kovuğunda gizlendik.

 

28 Ve öyle oldu ki Laman bana ve babama çok kızdı; aynı şekilde Lemuel de kızıp köpürdü. Çünkü o, Laman'ın sözlerine kulak verirdi. Bu yüzden Laman ve Lemuel, biz küçük kardeşlerine karşı çok ağır sözler söylediler ve ellerine birer sopa geçirip bizi dövdüler.

 

29 Ve öyle oldu ki onlar bizi sopayla döverken, işte Rab'bin bir meleği geldi ve onların önünde durdu ve onlara şöyle diyerek konuştu: Küçük kardeşinize neden sopayla vuruyorsunuz? Rab'bin onu üzerinize bir yönetici olarak seçtiğini ve bunu kötülükleriniz yüzünden yaptığını bilmiyor musunuz? İşte yine Yeruşalem'e çıkacaksınız ve Rab, Laban'ı sizin elinize teslim edecek.

 

30 Ve melek bunları bize söyledikten sonra ayrıldı.

 

31 Ve melek ayrıldıktan sonra Laman ile Lemuel tekrar söylenmeye başlayarak: ARab, Laban'ı elimize nasıl teslim edecek? İşte, Laban güçlü bir adam ve emri altında elli tane adamı var. Evet, isterse elli kişiyi bile öldürebilir; o halde bizi niçin öldüremesin?@ dediler.

 

 

4. BÖLÜM

 

Nefi, Rab'bin emriyle Laban'ı öldürür ve ardından pirinç levhaları kurnazlıkla güvenlik altına alır‑‑‑Zoram çöldeki Lehi'nin ailesine katılmaya karar verir. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve öyle oldu ki kardeşlerİme şöyle diyerek konuştum: Haydi tekrar Yeruşalem'e çıkalım ve Rab'bin emirlerine sadık kalalım! Çünkü işte O, bütün dünyadan daha güçlüdür; o halde niçin Laban'dan ve onun elli adamından, evet, hatta onun on binlerce adamından daha güçlü olamasın?

 

2 Bu yüzden, haydi kalkın gidelim! Musa gibi güçlü olalım! Çünkü o, gerçekten Kızıldeniz'in sularına konuştu ve sular o yana ve bu yana ikiye bölündü ve atalarımız kuru zemin üzerinden karşıya geçerek tutsaklıktan kurtuldular; ve Firavun'un orduları da onların peşinden geldiler, ama Kızıldeniz'in sularında boğuldular.

 

3 Şimdi işte, bunların doğru olduğunu biliyorsunuz ve sizlerle bir meleğin konuştuğunu da biliyorsunuz. Nasıl kuşku duyabiliyorsunuz? Haydi kalkın gidelim! Rab atalarımızı kurtardığı gibi bizi de kurtaracak ve Mısırlıları yok ettiği gibi Laban'ı da yok edebilecek güçtedir.

 

4 Şimdi bunları söylememe yine kızdılar ve söylenmeye devam ettilerse de Yeruşalem surlarının dışına gelinceye kadar beni izlediler.

 

5 Ve gece olmuştu; ve onların surların dışına saklanmalarını sağladım. Ve onlar saklandıktan sonra ben Nefi, şehre sessizce girip Laban'ın evine doğru ilerledim.

 

6 Ve Ruh tarafından yönlendiriliyordum; ne yapacağımı henüz bilmiyordum.

 

7 Buna rağmen ilerledim ve Laban'ın evine yaklaştığım sırada önümde şarap içmekten sarhoş, yerde yatan birisini gördüm.

 

8 Ve yaklaştığımda, bu adamın Laban olduğunun farkına vardım.

 

9 Ve onun kılıcını gördüm ve kılıcı kınından çıkardım; ve kılıcın kabzası saf altındandı ve çok ince bir işçilikle yapılmıştı; ve kılıcın en iyi çelikten yapılmış olduğunu gördüm.

 

10 Ve öyle oldu ki Ruh tarafından Laban'ı öldürmeye zorlandım; fakat içimden: ABen asla, hiçbir zaman bir insan kanı dökmedim!@ dedim. Ve geri çekildim; onu öldürmek istemiyordum.

 

11 Ve Ruh bana yine şöyle dedi: İşte Rab, onu senin eline teslim etti. Evet ve aynı zamanda onun beni öldürmeye çalıştığını biliyordum; evet ve Rab'bin emirlerini dinlemiyordu; ve üstelik mallarımızı da elimizden almıştı.

 

12 Ve öyle oldu ki Ruh bana yine şöyle dedi: Onu öldür! Çünkü Rab, onu senin eline teslim etti.

 

13 İşte Rab, doğru amaçlarının gerçekleşmesi için kötüleri öldürür. Bir kişinin ölmesi bütün bir ulusun yavaş yavaş inancını kaybedip inançsızlık içinde ölmesinden daha iyidir.

 

14 Ve şimdi, ben Nefi bu sözleri duyunca, Rab'bin bana çölde söylediği sözleri hatırladım: "Soyun emirlerimi yerine getirdiği ölçüde, vaadedilen diyarda refaha kavuşacak" demişti.

 

15 Evet ve ayrıca ellerinde yasa olmadan Musa yasasına göre Rab'bin emirlerini yerine getiremeyeceklerini düşündüm.

 

16 Ve yasanın da pirinç levhalar üzerine yazılmış olduğunu biliyordum.

 

17 Ve üstelik Rab'bin bu amaç için, yani O'nun emirleri doğrultusunda kayıtları ele geçirebilmem için Laban'ı elime teslim ettiğini biliyordum.

 

18 Bu yüzden, Ruh'un sesine itaat ettim ve Laban'ı saçlarından tuttum; ve kendi kılıcıyla onun başını vurdum.

 

19 Ve kendi kılıcıyla Laban'ın başını vurduktan sonra, onun giysilerini çıkardım ve onları, evet, hatta her parçayı kendi üzerime giydim; ve onun zırhını da belime kuşandım.

 

20 Ve bunu yaptıktan sonra Laban'ın hazinesine doğru ilerledim. Ve Laban'ın hazinesine doğru ilerlerken, işte hazine odasının anahtarlarını taşıyan Laban'ın uşağını gördüm. Ve ona Laban'ın sesiyle benimle hazine odasına gelmesini emrettim.

 

21 Ve benim, efendisi Laban olduğumu sandı; çünkü onun elbiselerini ve ayrıca belime kuşandığım kılıcı gördü.

 

22 Ve bana Yahudiler'in yaşlıları hakkında konuştu; efendisi Laban'ın onlarla beraber olmak için gece dışarı çıktığını biliyordu.

 

23 Ve ben onunla, sanki Laban’mışım gibi konuştum.

 

24 Ve ona ayrıca pirinç levhalar üzerine işlenmiş olan yazıları surların dışında bekleyen büyük kardeşlerime götüreceğimi söyledim.

 

25 Ve ona ayrıca beni izlemesini buyurdum.

 

26 Ve o, benim kilisedeki kardeşlerden söz ettiğimi ve benim gerçekten öldürmüş olduğum Laban olduğumu sanarak arkamdan geldi.

 

27 Ve surların dışında bulunan kardeşlerimin yanına giderken, bana sık sık Yahudiler’in yaşlılarından söz etti.

 

28 Ve öyle oldu ki Laman beni gördüğünde çok korktu ve Sam’la Lemuel’de çok korktular. Ve önümden aceleyle kaçtılar, çünkü benim Laban olduğumu, onun beni öldürdüğünü ve onların da canına kıymak için geldiğimi sandılar.

 

29 Ve öyle oldu ki onlara arkalarından seslendim ve benim sesimi duydular; bunun üzerine önümden kaçmaktan vazgeçtiler.

 

30 Ve öyle oldu ki Laban'ın hizmetkârı kardeşlerimi görünce titremeye başladı ve önümden kaçıp Yeruşalem şehrine dönmek üzereydi.

 

31 Ve şimdi ben Nefi, iri yapılıydım ve ayrıca Rab'den de çok güç aldığım için Laban'ın hizmetkârını yakaladım ve kaçmaması için onu tuttum.

 

32 Ve öyle oldu ki onunla konuştum. Rab'bin yaşadığı ve benim de yaşadığım nasıl gerçekse, eğer sözlerime kulak verir, hatta söyleyeceklerimizi dinlerse onun canını bağışlayacaktık.

 

33 Ve yemin ederek ona korkmaması gerektiğini, eğer bizimle birlikte çöle gelirse, onun da bizler gibi özgür bir insan olacağını söyledim.

 

34 Ve ayrıca ona: AElbette ki bunu yapmamızı bize Rab emretti! Ve Rab’bin emirlerini yerine getirmek için elimizden geleni yapmayacak mıyız? Bu yüzden bizimle birlikte çöle, babamın yanına inmek istersen, senin de başımızın üzerinde yerin olur@ dedim.

 

35 Ve öyle oldu ki söylediğim bu sözler Zoram'ı cesaretlendirdi. Şimdi Zoram, bu hizmetkârın adıydı; ve babamızın yanına çöle geleceğine dair söz verdi. Evet ve ayrıca bundan böyle bizimle birlikte kalacağına dair yemin etti.

 

36 Şimdi Yahudiler çöle kaçtığımızı bilmesin diye, bu yüzden Zoram'ın bizimle birlikte kalmasını istiyorduk. Yahudiler’in peşimizden gelip bizi öldürmelerinden korkuyorduk.

 

37 Ve öyle oldu ki Zoram bize yemin ettikten sonra onunla ilgili olan korkularımız sona erdi.

 

38 Ve öyle oldu ki pirinç levhaları yanımıza aldık ve Laban'ın hizmetkârıyla beraber çöle doğru yola çıkıp babamızın çadırına doğru yolculuğumuza başladık.

 

 

5. BÖLÜM

 

Sariya, Lehi'ye çok söylenir‑‑‑İkisi de oğullarının dönüşüne sevinir‑‑‑Kurban sunarlar‑‑‑Pirinç levhalar Musa'nın ve peygamberlerin yazdıklarını içerir---Levhalar, Lehi'nin Yusuf'un soyundan geldiğini gösterir‑‑‑Lehi, kendi soyu hakkında ve levhaların korunması konusunda peygamberlikte bulunur. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve öyle oldu ki çölde olan babamın yanına geldikten sonra, işte babamın içi sevinçle doldu ve annem Sariya da son derece sevindi; çünkü annem bizim için gerçekten çok ağlamıştı.

 

2 Çünkü o bizim çölde öldüğümüzü sanmıştı ve ayrıca babama karşı söylenmiş, babama onun hayalperest bir adam olduğunu söyleyip ona: "İşte bizi mirasımız olan topraklardan çıkarıp götürdün, artık oğullarım yaşamıyor ve biz de çölde ölüp gideceğiz" demişti.

 

3 Ve annem babama karşı bu şekilde konuşup söylenmişti.

 

4 Ve öyle olmuştu ki babam da anneme şöyle deyip karşılık vermişti: Görüm gören bir kişi olduğunu biliyorum; çünkü Tanrı ile ilgili bu şeyleri bir görümde görmüş olmasaydım, Tanrı'nın iyiliğini bilemezdim, oysa Yeruşalem'de kalır ve kardeşlerimle beraber ölürdüm.

 

5 Fakat işte, bana vaadedilmiş bir diyar verildiği için sevinçle doluyum; evet ve biliyorum ki Rab, oğullarımı Laban'ın elinden kurtaracak ve onları tekrar çöle, bizim yanımıza getirecektir.

 

6 Ve biz Yahudiler'in kayıtlarını ele geçirmek üzere çölde Yeruşalem ülkesine doğru yol alırken, babam Lehi annem Sariya'yı bizim hakkımızda bu sözlerle teselli ediyordu.

 

7 Ve babamın çadırına döndüğümüz zaman, işte ikisinin sevincine diyecek yoktu ve annemin içi rahatlamıştı.

 

8 Ve annem şöyle diyerek konuştu: Şimdi, Rab'bin kocama çöle kaçması için emir verdiğini kesinlikle biliyorum; evet ve ayrıca Rab'bin, oğullarımı koruduğunu, onları Laban'ın elinden kurtardığını ve Rab'bin onlara emretmiş olduğu işi başarabilmeleri için kendilerine güç vermiş olduğunu kesinlikle biliyorum. Ve annem bu şekilde konuştu.

 

9 Ve öyle oldu ki ikisi de son derece sevinçliydiler ve Rab'be kurban ve yakılmalık adaklar sundular; ve İsrail'in Tanrısına şükrettiler.

 

10 Ve onlar İsrail'in Tanrısına şükrettikten sonra, babam Lehi pirinç levhaların üzerine yazılmış olan bu kayıtları eline aldı ve onları başından itibaren inceledi.

 

11 Ve babam, bu levhaların dünyanın ve aynı zamanda ilk anne ve babamız olan Adem ile Havva'nın yaratılışını anlatan Musa'nın beş kitabını içerdiğini,

 

12 Ve ayrıca Yahudiler'in başlangıçtan Yahuda Kralı Tsedekiya yönetiminin başladığı zamana kadar tuttukları kayıtları içerdiğini,

 

13 Ve ayrıca kutsal peygamberlerin başlangıçtan Tsedekiya yönetiminin başladığı zamana kadar ettikleri peygamberlikleri ve Yeremya'nın ağzından çıkan birçok peygamberlikleri de içerdiğini gördü.

 

14 Ve öyle oldu ki babam Lehi, pirinç levhaların üzerinde kendi atalarına ait bir soyağacını da buldu; böylece kendisinin Yusuf'un soyundan, evet, hatta babası Yakup'u ve bütün ev halkını kıtlıktan kurtarabilmek için Mısır'a satılmış ve Rab'bin eliyle korunmuş olan Yakup'un oğlu Yusuf'un soyundan geldiğini öğrendi.

 

15 Ve onlar da kendilerini korumuş olan o aynı Tanrı’nın sayesinde tutsaklıktan kurtarılmış ve Mısır ülkesinden çıkarılmışlardı.

 

16 Ve babam Lehi, böylece atalarının soyağacını öğrendi. Ve Laban da Yusuf'un soyundan gelmekteydi; bu nedenle kendisi ve ataları bu kayıtları tutmuşlardı.

 

17 Ve şimdi, babam bütün bunları görünce içi Ruh'la doldu ve kendi soyu hakkında;

 

18 Bu pirinç levhaların, kendi soyundan gelecek bütün uluslara, sülalelere, dillere ve halklara ulaşacağına dair peygamberlik etmeye başladı.

 

19 Bu nedenle Lehi, bu pirinç levhaların asla yok olmayacağını ve ne kadar zaman geçse de bir daha parlaklıklarını yitirmeyeceğini söyledi. Ve kendi soyu hakkında birçok peygamberlikte bulundu.

 

20 Ve öyle oldu ki babamla ben o zamana kadar Rab'bin bize vermiş olduğu emirleri yerine getirmiştik.

 

21 Ve Rab'bin bize emrettiği gibi kayıtları ele geçirmiştik ve inceleyip onların okunmaya değer olduklarını gördük; evet, hatta onların bizim için çok değerli olduklarını gördük; böylece Rab'bin emirlerini çocuklarımıza iletebilecektik.

 

22 Bu nedenle, vaadedilen diyara doğru çölde yolculuk ederken, bu kayıtları yanımızda götürmemiz Rab'bin bir hikmetiydi.

6. BÖLÜM

 

Nefi, Tanrı'ya ilişkin konularda yazar‑‑‑Nefi'nin amacı insanları İbrahim'in Tanrısına gelmeye ve kurtulmaya ikna etmektir. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve şimdi ben Nefi, kayıtlarımın bu bölümünde atalarımın soyağacını vermiyorum ve bunu, üzerine yazıyor olduğum bu levhalarda daha sonra da vermeyeceğim; çünkü atalarımın soyağacı, babamın tuttuğu kayıtta verilmiştir; dolayısıyla, bu eserde atalarımın soyağacını yazmayacağım.

 

2 Çünkü Yusuf'un soyundan geldiğimizi söylemem bana yeterli geliyor.

 

3 Ve babamın yaptığı her şeyi anlatırken tüm ayrıntılara kadar girmek bana gereksiz gözüküyor; çünkü bunların, bu levhalar üzerine yazılması mümkün değildir; çünkü buradaki yeri Tanrı ile ilgili konuları yazmak için kullanmak istiyorum.

 

4 Çünkü benim tüm amacım, insanları İbrahim'in Tanrısına, İshak'ın Tanrısına ve Yakup'un Tanrısına gelmeye ve kurtulmaya ikna etmektir.

 

5 Bu nedenle dünyayı hoşnut eden konularda değil, ama Tanrı'yı ve dünyadan olmayanları hoşnut eden konularda yazıyorum.

 

6 Bu nedenle soyuma bu levhaları insançocuklarına yararı olmayacak konularla doldurmamalarını emredeceğim.

 

 

7. BÖLÜM

 

Lehi'nin oğulları, Yeruşalem'e geri dönüp İsmail'le ailesini yolculuklarına katılmaya davet ederler‑‑‑Laman'la bazı kişiler buna baş kaldırır‑‑‑Nefi, kardeşlerini Rab'be inanmaya teşvik eder‑‑‑Onlar, Nefi'yi iple bağlarlar ve onu öldürmeyi planlarlar‑‑‑Nefi inancının gücü ile kurtulur‑‑‑Kardeşleri af diler‑‑‑Lehi ve beraberindekiler kurban ve yakılmalık adaklar sunarlar. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve şimdi, bilmenizi isterim ki babam Lehi, kendi soyu hakkında bulunduğu peygamberliklerine son verdikten sonra öyle oldu ki Rab ona yeniden konuştu; yalnızca kendi ailesini çöle götürmesinin, Lehi'nin kendisi için uygun olmadığını söyledi; fakat vaadedilen diyarda Rab'be soy yetiştirebilmeleri için oğullarının evlenmesi gerekiyordu.

 

2 Ve öyle oldu ki Rab, ben Nefi ve kardeşlerimin tekrar Yeruşalem ülkesine dönmemizi ve İsmail’le ailesini çöle getirmemizi babama emretti.

 

3 Ve öyle oldu ki ben Nefi, kardeşlerimle beraber Yeruşalem'e gitmek üzere yine çöle çıktık.

 

4 Ve öyle oldu ki İsmail'in evine çıktık ve İsmail'in gözünde o kadar çok iyilik bulduk ki ona Rab'bin sözlerini söyledik.

 

5 Ve öyle oldu ki Rab, İsmail'in ve ayrıca onun ev halkının yüreğini o kadar yumuşattı ki onlar bizimle birlikte çöle, babamızın çadırına doğru yola çıktılar.

 

6 Ve öyle oldu ki çölde giderken, işte Laman ile Lemuel ve İsmail'in kızlarından ikisi ile İsmail'in iki oğlu ve onların aileleri bize, evet, ben Nefi'ye ve Sam'a ve babaları İsmail ve onun hanımına ve diğer üç kızına karşı baş kaldırdılar.

 

7 Ve öyle oldu ki isyan ederek Yeruşalem ülkesine geri dönmek istediler.

 

8 Ve şimdi ben Nefi, onların yüreklerinin katılığına üzüldüğüm için, bu yüzden onlara, evet, hatta Laman'la Lemuel'e şöyle deyip konuştum: Bakın, siz benim ağabeylerimsiniz, nasıl oluyor da bu kadar katı yüreklisiniz ve zihniniz de o kadar kör ki ben küçük kardeşiniz sizinle konuşmak, evet, sizlere örnek olmak zorunda kalıyorum?

 

 9 Nasıl oluyor da Rab'bin sözüne kulak vermiyorsunuz?

 

10 Nasıl oluyor da Rab'bin bir meleğini gördüğünüzü unuttunuz?

 

11 Evet ve nasıl oluyor da Laban'ın elinden bizi kurtaran ve ayrıca kayıtların elimize geçmesini sağlayan Rab’bin bizler için yaptığı büyük işleri unuttunuz?

 

12 Evet ve öyle olur da insançocukları Rab'be iman ederlerse, Rab'bin, kendi isteğine göre, onlar için uygun olan her şeyi yapabileceğini nasıl unuttunuz? Bu yüzden O'na sadık kalalım.

13 Ve öyle olur da O'na sadık kalırsak, vaadedilen diyara ulaşırız; ve ileride Rab'bin, Yeruşalem'in yıkılışı ile ilgili söylediği sözlerin yerine geleceğini göreceksiniz; çünkü Rab'bin, Yeruşalem'in yıkılışı ile ilgili bütün sözleri mutlaka yerine gelecektir.

 

14 Çünkü işte, Rab'bin Ruhu çok geçmeden onlarla uğraşmaktan vazgeçecektir; çünkü işte, onlar peygamberleri reddettiler ve Yeremya'yı zindana attılar. Ve babamın canına kıymak için öyle uğraştılar ki onun ülkeden ayrılmasına neden oldular.

 

15 Şimdi işte, size söylüyorum: Eğer Yeruşalem'e geri dönerseniz, siz de onlarla beraber mahvolacaksınız! Ve eğer seçeneğiniz varsa, şimdi Yeruşalem'e geri dönün ve size: AGiderseniz siz de mahvolacaksınız@ diye söylediğim sözlerimi hatırlayın; çünkü Rab'bin Ruhu beni böyle konuşmaya zorluyor.

 

16 Ve öyle oldu ki ben Nefi, kardeşlerime bu sözleri söylediğimde onlar bana kızdılar. Ve öyle oldu ki bana el kaldırdılar; çünkü işte, son derece öfkelenmişlerdi; ve beni iple bağladılar, çünkü beni çölde vahşi hayvanlara yem olarak bırakıp canıma kıymak istiyorlardı.

 

17 Fakat öyle oldu ki Rab'be şöyle diyerek dua ettim: Ya Rab, sana olan imanıma göre beni kardeşlerimin elinden kurtar! Evet, hatta bağlı olduğum bu bağları koparabilmem için bana güç ver!

 

18 Ve öyle oldu ki bu sözleri söylediğimde, işte ellerimdeki ve ayaklarımdaki bağlar çözüldü ve kardeşlerimin önünde durup onlarla tekrar konuştum.

 

19 Ve öyle oldu ki yine öfkelenerek bana el kaldırmak istediler; fakat işte, İsmail'in kızlarından biri, evet ve ayrıca onun annesi ve İsmail'in oğullarından birisi, kardeşlerime o kadar çok rica edip yalvardılar ki onların yüreklerini yumuşattılar; ve kardeşlerim sonunda canıma kastetmekten vazgeçtiler.

 

20 Ve öyle oldu ki onlar yaptıkları kötülükler için o kadar çok üzüldüler ki önümde eğilerek bana karşı yaptıkları bu hareketten ötürü kendilerini affetmem için bana yalvardılar.

 

21 Ve öyle oldu ki onların yaptığı her şeyi bütün kalbimle affettim ve affedilmeleri için onları Tanrıları Rab'be dua etmeye teşvik ettim. Ve öyle oldu ki onlar dediğimi yaptılar. Ve kardeşlerim Rab'be dua ettikten sonra babamızın çadırına doğru yolumuza devam ettik.

 

22 Ve öyle oldu ki babamızın çadırına vardık. Ve ben, kardeşlerim ve İsmail'in bütün ev halkı babamın çadırına geldikten sonra, onlar Tanrıları Rab'be şükrettiler ve O'na kurban ve yakılmalık adaklar sundular.

 

 

8. BÖLÜM

 

Lehi, yaşam ağacının bir görümünü görür‑‑‑Ağacın meyvesinden yer ve ailesinin de aynı şeyi yapmasını ister---Demir bir çubuk, dar ve ince bir yol ve insanları örten koyu bir karanlık görür‑‑‑Sariya, Nefi ve Sam bu meyveden yerler, fakat Laman'la Lemuel yemeyi reddeder. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve öyle oldu ki biz birçok çeşit tohum topladık, hem tahıl hem de meyve tohumları biriktirdik.

 

2 Ve öyle oldu ki babam çölde kalırken bize şöyle diyerek konuştu: İşte bir rüya gördüm ya da başka bir deyişle bir görüm gördüm.

 

3 Ve işte, gördüğüm bu görümden dolayı, Nefi ve ayrıca Sam için Rab'de sevinmeye hakkım var; çünkü onların ve ayrıca onların soylarından birçok kişinin kurtulacağına inanmaya hakkım var.

 

4 Fakat işte, Laman ve Lemuel, sizin yüzünüzden çok korkuyorum; çünkü işte, rüyamda hatırlayabildiğim kadarıyla karanlık ve iç karartıcı bir çöl gördüm.

 

5 Ve öyle oldu ki bir adam gördüm ve bu adam beyaz bir kaftan giymişti; ve gelip önümde durdu.

 

6 Ve öyle oldu ki benimle konuştu ve bana kendisini izlememi buyurdu.

 

7 Ve öyle oldu ki O'nu izlerken, karanlık ve iç karartıcı çorak bir yerde olduğumu gördüm.

 

8 Ve karanlıkta saatlerce yol aldıktan sonra bana çok şefkatli olan merhametiyle merhamet etmesi için Rab'be dua etmeye başladım.

 

9 Ve öyle oldu ki Rab'be dua ettikten sonra büyük ve geniş bir alan gördüm.

 

10 Ve öyle oldu ki insanı mutlu edecek, meyvesi arzu edilen bir ağaç gördüm.

 

11 Ve öyle oldu ki gidip o ağacın meyvesinden yedim ve bu meyvenin o güne kadar tattığım her şeyden daha tatlı olduğunu gördüm. Evet ve ağacın meyvesinin o güne kadar görmüş olduğum bütün beyazlıkları geçen bir beyazlıkta olduğunu gördüm.

 

12 Ve ağacın meyvesini yediğimde, bu ruhumu son derece büyük bir sevinçle doldurdu; bu nedenle ailemin de bu meyveden yemesini arzu ediyordum; çünkü bu meyvenin bütün diğer meyvelerden daha çok arzu edildiğini biliyordum.

 

13 Ve belki ailemi de görürüm diye etrafa göz atarken suyla dolu bir ırmak gördüm ve ırmak, meyvesini yemekte olduğum ağacın yanından ileri doğru akıyordu.

 

14 Ve ırmağın nereden geldiğini görmek için bakındığımda onun kaynağının pek uzakta olmadığını gördüm ve kaynağının başında anneniz Sariya'yı, Sam'ı ve Nefi'yi gördüm; ve onlar sanki nereye gideceklerini bilmiyorlarmış gibi orada dikilmiş bekliyorlardı.

 

15 Ve öyle oldu ki onlara işaret ettim ve ayrıca yüksek bir sesle onlara bana doğru gelmelerini ve bütün diğer meyvelerden daha çok arzu edilen bu meyveden yemelerini söyledim.

 

16 Ve öyle oldu ki bana doğru gelip onlar da bu meyveden yediler.

 

17 Ve öyle oldu ki ben, Laman'la Lemuel'in de gelmelerini ve meyveden yemelerini istiyordum; bu nedenle, belki onları görürüm diye, gözlerimi ırmağın kaynağına doğru çevirdim.

 

18 Ve öyle oldu ki onları gördüm, ancak onlar yanıma gelip meyveden yemek istemediler.

 

19 Ve demir bir çubuk gördüm ve bu çubuk ırmağın kıyısı boyunca uzanıyor ve yanında durduğum ağaca doğru gidiyordu.

 

20 Ve ayrıca bu demir çubuk boyunca, yanında durduğum ağaca kadar uzanan dar ince bir yol gördüm ve bu yol kaynağın başından başlayarak, sanki bir dünyaya benzeyen büyük ve geniş bir alana doğru gidiyordu.

 

21 Ve sayısız insan toplulukları gördüm; birçoğu yanında durduğum ağaca doğru giden yola ulaşabilmek için ileri doğru atılıyorlardı.

 

22 Ve öyle oldu ki onlar çıkıp ağaca doğru giden yolda yürümeye başladılar.

 

23 Ve öyle oldu ki etrafı koyu bir karanlık, evet, hatta son derece koyu bir karanlık bastı; öyle ki yolda yürümeye başlamış olanlar yollarını kaybettiler ve yoldan çıkıp kayboldular.

 

24 Ve öyle oldu ki başkalarının da ileri doğru atılıp ilerlediğini ve demir çubuğun ucundan yakaladığını gördüm; ve onlar koyu karanlığın içinde demir çubuğa sımsıkı sarılarak, hatta ağaca varıncaya ve meyvesinden yiyinceye kadar ileriye doğru atıldılar.

 

25 Ve ağacın meyvesinden yedikten sonra sanki utanıyorlarmış gibi etraflarına bakındılar.

 

26 Ve ben de etrafıma bakındığım da suyla dolu ırmağın karşı yakasında büyük ve geniş bir bina gördüm ve bina sanki yerden yüksekte havadaymış gibi duruyordu.

 

27 Ve bina hem yaşlı ve genç, hem erkek ve kadın birçok insanla doluydu ve onların giyiniş tarzları son derece güzeldi; ve onlar ağaca erişip meyveden yemekte olanlara doğru parmaklarını uzatıyor ve alaycı bir tavır sergiliyorlardı.

 

28 Ve meyveden tattıktan sonra kendileriyle alay edenler yüzünden utananlar yasak yollara saparak kayboldular.

 

29 Ve şimdi, ben Nefi, babamın söylediklerinin hepsini anlatmayacağım.

 

30 Fakat bunlara kısaca değinmek gerekirse, işte babam ileriye doğru atılan başka kalabalıklar gördü; ve onlar gelip demir çubuğun ucundan yakaladılar; ve devamlı demir çubuğa sımsıkı tutunarak, ağaca varıncaya ve yere kapanıp ağacın meyvesinden yiyinceye kadar kendi kendilerine ilerlemesini bildiler.

 

31 Ve babam aynı zamanda o büyük ve geniş binaya doğru elleriyle yollarını bulmaya çalışan başka kalabalıklar da gördü.

 

32 Ve öyle oldu ki birçok kimse su kaynağının derinliklerinde boğuldu ve birçokları da bilinmeyen yollarda başıboş dolaşırken babamın gözleri önünden kayboldu.

 

33 Ve bu garip binanın içine giren kalabalık çok büyüktü. Ve onlar, bu binaya girdikten sonra parmaklarını uzatarak benimle ve meyveden yiyenlerle alay ettiler; ama biz onlara aldırmadık.

 

34 Bunlar babamın söylediği sözlerdir: Onlara aldırış eden herkes doğru yoldan sapmıştır.

 

35 Ve babam: ALaman'la Lemuel meyveden yemediler@ dedi.

 

36 Ve öyle oldu ki babam gördüğü bu rüyası ya da görümü ile ilgili bütün sözlerini söyledikten sonra, söyledikleri ki çoktu, gördüğü bu şeyler yüzünden bize Laman ile Lemuel için son derece kaygılandığını söyledi; evet, babam onların Rab'bin huzurundan atılacağından korkuyordu.

 

37 Ve yine de sevecen bir babaya ait tüm duygularla, belki Rab onlara merhamet gösterir ve onları huzurundan atmaz diye, onları sözlerini dinlemeye teşvik etti; evet, babam onlara vaaz verdi.

 

38 Ve babam onlara vaaz verdikten ve ayrıca birçok konuda onlara peygamberlik ettikten sonra onlara Rab'bin emirlerini yerine getirmelerini emretti ve konuşmasını bitirdi.

 

 

9. BÖLÜM

 

Nefi iki çeşit kayıt tutar---Bunlara Nefi Levhaları denir‑‑‑Büyük levhalar dinsel olmayan konuların tarihini içerir‑‑‑Küçük levhalar ise önemli kutsal konuları ele alır. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve babam bütün bunları ve ayrıca bu levhalar üzerine yazılması mümkün olmayan önemli birçok şeyi Lemuel vadisinde bir çadırda yaşarken görüp duydu ve konuştu.

 

2 Ve şimdi, bu levhalar hakkında daha önce konuştuğum gibi, işte bunlar, üzerine halkımın tarihini tam olarak yazdığım levhalar değildir; çünkü halkımın tarihini tam olarak üzerine yazdığım levhalara, Nefi adını verdim; bu nedenle, onlar benim adımla Nefi Levhaları olarak bilinir; ve bu levhalar da Nefi Levhaları olarak bilinir.

 

3 Ancak, bu levhaları özel bir amaçla hazırlamam için Rab'den emir aldım; çünkü halkımın verdiği hizmetleri anlatan bir kaydın tutulması gerekiyordu.

 

4 Diğer levhaların üzerinde krallar yönetimini ve halkımın savaşlarını ve anlaşmazlıklarını anlatan bir kayıt tutulacaktır; bu nedenle, bu levhalar çoğunlukla verdiğimiz hizmeti anlatır ve diğer levhalar ise çoğunlukla krallar yönetimini ve halkımın savaşlarını ve anlaşmazlıklarını anlatır.

 

5 Bu nedenle, Rab bildiği bir amaç için bana bu levhaları hazırlamamı emretti; ben bu amacın ne olduğunu bilmiyorum.

 

6 Fakat Rab her şeyi başından bilir; bu nedenle insançocuklarının arasında yaptığı bütün işlerin başarılması için bir yolunu hazırlar; çünkü işte, Rab sözlerinin hepsini yerine getirebilecek tüm güce sahiptir. Ve bu böyledir. Amin.

 

 

10. BÖLÜM

 

Lehi, Yahudiler'in Babilliler tarafından tutsak edileceğini önceden bildirir‑‑‑Lehi, Yahudiler arasından bir Mesih'in, Kurtarıcı'nın, Fidye ile Kurtaran'ın çıkacağını söyler‑‑‑Lehi ayrıca Tanrı Kuzusu'nu vaftiz edecek birisinin geleceğini söyler‑‑‑Mesih'in ölümünü ve dirilişini anlatır--‑İsrail'in dağılışını ve toplanışını bir zeytin ağacına benzetir‑‑‑Nefi, Tanrı'nın Oğlu, Kutsal Ruh armağanı ve doğruluğa duyulan ihtiyaç konusunda konuşur. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve İşte, ben Nefi, bu levhalarda yaptığım işleri, yönetimimi ve hizmetimi anlatmaya devam ediyorum; bu yüzden tuttuğum kayıtlara devam edebilmek için, babamın ve kardeşlerimin yaptığı işler hakkında biraz konuşmalıyım.

 

2 Çünkü işte, öyle oldu ki babam rüyasını anlattıktan sonra ve ayrıca onları tüm gayretle çalışmaya teşvik ettikten sonra, onlara Yahudiler hakkında konuştu---

 

3 Öyle ki Yahudiler, hatta o büyük Yeruşalem şehri yıkıma uğradıktan ve birçok kişi Babil'e tutsak olarak götürüldükten sonra Rab'be uygun bir zamanda, onların tekrar geri dönmesi, evet, hatta tutsaklıktan çıkarılarak geri getirilmeleri gerekir; ve tutsaklıktan çıkarılıp geri getirildikten sonra mirasları olan ülkeyi tekrar yurt edineceklerdir.

 

4 Evet, babam Yeruşalem'den ayrıldıktan altı yüz yıl sonra Rab Tanrı, Yahudiler’in arasından bir peygamber, hatta Mesih'i ya da başka bir deyişle, Dünyanın Kurtarıcısını çıkaracak.

 

5 Ve babam aynı zamanda peygamberler hakkında konuştu; birçok peygamber onun sözünü etmiş olduğu bu Mesih ya da Dünyanın Fidye ile Kurtaranı hakkındaki bu şeylere tanıklık etmişti.

 

6 Bu nedenle bütün insanlık kaybolmuş ve düşmüş bir durumdaydı ve bu Fidye ile Kurtarana güvenmedikçe de sonsuza dek bu durumda kalacaklardı.

 

7 Ve babam Rab'bin yolunu hazırlamak üzere Mesih'ten önce gelecek olan bir peygamber hakkında da konuştu---

 

8 Evet, o çıkıp çölde şöyle haykıracak: Rab'bin yolunu hazırlayın ve O'nun yollarını düz edin; çünkü aranızda sizin bilmediğiniz biri duruyor; ve O benden daha güçlüdür ki ben onun çarığının bağını çözmeye bile layık değilim. Ve babam bu konu hakkında oldukça konuştu.

 

9 Ve babam onun Erden'in ötesinde Betabara'da vaftiz edeceğini söyledi; ve onun suyla vaftiz edeceğini, hatta Mesih'i bile suyla vaftiz edeceğini söyledi.

 

10 Ve o, Mesih'i suyla vaftiz ettikten sonra, dünyayı günahlarından arındıracak olan Tanrı Kuzusunu vaftiz etmiş olduğunu görecek ve buna tanıklık edecektir.

 

11 Ve öyle oldu ki babam bu sözleri söyledikten sonra kardeşlerime Yahudiler arasında vaaz edilecek olan Sevindirici Haber hakkında ve inançlarını yavaş yavaş kaybedecek olan Yahudiler hakkında da konuştu. Ve onlar gelecek olan Mesih'i öldürdükten sonra, yani O öldürüldükten sonra ölülerin arasından dirilecek ve kendisini Kutsal Ruh'un aracılığıyla Yahudi olmayan uluslara gösterecek.

 

12 Evet, babam Yahudi olmayan uluslar ve ayrıca İsrail Evi hakkında oldukça konuştu ve onların dalları kırılmış ve yeryüzünün her tarafına savrulmuş olan bir zeytin ağacına benzetilmesi gerekir dedi.

 

13 Bu nedenle babam, yeryüzünün her tarafına dağılmamız gerektiğini söyleyen Rab'bin sözünün yerine gelmesi için hep beraber vaadedilen diyara doğru götürülmemiz gerektiğini söyledi.

 

14 Ve İsrail Evi dağıtıldıktan sonra onların tekrar bir araya toplanmaları gerekir; başka bir deyişle özetlersek, Yahudi olmayan uluslar Sevindirici Haber’in tamamını kabul ettikten sonra zeytin ağacının doğal dalları, yani İsrail Evi'nden geri kalanlar aşılanacak, başka bir deyişle Rableri ve Fidye ile Kurtaran’ları olan gerçek Mesih'in bilgisine kavuşacaklardır.

 

15 Ve babam kardeşlerime bu şekilde konuşup peygamberlik etti; daha başka şeyler de söyledi, ama hepsini bu kitaba yazmadım; çünkü gerekli gördüğüm kısımların çoğunu diğer kitabıma yazdım.

 

16 Ve sözünü ettiğim bütün bu şeyler babam, Lemuel vadisinde bir çadırda kalırken oldu.

 

17 Ve öyle oldu ki ben Nefi, babamın bir görümde gördüğü bütün bu konulara ilişkin sözlerini ve Kutsal Ruh'un gücüyle konuştuğu sözlerini dinledikten sonra, bu güç ki ona Tanrı'nın Oğlu'na---ve Tanrı'nın Oğlu gelecek olan Mesih'ti---duyduğu inançtan ötürü verilmiştir, ben de bütün bu şeyleri Kutsal Ruh'un gücü sayesinde görüp duymayı ve bilmeyi istiyordum; bu güç, eski zamanlarda olduğu gibi O'nun kendisini insançocuklarına göstereceği zamanlarda da, O'nu gayretle bulmaya çalışanların hepsine verilecek olan Tanrı’nın bir armağanıdır.

 

18 Çünkü O dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır; ve eğer öyle olur da bütün insanlar tövbe edip O'na gelirlerse, yol onlar için dünyanın kuruluşundan beri hazır beklemektedir.

 

19 Çünkü gayretle arayan bulacaktır ve Tanrı'nın sırları, Kutsal Ruh'un gücüyle eski zamanlarda olduğu gibi bu zamanlarda da ve gelecek zamanlarda ise eski zamanlarda olduğu gibi onlara açıklanacaktır; dolayısıyla Rab'bin yolu sonsuz bir yuvarlaktır.

 

20 Bu yüzden ey insan, bütün yaptıkların için yargıya çıkarılacağını hatırla!

 

21 Bu nedenle, sen denenme günlerinde kötülük yapmaya çalışmışsan, o zaman Tanrı'nın yargı kürsüsü önünde kirli bulunacaksın; ve kirli olan hiçbir şey Tanrı ile beraber yaşayamaz; bunun için sonsuza dek dışarı atılacaksın.

 

22 Ve Kutsal Ruh bu şeyleri konuşmam için bana yetki veriyor ki ben bunları inkâr edemem.

 

 

                                                                    11. BÖLÜM

 

Nefi, Rab'bin Ruhu'nu görür ve ona bir görümde yaşam ağacı gösterilir‑‑‑Nefi, Tanrı’nın Oğlu'nun annesini görür ve Tanrı'nın ne kadar alçakgönüllü olduğunu öğrenir‑‑‑Tanrı Kuzusu'nun vaftizini, hizmetini ve çarmıha gerilişini görür‑‑‑Ayrıca Kuzu'nun On İki Havarisi’nin çağrılışını ve onların verdiği hizmeti görür. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Çünkü öyle oldu ki babamın görmüş olduğu bu şeyleri ben de bilmek istiyordum ve Rab'bin bunları bana bildirebileceğine inanıyordum; böyle oturmuş yüreğimde derin derin düşünürken, Rab'bin Ruhu beni alıp, evet daha önce hiç görmediğim ve ayağımı hiç basmadığım çok yüksek bir dağa götürdü.

 

2 Ve Ruh bana şöyle dedi: İşte, ne dilersin?

 

3 Ve ben: ABabamın gördüklerini görmek istiyorum@ dedim.

 

4 Ve Ruh bana şöyle dedi: Babanın sözünü etmiş olduğu ağacı gördüğüne inanıyor musun?

 

5 Ve ben: AEvet, babamın her sözüne inandığımı biliyorsun@ dedim.

 

6 Ve ben bu sözleri söyleyince Ruh yüksek bir sesle şöyle diyerek haykırdı: Rab'be, en yüce Tanrı'ya Hozana! Çünkü O, bütün Dünyanın Tanrısı’dır, evet, her şeyden üstündür. Ve ne mutlu sana Nefi! Çünkü sen en yüce Tanrı'nın Oğlu'na inanıyorsun; bu nedenle arzu ettiğin şeyleri göreceksin.

 

7 Ve işte sana işaret olarak şu verilecek: Babanın tattığı meyveyi taşıyan ağacı gördükten sonra gökten bir adamın indiğini de göreceksin ve O'na şahitlik edeceksin; ve O'nu gördüğüne şahit olduktan sonra O'nun Tanrı'nın Oğlu olduğuna dair tanıklık edeceksin.

 

8 Ve öyle oldu ki Ruh bana: ABak!@ dedi. Ve ben baktım ve bir ağaç gördüm; ve ağaç babamın görmüş olduğu ağaca benziyordu ve onun güzelliği her şeyin ötesindeydi; evet, her güzelliği aşmaktaydı ve ağacın beyazlığı gökten düşen kardan daha beyazdı.

 

9 Ve öyle oldu ki ağacı gördükten sonra Ruh'a: ABana her şeyden çok daha değerli olan ağacı göstermiş olduğunu görüyorum@ dedim.

 

10 Ve O bana şöyle dedi: Ne arzu ediyorsun?

 

11 Ve ben O'na: ABunun açıklamasını bilmek istiyorum@ dedim; çünkü onunla bir insanla konuşur gibi konuşuyordum; çünkü O'nun insan biçiminde olduğunu görüyordum; ama yine de onun Rab'bin Ruhu olduğunu biliyordum; ve O, benimle sanki insan insana konuşuyormuş gibi konuştu.

 

12 Ve öyle oldu ki bana: ABak!@ dedi. Ve ben O'na bakmak için döndüğümde, O'nu göremedim; çünkü yanımdan ayrılmıştı.

 

13 Ve öyle oldu ki bakıp büyük Yeruşalem şehrini ve başka şehirleri gördüm. Ve Nasıra şehrini gördüm; ve Nasıra şehrinde bir bakireyi gördüm ve o son derece beyaz ve güzeldi.

 

14 Ve öyle oldu ki göklerin açıldığını gördüm ve gökten bir melek inip önümde durdu ve bana: ANefi ne görüyorsun?@ dedi.

 

15 Ve ben ona: ABir bakireyi, bütün bakirelerin en güzelini ve en kusursuz olanını@ dedim.

 

16 Ve melek bana şöyle dedi: Tanrı'nın alçakgönüllü olduğunu biliyor musun?

 

17 Ve ben ona: ATanrı'nın, çocuklarını sevdiğini biliyorum; ancak bütün bu şeylerin anlamını bilmiyorum@ dedim.

 

18 Ve o bana şöyle dedi: İşte gördüğün bu bakire Tanrı'nın Oğlu'nun bedenen annesidir.

 

19 Ve öyle oldu ki onun Ruh tarafından alınıp götürüldüğünü gördüm ve Ruh tarafından alınıp götürüldükten bir müddet sonra melek bana konuştu: ABak!@ dedi.

 

20 Ve baktığımda bakireyi yine gördüm, kucağında bir çocuk taşıyordu.

 

21 Ve melek bana şöyle dedi: İşte Tanrı Kuzusu, evet, Ebedi Baba'nın Oğlu! Baba'nın görmüş olduğu ağacın anlamını biliyor musun?

 

22 Ve ona şöyle diyerek cevap verdim: Evet! Bu, insançocuklarının yüreğinden her yana saçılan Tanrı'nın sevgisidir; bu nedenle, bu sevgi her şeyden daha çok arzu edilir.

 

23 Ve bana şöyle diyerek konuştu: Evet ve ruhu en çok sevindiren budur.

 

24 Ve bu sözleri söyledikten sonra bana: ABak!@ dedi. Ve ben bakıp Tanrı'nın Oğlu'nun, insançocukları arasında ilerlediğini gördüm ve birçok kişinin O’nun ayaklarına kapanıp O’na büyük saygı gösterdiğini gördüm.

 

25 Ve öyle oldu ki babamın gördüğü demir çubuğun, diri suların kaynağına ya da yaşam ağacına götüren Tanrı'nın sözü olduğunu anladım; bu sular Tanrı'nın sevgisinin bir simgesidir; ve aynı zamanda bu yaşam ağacının da Tanrı'nın sevgisinin bir simgesi olduğunu anladım.

 

26 Ve melek bana yine şöyle dedi: Bak, Tanrı'nın alçakgönüllü olduğunu gör!

 

27 Ve ben bakıp babamın sözünü ettiği, dünyayı Fidye ile Kurtaranı gördüm ve ayrıca O'nun önünde yolu hazırlayacak olan peygamberi de gördüm. Ve Tanrı Kuzusu gidip onun tarafından vaftiz oldu; ve vaftiz olduktan sonra göklerin açıldığını ve Kutsal Ruh'un bir güvercin biçiminde gökten inip O'nun üzerine konduğunu gördüm.

 

28 Ve O'nun büyük bir yücelik ve kuvvetle ilerleyip halka hizmet ettiğini gördüm; ve kalabalıklar O'nu dinlemek için bir araya toplandılar; ve O'nu aralarından attıklarını gördüm.

 

29 Ve ayrıca on iki kişinin daha O'nu izlediğini gördüm. Ve öyle oldu ki onlar gözlerimin önünde Ruh tarafından alınıp götürüldüler ve onları göremez oldum.

 

30 Ve öyle oldu ki melek bana yine konuştu: ABak!@ dedi. Ve ben bakıp göklerin yine açıldığını gördüm ve meleklerin gökten gelip insançocuklarının üzerine indiklerini gördüm; ve melekler onlara hizmet ettiler.

 

31 Ve o bana yine konuştu: ABak!@ dedi. Ve ben bakıp Tanrı Kuzusu'nun insançocukları arasında ilerlediğini gördüm. Ve hasta yatan, her türlü hastalıktan acı çeken ve cinlerle kirli ruhlara esir olmuş kalabalık insanlar gördüm; ve melek bütün bunları bana söyleyip gösterdi. Ve onlar Tanrı Kuzusu'nun kudretiyle iyileştiler; ve cinlerle kirli ruhlar ise kovuldular.

 

32 Ve öyle oldu ki melek bana yine konuştu: ABak!@ dedi. Ve ben bakıp Tanrı Kuzusu'nun halk tarafından alınıp götürüldüğünü gördüm; evet, Sonsuz Tanrı'nın Oğlu, dünya tarafından yargılandı; ve ben bunu gördüm ve buna tanıklık ederim.

 

33 Ve ben Nefi, O'nun kaldırılıp çarmıha gerildiğini ve dünyanın günahları için öldürüldüğünü gördüm.

 

34 Ve O öldürüldükten sonra yeryüzündeki kalabalık toplulukların, Kuzu'nun havarilerine karşı savaşmak için bir araya toplandıklarını gördüm; çünkü Rab'bin meleği tarafından bu on iki kişiye böyle deniyordu.

 

35 Ve yeryüzündeki kalabalık topluluklar bir araya toplandılar; ve onların babamın gördüğü binaya benzeyen büyük ve geniş bir bina içinde olduğunu gördüm. Ve Rab'bin meleği bana yine şöyle deyip konuştu: İşte dünya ve dünya aklı! Evet, işte Kuzu'nun on iki havarisiyle savaşmak için İsrail Evi bir araya toplanmış.

 

36 Ve öyle oldu ki ben bu büyük ve geniş binanın dünyanın gururu olduğunu gördüm ve buna tanıklık ederim; ve bu bina yıkıldı ve yıkılışı son derece büyüktü. Rab'bin meleği bana yine şöyle diyerek konuştu: Kuzu'nun on iki havarisine karşı savaşacak her ulusun, sülalenin, dilin ve halkın yıkılışı böyle olacaktır.

 

 

                                                                    12. BÖLÜM

 

Nefi bir görümde vaadedilen diyarı, orada yaşayanların doğruluklarını, kötülüklerini ve çöküşlerini, Tanrı Kuzusu'nun onların arasına gelişini, On İki Öğrenci ile On İki Havari’nin İsrail'i nasıl yargılayacağını ve yavaş yavaş inançlarını kaybedenlerin tiksindirici ve kirli durumlarını görür. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve öyle oldu ki melek bana: ABak, kendi soyunu ve ayrıca kardeşlerinin soyunu gör!@ dedi. Ve ben bakıp bize vaadedilmiş olan diyarı gördüm; ve kalabalık topluluklar, evet, hatta denizlerdeki kum sayısı kadar çok insan gördüm.

 

2 Ve öyle oldu ki birbirleriyle savaşmak için bir araya toplanan kalabalıklar gördüm; ve savaşlar ve savaş söylentileri ve halkımın arasına kılıçla gelecek korkunç katliamlar gördüm.

 

3 Ve öyle oldu ki ülkede böyle savaşlar ve çatışmalar çıkarken, pek çok kuşağın ölüp gittiğini gördüm; ve pek çok şehir gördüm; evet, o kadar çoktu ki saymadım.

 

4 Ve öyle oldu ki vaadedilen bu diyarın üzerinde koyu bir karanlık gördüm; ve şimşekler gördüm ve gök gürültüleri, depremler ve her türlü patırtılı sesler işittim; ve yerin ve kayaların yarıldığını gördüm; ve dağların ufalandığını gördüm; ve yeryüzündeki ovaların bölündüğünü gördüm; ve birçok şehrin sulara gömüldüğünü gördüm; ve birçok şehrin ateşle yandığını gördüm; ve birçok şehrin sarsıntıyla yıkılıp yerle bir olduğunu gördüm.

 

5 Ve öyle oldu ki bunları gördükten sonra karanlık sisin yeryüzünden kalktığını gördüm; ve işte, Rab'bin gönderdiği büyük ve korkunç yargılara rağmen ayakta kalan kalabalıklar gördüm.

 

6 Ve göklerin açıldığını ve Tanrı Kuzusu'nun gökten indiğini gördüm; ve O aşağıya inip kendisini onlara gösterdi.

 

7 Ve ayrıca Kutsal Ruh'un diğer on iki kişinin üzerine indiğini gördüm ki buna tanıklık ederim; ve onlar Tanrı tarafından atanıp seçildiler.

 

8 Ve melek bana şöyle deyip konuştu: İşte senin soyuna hizmet etmek üzere seçilen Kuzu'nun on iki öğrencisi!

 

9 Ve o bana şöyle dedi: Kuzu'nun on iki havarisini hatırlıyor musun? İşte İsrail'in on iki oymağını yargılayacak olanlar onlardır; bu nedenle soyundan gelecek olan on iki hizmetkâr onlar tarafından yargılanacaklardır; çünkü siz İsrail Evi'ndensiniz.

 

10 Ve gördüğün bu on iki hizmetkâr da senin soyunu yargılayacaklar. Ve işte, onlar sonsuza dek doğrudurlar; çünkü Tanrı Kuzusu'na olan inançlarından ötürü onların giysileri Kuzu'nun kanıyla beyazlatılmıştır.

 

11 Ve melek bana: ABak!@ dedi. Ve ben bakıp üç kuşağın doğruluk içinde ölüp gittiğini gördüm; ve onların giysileri Tanrı Kuzusu'nun giysisi kadar beyazdı. Ve melek bana şöyle dedi: Bunlar Kuzu'ya olan inançlarından ötürü Kuzu'nun kanıyla bembeyaz edilmişlerdir.

 

12 Ve ben Nefi, dördüncü kuşaktan birçok kişinin de doğruluk içinde ölüp gittiğini gördüm.

 

13 Ve öyle oldu ki yeryüzündeki kalabalık toplulukların bir araya geldiğini gördüm.

 

14 Ve melek bana şöyle dedi: İşte senin ve ayrıca kardeşlerinin soyu!

 

15 Ve öyle oldu ki baktım ve soyumdan gelen halkın, kardeşlerimin soyuna karşı büyük kalabalıklar halinde birleştiğini gördüm; ve onlar savaşmak üzere bir araya toplanmışlardı.

 

16 Ve melek bana şöyle diyerek konuştu: Bak, babanın gördüğü pis suyun kaynağı! Evet, hatta sözünü ettiği ırmak! Bu ırmağın derinlikleri cehennemin derinlikleridir.

 

17 Ve insançocuklarının gözlerini kör edip yüreklerini katılaştıran ve mahvolup kaybolmaları için onları geniş yollara sürükleyen bu koyu karanlık da şeytanın ayartmalarıdır.

 

18 Ve babanın gördüğü o büyük ve geniş bina ise insançocuklarının boş hayalleri ve gururudur. Ve korkunç ve derin bir uçurum onları birbirinden ayırır; evet, hatta Ebedi Tanrı'nın adalet sözü ve Kutsal Ruh'un dünyanın başlangıcından şu ana kadar tanıklık ettiği ve şu andan itibaren sonsuza dek tanıklık edeceği Tanrı Kuzusu Mesih, onları birbirinden ayırır.

 

19 Ve melek bu sözleri söylerken bakıp meleğin dediği gibi kardeşlerimin soyunun benim soyumla çarpıştığını gördüm; ve soyumun gururu ve şeytanın ayartmaları yüzünden kardeşlerimin soyunun soyumdan gelen halka üstün geldiğini gördüm.

 

20 Ve öyle oldu ki baktım ve kardeşlerimin soyundan gelen halkın benim soyumu yenilgiye uğrattığını gördüm; ve onlar kalabalık halde ülkenin her tarafına yayıldılar.

 

21 Ve onların kalabalık gruplar oluşturarak bir araya toplandıklarını gördüm; ve aralarında savaşların ve savaş söylentilerinin çıktığını gördüm; ve savaşlar ve savaş söylentileri içinde birçok kuşağın ölüp gittiğini gördüm.

 

22 Ve melek bana şöyle dedi: İşte bunlar yavaş yavaş inançlarını kaybedecekler.

 

23 Ve öyle oldu ki inançlarını yavaş yavaş kaybettikten sonra onların her türlü tembellik ve iğrençlikle dolu, kara, tiksindirici ve pis bir halk olduklarını gördüm.

 

 

                                                                    13. BÖLÜM

 

Nefi gördüğü bir görümde şeytanın kilisesinin Yahudi olmayan ulusların arasında kurulduğunu, Amerika'nın keşfini ve kolonileştirilmesini, Kutsal Kitap'tan birçok değerli ve kolay anlaşılır kısımların kayboluşunu, bunun sonucu olarak da Yahudi olmayan ulusların doğru inançtan sapmalarını, Sevindirici Haber’in geri getirilişini, son günlerde verilecek kutsal yazıları ve Sion'un kuruluşunu görür. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve öyle oldu ki melek bana konuştu: ABak!@ dedi. Ve ben bakıp birçok ulus ve krallık gördüm.

 

2 Ve melek bana şöyle dedi: Ne görüyorsun? Ve ben: ABirçok ulus ve krallık görüyorum@ dedim.

 

3 Ve o bana şöyle dedi: İşte bunlar, Yahudi olmayan uluslar ve krallıklardır.

 

4 Ve öyle oldu ki ben, Yahudi olmayan ulusların arasında büyük bir kilisenin kurulduğunu gördüm.

 

5 Ve melek bana şöyle dedi: İşte, Tanrı'nın azizlerini öldüren, evet ve onlara işkence eden ve onların haklarını kısıtlayan ve onları demir boyunduruğa vurup tutsaklığa sürükleyen, bütün diğer kiliselerden daha da iğrenç olan kilisenin kurulduğunu gör.

 

6 Ve öyle oldu ki ben, bu büyük ve iğrenç kiliseyi gördüm; ve kurucusunun şeytan olduğunu gördüm.

 

7 Ve ben ayrıca altınlar ve gümüşler ve ipekler ve kırmızılar ve ince dokunmuş ketenler ve her türlü kıymetli elbiseler gördüm; ve bir sürü fahişe gördüm.

 

8 Ve melek bana şöyle deyip konuştu: İşte, bu altınlar ve bu gümüşler ve bu ipekler ve bu kırmızılar ve bu ince dokunmuş ketenler ve bu kıymetli elbiseler ve bu fahişeler, bu büyük ve iğrenç kilisenin arzusudur.

 

9 Ve onlar üstelik dünyanın övgüsünü kazanmak için Tanrı'nın azizlerini de öldürürler ve onları tutsaklığa sürüklerler.

 

10 Ve öyle oldu ki ben baktım ve karşımda engin sular gördüm ve bu sular kardeşlerimin soyunu Yahudi olmayan uluslardan ayırıyordu.

 

11 Ve öyle oldu ki melek bana şöyle dedi: Bak, Tanrı'nın gazabı kardeşlerinin soyu üzerinde!

 

12 Ve ben baktım ve bu sular yüzünden kardeşlerimin soyundan ayrı kalmış olan Yahudi olmayan ulusların arasında bir adam gördüm; ve Tanrının Ruhu'nun inip bu adamda etkin olduğunu gördüm; ve bu adam engin suların üzerinden geçip vaadedilen diyarda bulunan kardeşlerimin soyuna ulaştı.

 

13 Ve öyle oldu ki ben, Tanrı'nın Ruhu'nun Yahudi olmayan başka ulusların arasında da etkin olduğunu gördüm; ve onlar da tutsaklıktan kaçarak engin sulara açıldılar.

 

14 Ve öyle oldu ki Yahudi olmayan uluslardan birçok topluluğu, bu vaadedilen diyarda gördüm; ve Tanrı'nın gazabının kardeşlerimin soyunun üzerinde olduğunu gördüm; ve onlar vuruldular ve Yahudi olmayan ulusların önünde darmadağın edildiler.

 

15 Ve ben Rab'bin Ruhu'nun Yahudi olmayan ulusların üzerinde olduğunu ve onların refaha kavuşup bu toprakları mirasları olarak aldıklarını gördüm; ve onların halkımın katledilmeden önce olduğu gibi açık tenli, çok çekici ve güzel olduklarını gördüm.

 

16 Ve öyle oldu ki ben Nefi, tutsaklıktan kaçmış olan Yahudi olmayan ulusların Rab'bin önünde kendilerini alçalttıklarını gördüm; ve Rab'bin gücü onlarla beraberdi.

 

17 Ve ben Yahudi olmayan anne ulusların, onlarla savaşmak üzere suda ve karada bir araya toplandığını gördüm.

 

18 Ve Tanrı'nın gücünün onlarla beraber olduğunu ve ayrıca Tanrı'nın gazabının onlarla savaşmak için toplanan herkesin üzerinde olduğunu gördüm.

 

19 Ve ben Nefi, tutsaklıktan kaçmış bu Yahudi olmayan ulusların bütün diğer ulusların ellerinden Tanrı'nın gücüyle kurtarıldığını gördüm.

 

20 Ve öyle oldu ki ben Nefi, onların ülkede refaha kavuştuklarını gördüm; ve bir kitap gördüm ve bu kitap onların yanında her yere götürülüyordu.

 

21 Ve melek bana şöyle dedi: Bu kitabın ne anlama geldiğini biliyor musun?

 

22 Ve ben, ona: ABilmiyorum!@ dedim.

 

23 Ve o şöyle dedi: İşte kitap bir Yahudi'nin ağzından çıkmıştır. Ve ben Nefi, bu kitabı gördüm; ve melek bana şöyle dedi: Gördüğün bu kitap, Rab'bin İsrail Evi'yle yaptığı antlaşmaları içeren Yahudiler'den gelen bir kayıttır; ve kitap ayrıca kutsal peygamberlerin ettiği peygamberliklerin pek çoğunu içerir; ve kitap pirinç levhaların üzerine işlenmiş olan yazılara benzeyen bir kayıt olsa da o kadar uzun değildir; yine de Rab'bin İsrail Evi ile yaptığı antlaşmaları içerir; bu nedenle, bunlar Yahudi olmayan uluslar için büyük bir değer taşır.

 

24 Ve Rab'bin meleği bana şöyle dedi: Sen bu kitabın bir Yahudi’nin ağzından çıktığını gördün; ve bu kitap bir Yahudi'nin ağzından çıktığı zaman, Rab'bin Sevindirici Haberi'nin tümünü içermekteydi. On iki havariler, Rab’be tanıklık ederler ve Tanrı Kuzusu’ndaki gerçeklere göre tanıklık ederler.

 

25 Bu nedenle, bu şeyler Tanrı'daki gerçeklere uygun olarak Yahudiler'den Yahudi olmayan uluslara saf bir şekilde ulaşır.

 

26 Ve bunlar Yahudiler'den Yahudi olmayan uluslara Kuzu'nun on iki havarisinin eliyle götürüldükten sonra, bütün diğer kiliselerin en iğrenci olan o büyük ve iğrenç kilisenin kurulduğunu göreceksin; çünkü işte, onlar Kuzu'nun Sevindirici Haberi'nden en değerli ve kolay anlaşılır kısımların çoğunu çıkarmışlardır; ve ayrıca Rab'bin antlaşmalarının çoğunu da oradan çıkarıp atmışlardır.

 

27 Ve onlar, bütün bunları Rab'bin doğru yollarını saptırmak, insançocuklarının gözlerini kör etmek ve onların yüreklerini katılaştırmak için yapmışlardır.

 

28 Bu nedenle görüyorsun ki bu kitap, büyük ve iğrenç kilisenin elinden geçtikten sonra birçok değerli ve kolay anlaşılır kısımlar Tanrı Kuzusu'nun kitabı olan bu kitaptan çıkarılmıştır.

 

29 Ve bu değerli ve kolay anlaşılır kısımlar çıkarıldıktan sonra kitap, Yahudi olmayan bütün uluslara ulaşır ve Yahudi olmayan bütün uluslara ulaştıktan, evet, hatta tutsaklıktan kaçtıklarını gördüğün Yahudi olmayan ulusların eliyle engin suların üzerinden geçtikten sonra---Tanrı Kuzusu'ndaki açıklığa göre, insançocuklarının anlayışına açık olan, değerli ve kolay anlaşılır pek çok kısım bu kitaptan çıkarıldığı için---bu şeyler Kuzu'nun Sevindirici Haber’inden çıkarıldığı için çok sayıda insanın tökezlediğini, evet, o kadar çok tökezlediğini görüyorsun ki şeytan onların üzerinde büyük bir güce sahiptir.

 

30 Buna rağmen tutsaklıktan kaçan ve Rab Tanrı'nın babanla yaptığı antlaşmaya göre, onun soyunun mirasları olarak alacağı, diğer ülkelerden çok daha seçkin olan bu topraklarda, bu Yahudi olmayan ulusların Tanrı'nın kudretiyle diğer ulusların hepsinden daha çok yükseltilmiş olduğunu görüyorsun; dolayısıyla görüyorsun ki Rab Tanrı, kardeşlerinin arasındaki senin soyundan gelen melez halkın Yahudi olmayan uluslar tarafından tamamıyla yok edilmesine izin vermeyecektir.

 

31 Ve Yahudi olmayan ulusların senin kardeşlerinin soyunu yok etmesine de izin vermeyecektir.

 

32 Ve Kuzu'nun Sevindirici Haber’ine ait olan en değerli ve kolay anlaşılır kısımlar, kuruluşunu gördüğün o iğrenç kilise tarafından saklandığı için Rab Tanrı, Yahudi olmayan ulusların içinde bulunduklarını gördüğün bu korkunç kör durumda sonsuza dek kalmalarına izin vermeyecektir.

 

33 Bu nedenle şöyle diyor Tanrı Kuzusu: İsrail Evi'nden geriye kalanları büyük bir yargıyla yoklarken, Yahudi olmayan uluslara karşı merhametli olacağım.

 

34 Ve öyle oldu ki Rab'bin meleği bana şöyle deyip konuştu: İşte şöyle diyor Tanrı Kuzusu: İsrail Evi'nden geri kalanları yokladıktan sonra---ve hakkında konuştuğum bu insanlar babanın soyudur---bu nedenle onları yargıyla yokladıktan ve Yahudi olmayan ulusların eliyle vurduktan sonra; ve Kuzunun Sevindirici Haber’inin en değerli ve kolay anlaşılır kısımları fahişelerin anası olan bu iğrenç kilise tarafından saklandığı için Yahudi olmayan uluslar epeyce tökezledikten sonra, diyor Kuzu: O gün Yahudi olmayan uluslara karşı o kadar merhametli olacağım ki değerli ve anlaması kolay Sevindirici Haberim’in çoğunu onlara kendi gücümle getireceğim, diyor Kuzu.

 

35 Çünkü işte, şöyle diyor Kuzu: Kendimi senin soyuna göstereceğim; öyle ki onlara öğreteceğim değerli ve kolay anlaşılır birçok şeyi onlar yazacaklar; ve senin soyun yok edildikten ve kardeşlerinin soyu da senin soyun gibi yavaş yavaş inançlarını kaybettikten sonra, işte bu şeyler Kuzu'nun armağanı ve gücüyle Yahudi olmayan uluslara gelmesi için saklanacaktır.

 

36 Ve benim Sevindirici Haberim, kayam ve kurtuluşum onlarda yazılacak, diyor Kuzu.

 

37 Ve o gün Sion'u kurmaya çalışanlara ne mutlu! Çünkü onlar Kutsal Ruh armağanına ve gücüne sahip olacaklar; ve sonuna kadar dayanırlarsa son günde yukarı alınarak Kuzunun Sonsuz Krallığı'nda kurtulacaklardır; ve barışı, evet, büyük sevinç dolu haberleri ilan edenler dağlar üzerinde ne güzel olacaklardır!

 

38 Ve öyle oldu ki kardeşlerimin soyundan geri kalanları ve ayrıca Yahudi ağzından çıkmış olan Tanrı Kuzusu'nun kitabını gördüm; öyle ki bu kitap Yahudi olmayan uluslar tarafından kardeşlerimin soyundan geri kalanlara getirildi.

 

39 Ve bu kitap onlara ulaştıktan sonra Yahudi olmayan ulusları, kardeşlerimin soyundan geriye kalanları ve ayrıca yeryüzünün her tarafına dağıtılmış olan Yahudileri, peygamberlerin ve Kuzu’nun on iki havarisinin tuttuğu kayıtların doğruluğuna inandırmak için, Yahudi olmayan uluslardan onlara Kuzu'nun kudretiyle gelen başka kitaplar gördüm.

 

40 Ve melek bana şöyle deyip konuştu: Yahudi olmayan ulusların arasında gördüğün bu son kayıtlar Kuzu'nun on iki havarisinin kayıtları olan ilk kayıtların gerçekliğini ortaya koyacak ve ilk kayıtlardan çıkarılmış olan değerli ve kolay anlaşılır kısımları gösterecektir; ve bütün sülalelere, dillere ve halklara Tanrı Kuzusu'nun Ebedi Baba'nın Oğlu ve Dünya’nın Kurtarıcısı olduğunu bildirecektir; ve bütün insanların O'na gelmelerini, yoksa kurtulamayacaklarını bildirecektir.

 

41 Ve bu son kayıtlar Kuzu'nun ağzından çıkacak sözlere göre gelecektir; ve Kuzu'nun sözleri Kuzu'nun on iki havarisinin kayıtlarında olduğu gibi senin soyunun kayıtlarında da bildirilecektir; bu nedenle kayıtların ikisi de bir kayıt olarak birleşecektir; çünkü dünyadaki herkes için tek bir Tanrı ve tek bir Çoban vardır.

 

42 Ve O'nun kendisini bütün uluslara hem Yahudiler'e hem de Yahudi olmayan uluslara göstereceği zaman gelmektedir; ve O kendisini Yahudiler'e ve ayrıca Yahudi olmayan uluslara gösterdikten sonra, kendisini hem Yahudi olmayan uluslara hem de Yahudiler'e gösterecektir ve sonuncular birinci ve birinciler sonuncu olacaktır.

 

 

                                                                    14. BÖLÜM

 

Bir melek, Nefi'ye Yahudi olmayan ulusların alacağı bereketlerden ve uğrayacağı lanetlerden söz eder‑‑‑Yalnızca iki kilise vardır: Tanrı Kuzusu'nun Kilisesi ve şeytanın kilisesi---Tanrı'nın azizleri bütün uluslarda büyük ve iğrenç kilisenin zulmüne uğrar‑‑‑Havari Yuhanna dünyanın sonu hakkında yazacaktır. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve öyle olacak ki Tanrı Kuzusu kendisini, sözüyle, kudretiyle ve özellikle yaptıklarıyla Yahudi olmayan uluslara, onların tökezleme taşlarını ortadan kaldırmak için göstereceği gün, eğer Yahudi olmayan uluslar O'na kulak verirlerse---

 

2 Ve Tanrı Kuzusu'na karşı yüreklerini katılaştırmazlarsa, onlar babanın soyunun arasında sayılacaklardır; evet, İsrail Evi arasında sayılarak, bu vaadedilen diyarda sonsuza dek kutsanmış bir halk olacaklardır; bir daha tutsaklığa getirilmeyeceklerdir ve İsrail Evi bir daha başkalarıyla hiç karışmayacaktır.

 

3 Ve insanların ruhlarını cehenneme sürüklemek için şeytanın ve onun çocukları tarafından kurulan o büyük ve iğrenç kilisenin onlar için kazdığı o büyük çukur---evet, insanlığı yok etmek üzere kazılmış olan o büyük çukur, çukuru kazanlar tarafından dolacak ve onlar mutlak bir yıkıma uğrayacaktır, diyor Tanrı Kuzusu. Bu, ruhun yok olması değil, ruhun sonu olmayan o cehenneme atılmasıdır.

 

4 Çünkü işte bu, şeytanın tutsaklığına ve ayrıca Tanrı'nın adaletine göre, Tanrı'nın önünde kötülük işleyip iğrençlik yapan herkesin başına gelecektir.

 

5 Ve öyle oldu ki melek ben Nefi'ye şöyle diyerek konuştu: Gördüğün gibi Yahudi olmayan uluslar tövbe ederlerse, onlar için her şey iyi olacak; ve Rab'bin İsrail Evi'yle yapmış olduğu antlaşmaları da biliyorsun; ve tövbe etmeyen herkesin mahvolacağını da işitmişsindir.

 

6 Bu yüzden, öyle olur da Yahudi olmayan uluslar Tanrı Kuzusu'na karşı yüreklerini katılaştırırlarsa, vay onların haline!

 

7 Çünkü insançocukları arasında yapacağım büyük ve olağanüstü bir işin zamanı geldi, diyor Tanrı Kuzusu: Bu iş, ya bu elimde ya da öbür elimde sonsuza dek sürecek; onları ya barışa ve sonsuz yaşama inandıracak ya da kendi yüreklerinin katılığına ve zihinlerinin körlüğüne teslim edecektir; ve önceden söylediğim gibi, şeytanın tutsaklığı altında, hem ruhen hem de bedenen tutsaklığa getirilip yıkıma uğrayacaklardır.

 

8 Ve öyle oldu ki melek bu sözleri söyledikten sonra bana şöyle dedi: Baba'nın, İsrail Evi ile yaptığı antlaşmaları hatırlıyor musun? Ona: AEvet!@ dedim.

 

9 Ve öyle oldu ki melek bana şöyle dedi: Bak ve iğrençliklerin anası olan, kurucusunun şeytan olduğu o büyük ve iğrenç kiliseyi gör.

 

10 Ve bana şöyle dedi: İşte sadece iki kilise vardır: Biri Tanrı Kuzusu'nun Kilisesi ve diğeri de şeytanın kilisesidir; bu nedenle Tanrı Kuzusu'nun Kilisesi'nden olmayan herkes, iğrençliklerin anası olan o büyük kiliseden sayılır ve o kilise bütün dünyanın fahişesidir.

 

11 Ve öyle oldu ki ben bakıp bütün dünyanın fahişesini gördüm ve fahişe birçok suyun üzerinde oturuyordu; ve onun bütün dünyadaki her ulusun, sülalenin, dilin ve halkın arasında hükmü vardı.

 

12 Ve öyle oldu ki Tanrı Kuzusu’nun Kilisesini gördüm ve kilise üyelerinin sayısı birçok suyun üzerinde oturan fahişenin kötülükleri ve iğrençlikleri yüzünden azdı; buna rağmen, Tanrı'nın azizleri olan Kuzu’nun Kilisesi’nin de yeryüzünün her tarafında olduğunu gördüm; ve gördüğüm bu büyük fahişenin kötülükleri yüzünden, onların yeryüzündeki egemenlikleri azdı.

 

13 Ve öyle oldu ki iğrençliklerin büyük anasının, Tanrı Kuzusu'na karşı savaşmak için yeryüzünün her tarafında, Yahudi olmayan bütün ulusların arasından büyük kalabalıkları topladığını gördüm.

 

14 Ve öyle oldu ki ben Nefi, Tanrı Kuzusu'nun kudretinin yeryüzünün her tarafına dağılmış olan Kuzunun Kilisesi’ndeki azizlerin ve Rab'bin antlaşmalı halkının üzerine indiğini gördüm; ve onlar büyük bir yücelik içinde, doğrulukla ve Tanrı’nın kudretiyle silahlandılar.

 

15 Ve öyle oldu ki Tanrı'nın gazabının o büyük ve iğrenç kilisenin üzerine boşaldığını gördüm; öyle ki dünyadaki her ulusun ve sülalenin arasında savaşlar ve savaş söylentileri çıktı.

 

16 Ve iğrençliklerin anasına ait olan bütün ulusların arasında savaşlar ve savaş söylentileri çıkmaya başlayınca, melek bana şöyle deyip konuştu: İşte Tanrı'nın gazabı fahişelerin anasının üzerinde! Ve işte, bütün bu şeyleri görüyorsun.

 

17 Ve Tanrı'nın gazabının, kurucusunun şeytan olduğu, bütün dünyanın büyük ve iğrenç kilisesi olan fahişelerin anasının üzerine döküleceği gün geldiğinde, işte o gün, Baba'nın işi İsrail Evi'nden olan halkıyla yaptığı antlaşmaların yerine gelmesini sağlayacak yolu hazırlamak için başlayacaktır.

 

18 Ve öyle oldu ki melek bana konuştu: ABak!@ dedi.

 

19 Ve ben bakıp birisini gördüm ve o beyaz bir kaftan giymişti.

 

20 Ve melek bana şöyle dedi: İşte Kuzu'nun on iki havarilerinden biri.

 

21 İşte o, bu şeylerin geri kalan kısmını, evet ve aynı zamanda olup biten birçok şeyi görüp yazacaktır.

 

22 Ve o hem de dünyanın sonu hakkında yazacaktır.

 

23 Bu nedenle, onun yazacağı şeyler doğru ve gerçektir; ve işte, onlar Yahudi'nin ağzından çıktığını gördüğün bu kitapta yazılıdır; ve bunlar Yahudi'nin ağzından çıktığı zaman, yani Yahudi'nin ağzından bu kitap çıktığı zaman, içinde yazılı olanlar açık, saf ve en değerli olan şeylerdi ve bütün insanların kolayca anlayabileceği bir şekildeydi.

 

24 Ve işte, Kuzu'nun bu havarisinin yazacağı birçok şeyi gördün; ve işte, geri kalanları da göreceksin.

 

25 Fakat bundan sonra göreceğin şeyleri yazmayacaksın; çünkü Rab Tanrı, Tanrı Kuzusu'nun havarisini bunları yazması için atadı.

 

26 Ve Tanrı, bütün her şeyi daha önce yaşayan başka insanlara da göstermiştir ve onlar da gördüklerini yazmışlardır; ve bunlar Kuzu'daki gerçeklere göre Rab'bin kendisi için uygun gördüğü bir zamanda tüm saflığıyla İsrail Evi'ne getirilmek üzere mühürlenmiştir.

 

27 Ve ben Nefi, meleğin söylediği gibi, Kuzu'nun havarisinin adının Yuhanna olduğunu duydum ve buna tanıklık ederim.

 

28 Ve işte gördüğüm ve duyduğum bu şeylerin geri kalan kısmını yazmam ben Nefi'ye yasaklandı; bu nedenle yazdıklarım bana yeterli geliyor; ve ben gördüğüm şeylerin sadece küçük bir kısmını yazıyorum.

 

29 Ve babamın gördüğü şeyleri gördüğüme ve Rab'bin meleğinin bunları bana bildirdiğine tanıklık ederim.

 

30 Ve şimdi, Ruh tarafından alınıp götürülmüşken gördüğüm bu şeyler hakkındaki sözlerime son veriyorum; ve gördüğüm şeylerin hepsi yazılmış olmasa da yazdıklarımın hepsi doğrudur. Ve bu böyledir. Amin.

 

 

                                                                    15. BÖLÜM

 

Lehi'nin soyu Sevindirici Haberi, Yahudi olmayan uluslardan son günlerde alacaktır‑‑‑İsrail'in toplanışı doğal dalları tekrar kendisine aşılanacak bir zeytin ağacına benzetilir‑‑‑Nefi yaşam ağacına ait görümün yorumunu yapar ve kötüleri doğruların arasından ayıran Tanrı'nın adaletinden konuşur. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

Ve öyle oldu ki ben Nefi, Ruh tarafından alınıp götürüldükten ve bütün bu şeyleri gördükten sonra babamın çadırına geri döndüm.

 

2 Ve öyle oldu ki kardeşlerimi gördüm ve onlar babamın kendilerine söylemiş olduğu sözler yüzünden birbirleriyle tartışıyorlardı.

 

3 Çünkü babam gerçekten de onlara, Rab'be sorulmadıkça, anlaşılması güç olacak birçok önemli şeyler söylemişti; ve kardeşlerim katı yürekli oldukları için gerektiği şekilde Rab'be güvenmemişlerdi.

 

4 Ve şimdi ben Nefi, onların yüreklerinin katılığından dolayı ve ayrıca görmüş olduğum bu şeyler yüzünden üzülüyordum ve insançocuklarının büyük kötülükleri yüzünden bu şeylerin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğunu biliyordum.

 

5 Ve öyle oldu ki çektiğim acılara yenik düştüm; çünkü halkımın çöküşünü görmüştüm; onların yıkıma uğrayacağını gördüğüm için, çektiğim acıların her şeyden daha beter olduğunu düşünüyordum.

 

6 Ve öyle oldu ki gücüm yerine geldikten sonra kardeşlerimle konuştum; onlardan tartışmalarının sebebini öğrenmek istiyordum.

 

7 Ve onlar: Aİşte, babamızın zeytin ağacının doğal dalları hakkında ve Yahudi olmayan uluslar hakkında konuştuğu sözleri anlayamıyoruz@ dediler.

 

8 Ve ben onlara: ARab'be sordunuz mu?@ dedim.

 

9 Ve onlar bana: ASormadık! Çünkü Rab bu tür şeyleri bize bildirmez!@ dediler.

 

10 İşte, onlara: ANasıl oluyor da Rab'bin emirlerini yerine getirmiyorsunuz? Nasıl oluyor da yüreklerinizin katılığı yüzünden mahvolmak istiyorsunuz?@ dedim.

 

11 Rab'bin şu sözlerini hatırlamıyor musunuz?---Eğer yüreklerinizi katılaştırmaz, emirlerimi gayretle tutar ve alacağınıza inanarak bana inançla sorarsanız, elbette bu şeyler sizlere bildirilecektir---

 

12 İşte size söylüyorum ki İsrail Evi, babamızın içindeki Rab'bin Ruhu tarafından bir zeytin ağacına benzetilmiştir; ve işte biz İsrail Evi'nden kopmadık mı ve İsrail Evi'ne ait bir dal değil miyiz?

 

13 Ve şimdi babamızın, doğal dalların Yahudi olmayan bütün ulusların aracılığıyla aşılanması hakkında demek istediği şudur: Soyumuz son günlerde yavaş yavaş inancını kaybedeceği zaman, evet, Mesih'in insançocuklarına bedende görüneceği zamandan yıllar ve kuşaklar sonra, işte o zaman Mesih'in Sevindirici Haber’inin tamamı, Yahudi olmayan uluslara gelip onlardan da soyumuzdan geri kalanlara ulaşacaktır---

 

14 Ve o gün, soyumuzdan geriye kalanlar, kendilerinin İsrail Evi'nden olduklarını ve Rab'bin antlaşmalı halkı olduğunu bileceklerdir; ve o zaman kendi atalarının kimler olduğunu anlayıp öğrenecekler ve ayrıca Fidye ile Kurtaran'larının atalarına verdiği Sevindirici Haber’i öğreneceklerdir; böylece onlar Fidye ile Kurtaran'larına gelip nasıl kurtulacaklarını bilmek için O'nun hakkında ve O'nun öğretilerinin ayrıntılarını öğreneceklerdir.

 

15 Ve o gün geldiğinde, onlar sevinip kayaları ve kurtuluşları olan Sonsuz Tanrı'yı övmeyecekler mi? Evet, o gün gerçek asmadan güç ve besin almayacaklar mı? Evet, Tanrı'nın gerçek sürüsüne katılmayacaklar mı?

 

16 İşte, size söylüyorum: Evet, onlar İsrail Evi içinde yine hatırlanacaklar; zeytin ağacının doğal bir dalı oldukları için gerçek zeytin ağacına aşılanacaklardır.

 

17 Ve babamız şunu söylemek istemiştir; ve soyumuzun Yahudi olmayan uluslar tarafından dağıtılıncaya kadar bunun gerçekleşmeyeceğini demek istemiştir; ve Rab'bin, Yahudi olmayan uluslara gücünü gösterebilmesi için Sevindirici Haber’in Yahudi olmayan ulusların aracılığıyla getirileceğini söylemek istemiştir; işte bu yüzden Rab, Yahudiler tarafından ya da İsrail Evi tarafından reddedilecektir.

 

18 Bu nedenle, babamız son günlerde yerine gelecek olan bu antlaşmaya dikkat çekerek yalnızca kendi soyumuzdan söz etmemiş, ama aynı zamanda bütün İsrail Evi'nden de söz etmiştir; bu antlaşmayı Rab, atamız İbrahim'le yapmış ve ona şöyle demiştir: Senin soyunun aracılığıyla dünyadaki bütün sülaleler bereketlenecek.

 

19 Ve öyle oldu ki ben Nefi, kardeşlerime bu şeyler hakkında çok konuştum; evet, onlara Yahudiler'in son günlerde nasıl geri getirileceklerini söyledim.

 

20 Ve onlara Yahudiler'in, yani İsrail Evi'nin geri dönüşü hakkında konuşan İşaya'nın sözlerini sayıp döktüm; ve onlar geri döndükten sonra bir daha başkalarıyla hiç karışmayacaklar ve dağıtılmayacaklardı. Ve öyle oldu ki kardeşlerime o kadar çok şey söyledim ki sakinleştiler ve Rab'bin önünde kendilerini alçalttılar.

 

21 Ve öyle oldu ki onlar benimle yine konuşup şöyle dediler: Babamızın rüyasında gördüğü bu şeyin anlamı nedir? Onun gördüğü ağacın anlamı nedir?

 

22 Ve ben onlara: ABu, yaşam ağacının bir simgesiydi@ dedim.

 

23 Ve onlar bana: ABabamızın gördüğü ağaca doğru götüren demir çubuğun anlamı nedir?@ dediler.

 

24 Ve onlara bu demir çubuğun Tanrı'nın sözü olduğunu ve Tanrı'nın sözüne kulak verenlerin ve ona sıkı sıkı tutunanların hiç bir zaman mahvolmayacağını ve düşmanın onları yıkıma sürüklemek için kullanacağı ateşli okların ve ayartmaların onları alt edemeyeceğini ve kör edemeyeceğini söyledim.

 

25 Bu nedenle ben Nefi, kardeşlerimi Rab'bin sözlerine dikkat etmeye teşvik ettim; evet, ruhumun bütün gücüyle ve olanca yeteneğimle onları Tanrı'nın sözlerine dikkat etmeye ve O'nun emirlerini her zaman ve her durumda hatırlayıp tutmaya teşvik ettim.

 

26 Ve onlar bana: ABabamızın gördüğü suyla dolu ırmağın anlamı nedir?@ dediler.

 

27 Ve ben onlara babamın gördüğü suyun pislik olduğunu söyledim; ve babamın aklı başka şeylerle o kadar meşguldü ki suyun pisliğini görememişti.

 

28 Ve onlara bu pis suyun kötüleri yaşam ağacından ve aynı zamanda Tanrı'nın azizlerinden ayıran korkunç bir uçurum olduğunu söyledim.

 

29 Ve onlara bunun meleğin bana söylediği, kötüler için hazırlanmış olan korkunç cehennemin bir simgesi olduğunu söyledim.

 

30 Ve onlara babamızın, Tanrı'nın adaletinin doğruları kötülerden ayırdığını da gördüğünü ve Tanrı'nın adaletinin ışıltısının alev alev yanan bir ateşin ışıltısı gibi göğe, Tanrı'ya doğru her zaman ve sonsuza dek yükseldiğini ve bunun sonu olmadığını söyledim.

 

31 Ve onlar bana: ABu şey bedenin denenme günlerinde işkence çekmesi mi demek oluyor, yoksa ruhun, geçici bedenin ölümünden sonra alacağı son durumu mu anlatıyor, yoksa geçici olan şeylerden mi söz ediyor?@ dediler.

 

32 Ve öyle oldu ki onlara bunun hem geçici hem de ruhsal konuların bir simgesi olduğunu söyledim; çünkü gün gelecek, onlar yaptıkları işlere göre, evet, geçici bedenleri tarafından denenme günlerinde yapılan işlere göre yargılanmaları gerekecekti.

 

33 Bu nedenle, onlar kötülükleri içinde ölürlerse, doğruluğa ait ruhsal değerlere göre dışarı atılmaları gerekir; dolayısıyla, yaptıkları işlere göre yargılanmaları için Tanrı'nın önüne çıkarılmalıdırlar ve yaptıkları işler pislikse, mutlaka pis olmaları gerekir; ve pis oldukları takdirde kesinlikle Tanrı’nın Krallığı'nda yaşayamazlar; yoksa Tanrı’nın Krallığı'nın da pis olması gerekir.

 

34 Fakat işte, size Tanrı’nın Krallığı'nın pis olmadığını ve Tanrı'nın Krallığı'na kirli hiç bir şeyin giremeyeceğini söylerim; bu nedenle, pis olanlar için hazırlanmış pis bir yerin olması mutlaka gerekir.

 

35 Ve hazırlanmış olan bir yer, evet, hatta sözünü ettiğim o korkunç cehennem vardır ki oranın hazırlayıcısı şeytandır; dolayısıyla, insan ruhlarının son durumu ya Tanrı'nın Krallığı'nda oturmak ya da sözünü ettiğim adalete göre dışarı atılmaktır.

 

36 Bu nedenle kötüler, doğrulardan ve o yaşam ağacından ayrı tutulur; o ağacın meyvesi bütün diğer meyvelerden çok daha değerli ve lezzetlidir; evet ve Tanrı'nın verdiği armağanların en büyüğü bu meyvedir. Ve ben kardeşlerime böyle konuştum. Amin.

 

 

                                                                    16. BÖLÜM

 

Kötülerin gerçeği kabul etmesi zordur‑‑‑Lehi'nin oğulları İsmail'in kızlarıyla evlenir‑‑‑Liyahona çölde gidecekleri yolu gösterir‑‑‑Rab'den gelen mesajlar zaman zaman Liyahona'nın üzerinde yazılıdır‑‑‑İsmail ölür; ailesi çektikleri sıkıntılar yüzünden söylenir. m.ö. tahminen 600--592 yılları.

 

Ve şimdi öyle oldu ki ben Nefi kardeşlerimle konuşmamı bitirdikten sonra, işte onlar bana: ABize tahammül edemeyeceğimiz çok ağır sözler söyledin@ dediler.

 

2 Ve öyle oldu ki onlara "Gerçekler karşısında, kötülere ağır gelecek sözler söylediğimi biliyorum" dedim; ve doğruları haklı çıkarıp, onların son günde yukarı kaldırılacağına dair tanıklık ettim; bu yüzden suçluların gerçekleri kabul etmesi zordur; çünkü gerçekler onların tam kalbine saplanır.

 

3 Ve şimdi kardeşlerim, eğer sizler doğru olsaydınız ve gerçeğin sesini duymaya istekli olarak Tanrı'nın önünde doğru bir şekilde yürüyebilmek için gerçeklere dikkat etseydiniz, o zaman bu gerçekler yüzünden söylenmez ve bana ağır sözler söylüyorsun demezdiniz.

 

4 Ve öyle oldu ki ben Nefi, kardeşlerimi tüm gayretimle Rab'bin emirlerini tutmaya teşvik ettim.

 

5 Ve öyle oldu ki onlar Rab'bin önünde kendilerini o kadar alçalttılar ki onların doğru yolda yürüyeceklerini umarak onlar adına çok sevindim ve büyük umutlara kapıldım.

 

6 Şimdi bütün bunlar babam, Lemuel adını verdiği vadide çadırda kalırken söylendi ve oldu.

 

7 Ve öyle oldu ki ben Nefi, İsmail'in kızlarından biriyle evlendim; ve kardeşlerim de İsmail'in kızlarıyla evlendiler; ve Zoram da İsmail'in en büyük kızıyla evlendi.

 

8 Ve böylece babam, Rab'bin ona vermiş olduğu emirlerin hepsini yerine getirmiş oldu. Ve ben Nefi, Rab tarafından son derece kutsanmıştım.

 

9 Ve öyle oldu ki Rab'bin sesi geceleyin babama geldi ve ona ertesi gün çöle doğru yola çıkmasını emretti.

 

10 Ve öyle oldu ki babam sabahleyin uyanıp çadırın kapısına çıkınca, yerde ince bir işçilikle yapılmış yuvarlak bir küre görünce çok şaşırdı; ve küre saf pirinçten yapılmıştı. Ve kürenin içinde iki iğ vardı ve bunlardan biri çölde nereye gideceğimizi gösteriyordu.

 

11 Ve öyle oldu ki Rab'bin bize verdiği erzaklardan arta kalanları ve çölde yanımızda götürebileceğimiz ne varsa bir araya topladık ve çöle götürmek için yanımıza her çeşit tohum aldık.

 

12 Ve öyle oldu ki çadırlarımızı topladık ve Laman Irmağını geçerek çöle doğru yola çıktık.

 

13 Ve öyle oldu ki hemen hemen güney‑güneydoğu istikametinde dört gün boyunca yolculuk ettik ve çadırlarımızı tekrar kurduk; ve bu yere Şazer adını verdik.

 

14 Ve öyle oldu ki oklarımızı ve yaylarımızı alıp ailelerimiz için çöle avlanmaya çıktık; ve ailelerimiz için yiyecek bulduktan sonra tekrar çöldeki ailelerimizin yanına, Şazer denilen yere döndük. Ve çölde yine aynı yönü izleyerek, Kızıldeniz kıyısının yanındaki çölün en verimli bölgelerinden geçerek yol aldık.

 

15 Ve öyle oldu ki günlerce yolculuk ettik; yolda oklarımızla ve yaylarımızla ve taşlarımızla ve sapanlarımızla avlandık.

 

16 Ve bizi çölün daha verimli kısımlarına götüren kürenin gösterdiği yönü izledik.

 

17 Ve günlerce yol aldıktan sonra, yeniden dinlenip ailelerimize yiyecek bulmak amacıyla bir süreliğine çadırlarımızı kurduk.

 

18 Ve öyle oldu ki ben Nefi avlanmaya çıktığımda, işte iyi bir çelikten yapılmış olan yayımı kırdım ve yayım kırıldıktan sonra, işte, kardeşlerim yayımın zıyan olması yüzünden bana kızdılar; çünkü yiyecek bir şey bulamadık.

 

19 Ve öyle oldu ki ailelerimizin yanına elimiz boş döndük ve onlar yolculuklarından dolayı çok yorgun düştükleri için ve yiyecekleri olmadığı için çok sıkıntı çektiler.

 

20 Ve öyle oldu ki Laman, Lemuel ve İsmail'in oğulları, çölde çektikleri acılar ve sıkıntılar yüzünden hayli yakınmaya başladılar; ve babam bile Tanrısı Rab'be karşı söylenmeye başladı; evet ve onların hepsi son derece mutsuzdu; hatta Rab'be bile söylendiler.

 

21 Şimdi öyle oldu ki ben Nefi, yayımın kırılmasına kardeşlerim kadar üzülüyordum ve onların yayları da esnekliklerini kaybettiği için durumumuz son derece zorlaşmaya başlamıştı; evet, sonuçta yiyecek hiçbir şey bulamadık.

 

22 Ve öyle oldu ki ben Nefi, tekrar yüreklerini katılaştırdıkları için, hatta Tanrıları Rab'bi suçladıkları için kardeşlerimle çok konuştum.

 

23 Ve öyle oldu ki ben Nefi, kendime ağaçtan bir yay ve düz bir çubuktan da bir ok yaptım; dolayısıyla bir ok ve yayla, bir sapan ve taşlarla kuşandım. Ve babama: AAv bulmak için nereye gideyim?@ dedim.

 

24 Ve öyle oldu ki babam Rab'be sordu. Söylediklerimden dolayı kendilerini alçaltmışlardı; çünkü onlara içimden gelen güçle pek çok şey söylemiştim.

 

25 Ve öyle oldu ki Rab'bin sesi babama geldi ve Rab'be karşı söylendiği için epeyce azarlandı; öyle ki babam derin bir üzüntüye gömüldü.

 

26 Ve öyle oldu ki Rab'bin sesi babama şöyle dedi: Küreye bak ve üstündeki yazıyı oku.

 

27 Ve öyle oldu ki babam kürenin üstündeki yazıyı görünce son derece korkup titremeye başladı ve aynı zamanda kardeşlerim, İsmail'in oğulları ve eşlerimiz de korkup titremeye başladı.

 

28 Ve öyle oldu ki ben Nefi kürenin içindeki göstergelerin, onlara gösterdiğimiz inanç, gayret ve dikkate göre çalıştıklarını gördüm.

 

29 Ve ayrıca onların üzerinde açıkça okunabilen ve Rab'bin yolları hakkında bize akıl veren yeni bir yazı vardı; ve bu yazı gösterdiğimiz inanç ve gayrete göre çıkıyor ve zaman zaman değişiyordu. Ve böylece Rab’bin küçücük şeylerle ne büyük işler yapabileceğini görüyoruz.

 

30 Ve öyle oldu ki ben Nefi, kürede gösterilen yön doğrultusunda ilerleyip dağın tepesine çıktım.

 

31 Ve öyle oldu ki yabani hayvanlar vurdum, böylece ailelerimiz için yiyecek sağladım.

 

32 Ve öyle oldu ki avladığım hayvanları taşıyarak çadırlarımıza döndüm; ve şimdi, onlar yiyecek bulduğumu görünce ne kadar çok sevinmişlerdi! Ve öyle oldu ki Rab'bin önünde kendilerini alçaltarak O'na şükrettiler.

 

33 Ve öyle oldu ki hemen hemen ilk başladığımız aynı yönde hareket ederek yolculuğumuza tekrar başladık; ve günlerce yolculuk ettikten sonra kısa bir süre konaklamak için yine çadırlarımızı kurduk.

 

34 Ve öyle oldu ki İsmail öldü ve Nahom denilen bu yerde toprağa verildi.

 

35 Ve öyle oldu ki İsmail'in kızları babalarını kaybettikleri için ve çölde çektikleri sıkıntılar yüzünden çok ağlayıp sızlandılar; ve onları Yeruşalem ülkesinden sürükleyip çıkardığı için babama karşı söylenip şöyle dediler: Babamız öldü; evet ve çölde durmadan dolaşıp durduk; ve birçok sıkıntı, açlık, susuzluk ve yorgunluk çektik; ve bütün bu çektiklerimizden sonra çölde açlıktan ölmeye mahkûmuz.

 

36 Ve babama ve aynı zamanda bana karşı böyle söylenerek tekrar Yeruşalem'e geri dönmek istediler.

 

37 Ve Laman, Lemuel'e ve ayrıca İsmail'in oğullarına: Aİşte, gelin babamızı ve ayrıca kendisini biz ağabeylerinin başına hükümdar ve hoca yapan kardeşimiz Nefi'yi öldürelim@ dedi.

 

38 Şimdi, o diyor ki Rab kendisiyle konuşuyormuş ve melekler de gelip ona öğretiyorlarmış. Fakat işte, bize yalan söylediğini biliyoruz; ve bize bu yalanları gözümüzü boyamak için söylüyor ve kurnaz marifetleriyle bir sürü dolaplar çeviriyor; belki de bizi bilinmeyen bir yere götürmeyi düşünüyor ve bizi uzaklara sürükleyip götürdükten sonra da kendi keyfi ve zevkine göre bizi yönetmek için başımıza kral ve yönetici olmayı planlıyor olmalı; Ve ağabeyim Laman onların yüreklerini bu şekilde kışkırtıp öfkelendirdi.

 

39 Ve öyle oldu ki Rab bizimle birlikteydi; evet, hatta Rab'bin sesi gelip onlara birçok şeyler söyledi ve onları çok fena azarladı; ve onların öfkesi ancak Rab'bin sesiyle azarlandıktan sonra yatıştı; ve işledikleri günahlardan tövbe ettiler; öyle ki Rab de açlıktan ölmeyelim diye yiyecek vererek yine bizi kutsadı.

 

 

                                                                    17. BÖLÜM

 

Nefi'ye bir gemi inşa etmesi emredilir‑‑‑Kardeşleri ona karşı gelir‑‑‑Nefi, Tanrı'nın İsrail'le olan geçmişteki ilişkisini anlatarak onları teşvik etmeye çalışır---Tanrı’nın gücü ile dolar‑‑‑Kardeşlerinin Nefi'ye dokunmaları yasaklanır, yoksa kuru bir kamış gibi kavrulacaklardır. m.ö. tahminen 592--591 yılları.

 

Ve öyle oldu ki çöldeki yolculuğumuza tekrar başladık ve bundan sonra yaklaşık doğu yönünde yol aldık. Ve çölde zorlukla ilerlerken birçok sıkıntı çektik; ve kadınlarımız çölde çocuk doğurdu.

 

2 Ve Rab'bin bize gönderdiği nimetler o kadar büyüktü ki çölde çiğ et yiyerek yaşarken kadınlarımızın çocuklarını emzirmek için sütü çoktu ve güçlüydüler, evet, hatta erkek gibi güçlüydüler; ve yolculuklarına hiç şikayet etmeden katlanmaya başladılar.

 

3 Ve böylece görüyoruz ki Tanrı'nın emirlerinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Ve öyle olur da insançocukları Tanrı'nın emirlerini yerine getirirlerse, Tanrı onları besleyip güçlendirir ve onlara yapmalarını emrettiği işi başarabilmeleri için olanaklar sağlar; bu nedenle çölde geçici olarak kalırken, Tanrı bize de olanaklar sağladı.

 

4 Ve çölde yıllarca kaldık, evet, tam sekiz yıl kaldık.

 

5 Ve meyvesi ve yaban balı çok olduğu için Bolluk adını verdiğimiz bir diyara geldik; ve bütün bunlar mahvolmayalım diye Rab tarafından hazırlanmıştı. Ve denizi gördük ve oraya engin sular anlamına gelen İreyantum adını verdik.

 

6 Ve öyle oldu ki deniz kıyısına çadırlarımızı kurduk ve birçok sıkıntı ve zorluk çekmemize rağmen, evet, hatta o kadar çok zorluk çekmiştik ki bunların hepsini yazmamız mümkün değildir; deniz kıyısına vardığımızda son derece sevinçliydik; ve buranın meyvesi çok olduğu için buraya Bolluk adını verdik.

 

7 Ve öyle oldu ki ben Nefi, Bolluk ülkesinde günlerce kaldıktan sonra Rab'bin sesi bana gelerek şöyle dedi: Kalk, dağa çık! Ve öyle oldu ki kalkıp dağa çıktım ve Rab'be yakardım.

 

8 Ve öyle oldu ki Rab bana şöyle deyip konuştu: Halkını bu sulardan karşıya geçirebilmem için sana göstereceğim şekilde bir gemi inşa edeceksin.

 

9 Ve ben: ARab maden bulup eritmek için nereye gideyim ki gemiyi bana gösterdiğin şekilde inşa edebilmek için gereken aletleri hazırlayabileyim?@ dedim.

 

10 Ve öyle oldu ki Rab, bana maden bulup alet hazırlayabilmem için nereye gitmem gerektiğini söyledi.

 

11 Ve öyle oldu ki ben Nefi ateşi körüklemek için hayvan derisinden bir körük yaptım; ve ateşi körüklemek üzere körüğü hazırladıktan sonra ateş yakabilmek için iki taşı birbirine vurdum.

 

12 Çünkü Rab, çölde yolculuk ederken o güne dek ateş yakmamıza pek izin vermemişti; çünkü şöyle dedi: Yemeğinizi lezzetli yapacağım, böylece pişirmenize gerek kalmayacak.

 

13 Ve çölde sizin ışığınız da Ben olacağım; ve eğer olur da emirlerimi yerine getirirseniz, önünüzden gidip yolunuzu hazırlayacağım; bu nedenle, emirlerime uyduğunuz ölçüde vaadedilen diyara doğru yol gösterileceksiniz; ve size benim aracılığımla yol gösterildiğini bileceksiniz.

 

14 Evet ve Rab ayrıca şunu söyledi: Vaadedilen diyara vardıktan sonra Ben Rab'bin, Tanrı olduğunu ve Ben Rab'bin sizleri yok olmaktan kurtardığını, evet, sizi Yeruşalem ülkesinden çıkardığımı bileceksiniz.

 

15 Bu nedenle, ben Nefi, Rab'bin emirlerini tutmaya çalıştım ve kardeşlerimi inançlı ve gayretli olmaya teşvik ettim.

 

16 Ve öyle oldu ki kayadan erittiğim madenden aletler yaptım.

 

17 Ve kardeşlerim benim bir gemi inşa etmek üzere olduğumu görünce, bana karşı söylenmeye başlayarak: AKardeşimiz aptalın biri, çünkü bir gemi inşa edebileceğini sanıyor; evet ve ayrıca bu büyük suları geçebileceğini sanıyor@ dediler.

 

18 Ve kardeşlerim bana karşı böyle söylenerek çalışmak istemediler; çünkü benim bir gemi inşa edebileceğime inanmıyorlardı; bana Rab tarafından talimat verildiğine de inanmıyorlardı.

 

19 Ve şimdi öyle oldu ki ben Nefi yüreklerinin katılığından dolayı son derece mutsuzdum; ve şimdi, onlar üzülmeye başladığımı görünce, yürekleri o kadar büyük bir mutlulukla doldu ki benim durumuma sevinerek: ASenin bir gemi inşa edemeyeceğini biliyorduk; çünkü senin doğru kararlar verebilmekten yoksun biri olduğunu biliyoruz; bunun için, sen böyle büyük bir işi beceremezsin@ dediler.

 

20 Ve sen de tıpkı babamız gibi onun yüreğindeki aptalca hayallere kendini kaptırmışsın; evet, Yeruşalem ülkesinden bizi o sürükleyip çıkardı ve bunca yıl çölde dolanıp durduk; ve eşlerimiz koskoca karınlarıyla hamileyken çalıştılar; ve çölde çocuk doğurup ölüm dışındaki bütün acılara katlandılar; ve bu sıkıntılara katlanmaktansa, Yeruşalem'den çıkmadan önce ölselerdi daha iyi olurdu.

 

21 İşte, bunca yıl çölde o kadar acı çektik, oysa mallarımızın ve bize miras kalan toprakların tadını çıkarabilirdik; evet, mutlu olabilirdik.

 

22 Ve biz Yeruşalem ülkesinde yaşayan halkın doğru insanlar olduğunu biliyoruz; çünkü onlar Musa yasasına göre Rab'bin kanunlarını, hükümlerini ve O'nun bütün emirlerini yerine getiriyorlardı; bu nedenle, onların doğru insanlar olduklarını biliyoruz; ve babamız ise onları yargıladı ve onun sözlerine kulak verdiğimiz için bizi sürükleyerek çok uzaklara götürdü; evet, kardeşimizin de ondan hiç farkı yok. Ve kardeşlerim bu şekilde söylenerek bizi suçladılar.

 

23 Ve öyle oldu ki ben Nefi onlara şöyle diyerek konuştum: İsrail'in çocukları olan atalarımız, Rab'bin sözlerine kulak vermemiş olsalardı, Mısırlılar'ın elinden kurtarılabilirler miydi, buna inanıyor musunuz?

 

24 Evet, Rab, Musa'ya onları kölelikten çıkarması için emir vermemiş olsaydı, kölelikten kurtulabilirler miydi sanıyorsunuz?

 

25 Şimdi İsrail çocuklarının köle olduklarını biliyorsunuz ve katlanılması güç görevlerin onların sırtına yüklendiğini de biliyorsunuz; bu nedenle kölelikten kurtarılmanın onlar için kesinlikle hayırlı bir iş olduğunu da biliyorsunuz.

 

26 Şimdi Musa'ya o büyük işi yapmasını Rab’bin buyurduğunu da biliyorsunuz; ve Kızıldeniz sularının onun sözüyle o yana ve bu yana ikiye bölündüğünü ve onların kuru zemin üzerinden karşıya geçtiklerini de biliyorsunuz.

 

27 Oysa Firavun'un orduları olan Mısırlılar'ın Kızıldeniz'de boğulduğunu da biliyorsunuz.

 

28 Ve onların çölde man ile beslendiklerini de biliyorsunuz.

 

29 Evet ve aynı zamanda Musa'nın içindeki Tanrı gücüyle seslenerek kayaya vurduğunu ve oradan İsrail çocuklarının susuzluğunu gidermek için suların fışkırdığını da biliyorsunuz.

 

30 Ve her ne kadar kendilerine yol gösterilmesine rağmen, Tanrıları Rab'bin ve Fidye ile Kurtaran'larının önlerinden giderek gündüzleri onlara yol göstermesine, geceleri ise onlara ışık vermesine ve insanlara verilmesi uygun her şeyi onlar için yapmasına rağmen, onlar yüreklerini katılaştırıp akıllarını körleştirdiler ve Musa'ya ve yaşayan gerçek Tanrı'ya karşı sövüp saydılar.

 

31 Ve öyle oldu ki Tanrı da dediği gibi onları yok etti; ve dediği gibi onlara yol gösterdi; ve dediği gibi onlar için her şeyi yaptı; ve O'nun dediği olmadan hiçbir şey yapılmadı.

 

32 Ve onlar Erden ırmağından karşıya geçtikten sonra, Tanrı onlara oradaki ülkenin çocuklarını kovacak, evet, dağıtıp yok edecek gücü verdi.

 

33 Ve şimdi vaadedilen diyarda yaşarken atalarımız tarafından kovulan bu ülkenin çocuklarının doğru kimseler olduklarını mı sanıyorsunuz? İşte size söylüyorum: Hayır!

 

34 Eğer bu ülkenin çocukları doğru kişiler olsalardı, atalarımız onlardan daha çok mu seçilmiş olurlardı? Size söylüyorum: Hayır!

 

35 İşte, Rab’bin gözünde herkes eşittir. Doğru olan insana Tanrı yardım eder. Fakat işte, bu halk Tanrı'nın her sözünü inkâr etmiş ve kötülüklerinde olgunlaşmışlardı; ve Tanrı'nın bütün gazabı onların üzerindeydi; ve Rab ülkeyi onlara lanetlemiş, atalarımız içinse kutsamıştı; evet, Rab ülkeyi lanetleyerek onları yok etmiş, atalarımız ülkede güç kazansın diye ülkeyi kutsamıştı.

 

36 İşte Rab yeryüzünü üzerinde yaşansın diye yarattı ve çocuklarını da ona sahip olmaları için yarattı.

 

37 Ve Rab doğru bir ulus yetiştirir ve kötülerin uluslarını yok eder.

 

38 Ve doğruları değerli ülkelere götürür, kötüleriyse yok eder ve onların yüzünden ülkeyi lanetler.

 

39 Rab yücelerde, göklerde egemenlik sürer; çünkü orası O'nun tahtıdır ve bu dünya da ayaklarının basamağıdır.

 

40 Ve O kendisini Tanrı’ları olarak benimseyenleri sever. İşte atalarımızı sevdi ve onlarla, evet, hatta İbrahim, İshak ve Yakup'la antlaşma yaptı ve yapmış olduğu antlaşmaları hatırladı; bu nedenle, atalarımızı Mısır ülkesinden çıkarıp getirdi.

 

41 Ve Rab asası ile onları çölde cezalandırdı; çünkü sizin gibi onlar da yüreklerini katılaştırmışlardı; ve Rab onları kötülükleri yüzünden cezalandırdı. Onların arasına yakıcı uçan yılanlar gönderdi; ve ısırıldıktan sonra iyileşmeleri için bir çare de hazırladı; ve onların yapmaları gereken tek iş bakmaktı; ve çaresi bu kadar kolay ve basit olduğu halde birçok kişi öldü.

 

42 Ve onlar zaman zaman yüreklerini katılaştırdılar ve Musa'ya ve ayrıca Tanrı'ya sövüp saydılar; buna rağmen Tanrı'nın eşsiz gücüyle vaadedilen diyara doğru onlara yol gösterildiğini biliyorsunuz.

 

43 Ve şimdi, bütün bu olanlardan sonra, onların kötüleştiği zaman, evet, kötülüklerinde olgunlaştıkları zaman neredeyse gelmiştir; ve sanırım, bugünlerde yok olmak üzereler; çünkü tutsak alınıp götürülecek birkaç kişi dışında, onların yok olacağı günün kesinlikle geleceğini biliyorum.

 

44 Bu nedenle Rab, babama çöle gitmesini emretti; ve Yahudiler de onun canına kıymak istediler; evet ve siz de onun canına kıymaya çalıştınız; bu nedenle bir katil yüreği taşıyorsunuz, siz de onlar gibisiniz.

 

45 Kötülük yapmakta hızlı, ama Tanrınız Rab'bi hatırlamakta yavaşsınız. Bir melek gördünüz ve o sizinle konuştu. Evet, onun sesini zaman zaman duydunuz; ve sizinle sakin yumuşak bir sesle konuştu; ne var ki siz hislerinizi kaybettiğiniz için onun sözlerini hissedemediniz; bu yüzden, sizinle sanki yeri parçalayacakmış gibi sarsan gök gürültüsüne benzer bir sesle konuştu.

 

46 Ve siz ayrıca O'nun her şeye gücü yeten sözünün kudretiyle bu dünyayı yok edebileceğini biliyorsunuz; evet ve O'nun bir sözüyle sarp yerleri dümdüz ve düz yerleri de paramparça edebileceğini biliyorsunuz. Öyleyse neden bu kadar katı yüreklisiniz?

 

47 İşte, sizin yüzünüzden ruhum büyük acılar içinde kıvranıyor ve yüreğimse sızlıyor; sonsuza dek atılmanızdan korkuyorum. İşte Tanrı'nın Ruhu ile o kadar doluyum ki, bedenimde hiç güç kalmadı.

 

48 Ve şimdi, öyle oldu ki bu sözleri söylediğimde, onlar bana kızıp beni denizin derinliklerine atmak istediler; ve bana el kaldırmak için üstüme yürüdüklerinde, onlara şöyle diyerek konuştum: Her şeye gücü yeten Tanrı'nın adıyla bana dokunmamanızı emrediyorum! Çünkü bedenim yanıp kül olacak bir şekilde Tanrı'nın kudretiyle dolu! Ve kim elini bana sürerse kuru bir kamış gibi kavrulacaktır; ve o kişi Tanrı'nın gücü karşısında bir hiç olacaktır; çünkü Tanrı onun cezasını verecektir.

 

49 Ve öyle oldu ki ben Nefi, onlara artık babalarına karşı bir daha söylenmemelerini ve benden de yardımlarını esirgememelerini söyledim; çünkü Tanrı bana bir gemi inşa etmemi emretmişti.

 

50 Ve ben onlara: AEğer Tanrı, benim her şeyi yapmamı emretseydi, ben her şeyi yapabilirdim. Eğer bana bu suya toprak ol dememi emrederse, su toprak olur; ve söylersem bu olacaktır@ dedim.

 

51 Ve şimdi, eğer Rab'bin böyle büyük bir gücü varsa ve insançocukları arasında o kadar çok mucizeler yapmışsa, nasıl olur da bana bir gemi inşa etmesini öğretemez?

 

52 Ve öyle oldu ki ben Nefi kardeşlerime birçok şey söyledim; öyle şaşırıp kaldılar ki benimle uğraşmaya cesaret edemediler; günlerce, değil ellerini sürmeye, parmaklarıyla bile bana dokunmaya cesaret edemediler. Şimdi Tanrı'nın Ruhu o kadar güçlüydü ki karşımda kuruyup yok olmaktan korkarak bunu yapmaya cesaret edemediler; ve Tanrı'nın Ruhu onları böylesine etkilemişti.

 

53 Ve öyle oldu ki Rab bana şöyle dedi: Elini yine kardeşlerine doğru uzat ve onlar karşında kuruyup yok olmayacaklar, ama onları sarsacağım, diyor Rab ve bunu, Tanrıları Rab olduğumu bilmeleri için yapacağım.

 

54 Ve öyle oldu ki elimi kardeşlerime doğru uzattım ve karşımda kuruyup yok olmadılar; ancak Rab, dediği gibi onları sarstı.

 

55 Ve şimdi onlar: ARab'bin seninle birlikte olduğunu kesinlikle biliyoruz; çünkü bizi sarsan gücün Rab'bin kudreti olduğunu biliyoruz@ dediler. Ve ayaklarıma kapanıp neredeyse bana tapacaklardı; ancak böyle bir şeyi yapmalarına izin vermedim. Onlara: ABen sizin kardeşinizim, evet, hatta sizin küçük kardeşinizim; bu nedenle, Tanrınız Rab’be ibadet edin ve ananıza babanıza saygı gösterin ki ömrünüz Tanrınız Rab’bin sizlere vereceği bu topraklarda uzun olsun@ dedim.

 

 

 

 

                                                                    18. BÖLÜM

 

Gemi biter‑‑‑Yakup ile Yusuf'un doğumlarından söz edilir‑‑‑Topluluk vaadedilen diyara doğru hareket etmek üzere gemiye biner‑‑‑İsmail'in oğulları ve onların eşleri alem yapar ve isyan çıkarırlar‑‑‑Nefi'yi bağlarlar ve gemi korkunç bir kasırgayla geriye doğru sürüklenir‑‑‑Nefi serbest bırakılır ve onun duasıyla fırtına durur‑‑‑Halk vaadedilen diyara varır. m.ö. tahminen 591--589 yılları.

 

Ve öyle oldu ki onlar Rab'be ibadet ettiler ve benimle birlikte işe koyuldular; ve ince bir işçilikle geminin kerestelerini işledik. Ve Rab bana zaman zaman geminin kerestelerini nasıl işleyeceğimi gösterdi.

 

2 Şimdi ben Nefi, keresteleri herkesin bildiği şekilde işlemedim; gemiyi de insanların yaptığı şekilde yapmadım; fakat onu, Rab'bin bana gösterdiği şekilde inşa ettim; dolayısıyla gemi insan eliyle yapılmış gemilere benzemiyordu.

 

3 Ve ben Nefi sık sık dağa çıktım ve Rab'be sık sık dua ettim; bu nedenle Rab bana büyük şeyler gösterdi.

 

4 Ve öyle oldu ki Rab'bin dediği gibi gemiyi yapıp bitirdikten sonra, kardeşlerim geminin güzel olduğunu ve çok ince bir işçilikle yapıldığını gördüler; bu nedenle Rab'bin önünde kendilerini yine alçalttılar.

 

5 Ve öyle oldu ki Rab'bin sesi babama gelerek toparlanmamızı ve aşağıya inip gemiye binmemizi söyledi.

 

6 Ve öyle oldu ki ertesi gün, Rab'bin bize buyurduğu gibi her şeyi, çölden getirdiğimiz epeyce meyve ve eti ve bol miktarda bal ve erzağı hazırladıktan sonra, bütün yükümüzü, tohumlarımızı ve yanımızda getirdiğimiz her türlü eşyayı alarak aşağı indik ve herkes yaşına göre gemiye bindi; bu nedenle, hepimiz eş ve çocuklarımızla birlikte gemiye bindik.

 

7 Ve şimdi, babamın çölde iki oğlu olmuştu; büyüğünün adı Yakup ve küçüğün adı ise Yusuf’tu.

 

8 Ve öyle oldu ki hepimiz aşağıya inip gemiye bindikten ve bize emredilen erzak ve eşyalarımızı yanımıza aldıktan sonra denize açıldık ve esen rüzgarın önünde vaadedilen diyara doğru sürüklendik.

 

9 Ve rüzgarın önünde günlerce sürüklendikten sonra, işte kardeşlerim, İsmail'in oğulları ve ayrıca onların eşleri öyle bir alem yapmaya başladılar ki dans ederek şarkı söylemeye ve çok terbiyesiz bir şekilde konuşmaya başladılar; evet, hatta hangi güçle buraya getirilmiş olduklarını bile unuttular; evet, son derece terbiyesizleştiler.

 

10 Ve ben Nefi, Rab kızıp bizi kötülüklerimizden dolayı cezalandıracak ve denizin derinlikleri de bizi yutacak diye çok korkmaya başladım; bu nedenle, ben Nefi, onlarla ciddi bir şekilde konuşmaya başladım; fakat işte onlar bana kızarak: AKüçük kardeşimizin başımıza hükümdar olmasını istemiyoruz@ dediler.

 

11 Ve öyle oldu ki Laman ile Lemuel beni tutup iple bağladılar ve bana çok sert davrandılar; ancak Rab, gücünü göstermek ve kötüler hakkında söylemiş olduğu sözlerini yerine getirmek için buna izin verdi.

 

12 Ve öyle oldu ki onlar beni öyle bağlamışlardı ki hiç kımıldayamıyordum; daha sonra Rab tarafından hazırlanmış olan pusulanın çalışması durdu.

 

13 Bu nedenle gemiyi ne tarafa yöneteceklerini bilemediler; derken büyük bir fırtına, evet, büyük ve şiddetli bir kasırga çıktı ve üç gün boyunca suda geri sürüklendik; ve denizde boğulmaktan çok korkmalarına rağmen beni çözmediler.

 

14 Ve geriye doğru sürüklenmemizin dördüncü gününde kasırga oldukça şiddetlenmeye başladı.

 

15 Ve öyle oldu ki denizin derinliklerinde yutulmak üzereydik. Ve dört gün suda geriye doğru sürüklendikten sonra, kardeşlerim Tanrı’nın onları cezalandırdığını ve yaptıkları kötülüklerden tövbe etmezlerse öleceklerini anlamaya başladılar; bunun üzerine yanıma gelip bileklerimdeki bağları çözdüler; ve işte, bileklerim çok şişmişti ve ayak bileklerim de çok şişmişti ve çok fena acıyordu.

 

16 Yine de Tanrıma güvendim ve bütün gün O'na şükrettim; ve çektiğim sıkıntılar yüzünden Rab'be söylenmedim.

 

17 Şimdi babam Lehi onlara ve ayrıca İsmail'in oğullarına pek çok şey söylemişti; fakat işte, onlar benim adıma konuşmak isteyen herkese tehditler savurdular; ve annemle babam yaşları ilerlediği ve çocuklarından yana çok dert çektikleri için çok yıkıldılar, evet, hatta hasta yatağına düştüler.

 

18 Çektikleri büyük üzüntü ve kederlerden dolayı ve kardeşlerimin kötülükleri yüzünden neredeyse bu yaşamdan ayrılıp Tanrı'larına kavuşmak üzereydiler; evet, onların ak saçları toprağın altına yatırılmak üzereydi; evet, hatta onlar üzüntüleriyle beraber sulu bir mezara atılmak üzereydiler.

 

19 Ve Yakup ile Yusuf küçüktüler, devamlı ilgiye ihtiyaçları vardı; annelerinin çektiği sıkıntılar onları sarsmıştı; ve beni çözmeleri için eşimin ve çocuklarımın gözyaşları ve yalvarıp yakarmaları da ağabeylerimin yüreğini yumuşatamamıştı.

 

20 Ve onları yok olmakla tehdit eden Tanrı'nın gücü dışında, hiçbir şey onların yüreklerini yumuşatamazdı; bu nedenle onlar denizin derinliklerinde boğulup gideceklerini anlayınca, yaptıklarından pişmanlık duyarak sonunda beni çözdüler.

 

21 Ve öyle oldu ki onlar beni çözdükten sonra, işte pusulayı elime aldım ve istediğim gibi çalışmaya başladı. Ve öyle oldu ki Rab'be dua ettim; ve ben dua ettikten sonra rüzgarlar kesildi, fırtına dindi ve ortalık tamamen sakinleşti.

 

22 Ve öyle oldu ki ben Nefi gemiyi yönettim ve yeniden vaadedilen diyara doğru yelken açtık.

 

23 Ve öyle oldu ki günlerce yol aldıktan sonra vaadedilen diyara vardık ve karaya çıkıp çadırlarımızı kurduk; ve buraya vaadedilen diyar adını verdik.

 

24 Ve öyle oldu ki toprağı işleyip tohum ekmeye başladık; evet, Yeruşalem ülkesinden getirmiş olduğumuz bütün tohumları ektik. Ve öyle oldu ki çok iyi büyüdüler; bu nedenle Tanrı bizi bollukla bereketledi.

 

25 Ve öyle oldu ki bu ıssız yerlerde yolculuk ederken bu vaadedilen diyardaki ormanlarda her çeşit hayvanların olduğunu, hem ineğin hem de sığırın ve eşeğin ve atın ve keçinin ve yaban keçisinin ve insan için yararlı her türlü yabani hayvanların olduğunu gördük. Ve her çeşit maden, hem altın hem gümüş, hem de bakır bulduk.

 

 

                                                                    19. BÖLÜM

 

Nefi madeni levhalar hazırlar ve bunlara halkının geçmişini kaydeder‑‑‑ İsrail'in Tanrısı, Lehi’nin Yeruşalem'den ayrılmasından altı yüz yıl sonra dünyaya gelecektir‑‑‑Nefi, İsrail'in Tanrısı'nın acılarını ve çarmıha gerilişini anlatır‑‑‑Yahudiler Rab'be geri dönecekleri son günlere kadar hor görülecek ve darmadağın edilecekler. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

 

Ve öyle oldu ki Rab bana emretti; bu nedenle halkımın kayıtlarını tutmak için madeni levhalar hazırladım. Ve hazırladığım levhaların üzerine babamın kayıtlarını ve aynı zamanda bizim çöldeki yolculuğumuzu ve babamın peygamberliklerini işledim; ve kendi peygamberliklerimin çoğunu da yazdım.

 

2 Ve ben bu levhaları hazırlarken, Rab’bin bunları yapmamı emredeceğini bilmiyordum; bu nedenle, babamın kayıtları, onun atalarının soyağacı ve çölde başımıza gelen olayların çoğu sözünü ettiğim bu ilk levhaların üzerine işlenmiştir. Dolayısıyla, bu levhaları hazırlamadan önce olan olaylar, ilk levhalarda doğru ve daha ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

 

3 Ve aldığım emre uyarak bu levhaları hazırladıktan sonra ben Nefi, yapılan hizmetlerin ve peygamberliklerin, bunların daha değerli ve kolay anlaşılır kısımlarının, bu levhaların üzerine yazılması için bir emir aldım; ve yazılanlar, bu toprakları yurt edinecek halkımın eğitimi için ve aynı zamanda Rab tarafından bilinen başka bilgece amaçlar için korunup saklanacaktı.

 

4 Bu nedenle, ben Nefi, diğer levhaların üzerinde, halkımın savaşlarını, çekişmelerini ve yıkılışlarını anlatan, yani bunları daha ayrıntılı bir şekilde anlatan bir kayıt tuttum. Ve bunu yaptım ve halkıma ben öldükten sonra ne yapmaları gerektiğini emrettim; ve bu levhaların, Rab'den yeni bir emir gelinceye kadar, bir kuşaktan diğerine ya da bir peygamberden diğerine aktarılmasını emrettim.

 

5 Ve bu levhaları nasıl hazırladığım daha sonra anlatılacaktır; ve şimdi işte, kaldığım yerden sözlerime devam edeceğim; ve bunu, kutsal yazıların korunması ve halkımın bilgisine sunulması için yapıyorum.

 

6 Bununla birlikte, levhalara kutsal olmadığını düşündüğüm hiçbir şeyi yazmıyorum. Ve şimdi, ben hata yaparsam, benden önce yazanlar da hata yapmıştır; başkaları hata yaptı diye kendimi bağışlatmaya çalışmıyorum; ancak, insan olduğum için, içimdeki zayıflıklardan ötürü kendimi kusurlu buluyorum.

 

7 Çünkü bazı kimselerin gerek ruh gerekse beden açısından büyük değer verdiği şeyleri, başkaları hiçe sayıp ayakları altında çiğner. Evet, insanlar İsrail'in gerçek Tanrısını bile kendi ayakları altında çiğnerler. Ayakları altında çiğnerler diyorum, ama bunu başka bir şekilde söylemek gerekirse, O'nu hiçe sayarlar ve verdiği öğütlerin sesine kulak asmazlar.

 

8 Ve işte O, meleğin sözlerine göre, babam Yeruşalem’den ayrıldıktan altı yüz yıl sonra dünyaya gelecektir.

 

9 Ve dünya kendi kötülükleri yüzünden O'nu bir hiç olarak yargılayacaktır; bu nedenle, O'nu kamçılarlar ve O buna katlanır; ve O'na vururlar ve O buna katlanır. Evet, O’nun suratına tükürürler ve O buna sevgi dolu şefkati ve insançocuklarına olan sabrı yüzünden katlanır.

 

10 Ve Mısır'dan kölelikten çıkarılan ve ayrıca çölde O’nun tarafından korunan atalarımızın Tanrısı olan, evet, İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un Tanrısı, Zenok'un sözlerine göre yukarı kaldırılmak ve Neum'un sözlerine göre çarmıha gerilmek ve öldüğü zaman denizdeki adalarda yaşayacak olanlara, özellikle İsrail Evi’nden olanlara verilecek işaret olan üç günlük karanlık hakkında konuşan Zenos'un sözlerine göre bir mezara konulmak için kendisini bir insan olarak, meleğin dediği gibi kötülerin eline teslim eder.

 

11 Çünkü peygamber şöyle konuştu: O gün Rab Tanrı hiç kuşkusuz, bütün İsrail Evi’ni ziyaret edecektir; doğrulukları nedeniyle bazılarına kendi sesiyle büyük sevinci ve kurtuluşu bildirecek, diğerlerine ise gücüyle gönderdiği gök gürültüleri ve şimşeklerle, kasırgalarla, ateşle ve dumanla ve karanlık sisle ve yerin yarılmasıyla ve yerden yükselecek dağlarla konuşacaktır.

 

12 Ve bütün bu şeyler kesinlikle olacaktır, diyor Peygamber Zenos. Ve yeryüzündeki kayalar çatlayıp yarılacak ve yerin iniltileri yüzünden denizdeki adalarda bulunan kralların çoğu Tanrı'nın Ruhu'nun etkisiyle: ADoğanın Tanrısı acı çekiyor!@ diye haykıracaklar.

 

13 Ve Yeruşalem’dekilere gelince, diyor peygamber: İsrail'in Tanrısını çarmıha gerdikleri ve yüreklerini başka bir tarafa çevirdikleri, işaretleri ve mucizeleri ve İsrail'in Tanrısı'nın gücünü ve görkemini reddettikleri için bütün halklar tarafından cezalandırılacaklar.

 

14 Ve yüreklerini başka bir tarafa çevirdikleri ve İsrail'in Kutsalı'nı hor gördükleri için, diyor peygamber: Ömür boyu göçebe gibi dolaşacaklar, ölecekler ve bir ıslık sesi, bir masal konusu olacaklar ve bütün uluslar tarafından nefret edilecekler.

 

15 Buna rağmen, onlar yüreklerini bir daha İsrail'in Kutsalı'ndan çevirmedikleri gün geldiğinde, diyor peygamber: O zaman İsrail'in Kutsalı, onların atalarıyla yapmış olduğu antlaşmaları hatırlayacak.

 

16 Evet, işte o zaman İsrail'in Kutsalı denizdeki adalarda yaşayanları hatırlayacak; evet ve peygamber Zenos’un söylediği gibi İsrail Evi’nden olan herkesi dünyanın dört bir tarafından toplayacağım, diyor Rab.

 

17 Evet ve bütün dünya Rab'bin kurtuluşunu görecek, diyor peygamber: Her ulus, sülale, dil ve halk kutsanacak.

 

18 Ve ben Nefi, bu şeyleri halkımı belki Fidye ile Kurtarıcıları Rab'bi hatırlamaya ikna edebilirim, diye yazdım.

 

19 Bu nedenle, öyle olur da bu şeyler İsrail Evi’nin eline geçer diye bütün İsrail Evi’ne sesleniyorum.

 

20 Çünkü işte, Ruh'un Yeruşalem'dekiler için içimde uyandırdığı kaygılar bütün eklemlerimi zayıflatacak bir şekilde beni yoruyor; çünkü Rab, merhamet ederek geçmişteki peygamberlere gösterdiği gibi onların başına gelecekleri bana da göstermeseydi, ben de ölüp giderdim.

 

21 Ve Rab, kuşkusuz onlarla ilgili her şeyi geçmişteki peygamberlere gösterdi; ve bizim başımıza gelecekleri de birçok kişiye gösterdi; bu nedenle, bunları bilmemiz gerekir; çünkü bütün olacaklar pirinç levhalarda yazılıdır.

 

22 Şimdi, öyle oldu ki ben Nefi kardeşlerime bunları öğrettim; ve öyle oldu ki onlara Rab'bin başka ülkelerde, eskiden yaşamış olan insanlar arasında neler yaptığını bilmeleri için pirinç levhalardaki yazıların çoğunu okudum.

 

23 Ve onlara Musa kitaplarında yazılı olan birçok şeyi de okudum; ama onları Fidye ile Kurtarıcıları Rab'be inanmaya tam olarak ikna edebilmek için İşaya peygamberin yazdıklarından okudum; çünkü faydalanabilmemiz ve bilgi öğrenebilmemiz için bütün kutsal yazıları kendimizle karşılaştırdım.

 

24 Bu nedenle, onlara şöyle diyerek konuştum: İsrail Evi’nin kırılan bir dalı, onlardan geriye kalan bir parça olan sizler, peygamberin sözlerini dinleyin; bütün İsrail Evi için yazılmış olan peygamberin sözlerini dinleyin ve onları kendinizle karşılaştırın ki kendilerinden koptuğunuz kardeşleriniz gibi sizin de umudunuz olsun; çünkü peygamber şöyle yazmıştır.

 

 

 

                                                                    20. BÖLÜM

 

Rab, amaçlarını İsrail'e açıklar---Onlar acılar fırınından seçilenlerdir ve Babil’den çıkmaları gerekir‑‑‑İşaya 48. Bölüm ile karşılaştırın. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

 

İsraİl adıyla çağrılan ve Yahuda sularından ya da vaftiz sularından çıkan ey Yakup Evi kulak ver ve bunu dinle: Rab'bin adıyla yemin edersiniz ve İsrail'in Tanrısı'nın adını anarsınız; ama onlar ne hakikatla ne de doğrulukla yemin ederler.

 

2 Yine de kutsal şehirden olduklarını söylerler; fakat Orduların Rabbi olan İsrail'in Tanrısına dayanmazlar; evet, O'nun adı Orduların Rabbi’dir.

 

3 İşte, geçmişte olanları başlangıçtan beri bildirdim; ve onlar benim ağzımdan çıktılar ve onları gösterdim. Onları ansızın gerçekleştirdim.

 

4 Ve bunu, senin inatçı ve boynunun demir kirişten ve alnının tunçtan olduğunu bildiğim için yaptım.

 

5 Ve başlangıçtan beri sana bildirdim; olmadan önce olanları sana gösterdim; ve onları şöyle demenden korktuğum için sana gösterdim: Onları putum yapmıştır; ve oyma putum ve dökme putum onları emretmiştir.

 

6 Bütün bunları görüp işittin; ve bunları itiraf etmeyecek misin? Ve sana şimdiden yeni şeyler, hatta gizli şeyler gösterdim, ama sen onları öğrenmedin.

 

7 Onlar başlangıçta değil, şimdi yaratıldı; sen onları duymadan önce de sana bildirildi; öyle ki: Aİşte ben bunları biliyordum@ demeyesin.

 

8 Evet ve sen işitmedin; evet, bilmedin; evet, o zamandan beri kulağın açılmadı; çünkü çok hainlik edeceğini biliyordum ve daha ana rahminden sana yasayı çiğneyen deniliyordu.

 

9 Yine de, adımın hatırı için öfkemi geciktiriyorum ve saygınlığımdan ötürü seni kovup atmayayım diye kendimi tutuyorum.

 

10 Çünkü işte, seni arıttım; seni acılar fırınının içinden seçtim.

 

11 Kendi hatırım için, evet, bunu kendi hatırım için yapacağım; çünkü adımın kirletilmesine izin vermem ve görkemimi başkasına vermem.

 

12 Ey Yakup ve çağırdığım İsrail bana kulak ver: çünkü Ben O'yum; ilk Ben’im ve son da Ben’im.

 

13 Elim dünyanın temelini de attı ve sağ elim gökleri yaydı. Onları çağırınca, birlikte dikilip dururlar.

 

14 Hepiniz toplanın ve dinleyin; onların arasından kim bu şeyleri onlara bildirdi? Rab onu sevmiştir; evet ve bu kişi onlar aracılığıyla bildirdiği Rab'bin sözlerini yerine getirecektir ve Rab'bin murat ettiğini Babil'e yapacaktır; ve O’nun kolu Kildaniler'in üzerine inecektir.

 

15 Ayrıca, diyor Rab: Ben Rab, evet, konuştum; evet, bunları duyurması için onu çağırdım; onu getirdim ve o kendisini zengin edecek.

 

16 Bana yaklaşın; sizden saklı konuşmadım; başlangıçtan beri, bildirildiği zamandan beri konuştum; ve Rab Tanrı ve O'nun Ruhu beni gönderdi.

 

17 Ve Rab, seni Fidye ile Kurtaran, İsrail'in Kutsalı şöyle diyor: Onu Ben gönderdim, sana neyin faydalı olduğunu öğreten, yürüyeceğin yolda seni güden Rab Tanrın bunu yaptı.

 

18 Keşke emirlerimi dinleseydin! O zaman huzurun bir ırmak gibi, doğruluğun da denizin dalgaları gibi olurdu.

 

19 Soyun da kum gibi ve içinden çıkan evlatlar onun taneleri gibi olurdu; karşımdan adı kesilip atılmazdı ve yok olmazdı.

 

20 Babil'den çıkın; Kildaniler'den kaçın; ilahilerin sesiyle bildirin; dünyanın ucuna kadar anlatıp şöyle deyin: Rab, hizmetkârı Yakup'u fidye ile kurtardı.

 

21 Ve onları çöllerden geçirirken susamadılar; onlar için kayadan sular akıttı; kayayı da yardı ve sular fışkırdı.

 

22 Ve Rab bütün bunları yapmasına, hatta daha büyük şeyleri yapmasına rağmen, kötülere huzur yoktur, diyor Rab.

 

 

                                                                    21. BÖLÜM

 

Mesih, Yahudi olmayan ulusların ışığı olacak ve tutukluları özgür bırakacak‑‑‑İsrail son günlerde Tanrı’nın gücüyle bir araya toplanacak‑‑‑Krallar onların lalaları olacak‑‑‑İşaya 49’la karşılaştırın. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

 

Ve yine: Kulak verin ey İsrail Evi! Halkımın çobanlarının kötülükleri yüzünden sürüden kopan ve kovulan sizler; evet, sürüden kopup başka ülkelere dağılmış olan sizler, siz ki benim halkımdansınız, ey İsrail Evi! Ey adalar, beni dinleyin ve uzaktaki siz insanlar kulak verin; Rab, beni ana rahmindeyken seçti; anamın karnındayken adımı andı.

 

2 Ve ağzımı keskin bir kılıç gibi yaptı; elinin gölgesinde beni gizledi ve beni cilalı bir ok yaptı; kendi ok kılıfında beni sakladı.

 

3 Ve bana şöyle dedi: Ey İsrail, sen benim onur duyacağım hizmetkârımsın.

 

4 Bunun üzerine: ABoşuna emek verdim, gücümü hiçbir şey için boşuna harcadım; elbette, yargım Rab’den ve görevim Tanrı’dandır@ dedim.

 

5 Ve şimdi, Yakup'u tekrar O'na getirip kendisinin hizmetkârı olmam için beni daha ana rahmindeyken oluşturan Rab şöyle diyor: İsrail toplanmasa bile, ben yine de Rab'bin gözünde onurlandırılacağım ve Tanrım benim gücüm olacak.

 

6 Ve O diyor: Yakup oymaklarını yeniden yerlerine dikmek ve İsrail'in esirgenmiş olanlarını geri getirmek için hizmetkârım olman o kadar zor değil. Seni ayrıca bir ışık olarak Yahudi olmayan uluslara vereceğim; öyle ki dünyanın uçlarına kadar benim kurtarışım olasın.

 

7 İnsanın hor gördüğü, ulusların iğrendiği, hükümdarların kölesi olan adama, İsrail'in Kurtarıcısı ve Kutsalı olan Rab şöyle diyor: Rab sadık olduğu için, krallar görüp ayağa kalkacak, prensler de secde edecekler.

 

8 Rab şöyle diyor: Zamanı geldiğinde sizi duydum, ey denizdeki adalar! Ve kurtuluş gününde size yardım ettim; ve sizi koruyacağım ve halka antlaşma olarak, dünyayı kurması ve ıssız kalmış olan mirasları paylaştırması için hizmetkârımı sana vereceğim.

 

9 Öyle ki tutuklulara: AÇıkın@, karanlıklarda oturanlara AKendinizi gösterin@ diyebilirsiniz. Onlar yollarda otlayacaklar ve her tepede otlakları olacak.

 

10 Ne acıkacaklar, ne de susayacaklar; ne sıcak ne de güneş onları vuracak; çünkü onlara merhamet eden onlara yol gösterecek, hatta onlara su pınarları boyunca rehberlik edecek.

 

11 Ve bütün dağlarımı yol edeceğim ve büyük yollarım yükselecek.

 

12 Ve o zaman, ey İsrail Evi, işte bunlar uzaktan; ve işte bunlar kuzeyden ve batıdan, şunlar da Sinim ülkesinden gelecekler.

 

13 İlahiler söyleyin, ey gökler! Neşeyle dol, ey yeryüzü! Çünkü, doğuda olanların ayakları artık yerini bulacak; ve ilahiler söylemeye başlayın ey dağlar! Çünkü onlar bir daha cezalandırılmayacak; çünkü Rab, halkını teselli etti ve sıkıntı çeken halkına merhamet edecek.

 

14 Fakat işte Sion: ARab beni bıraktı ve Rabbim beni unuttu@ dedi. Ancak Rab unutmadığını gösterecek.

 

15 Çünkü kadın emzikteki çocuğunu unutabilir mi ki, kendi rahminin oğluna acımasın? Evet, onlar unutabilirler, fakat Ben seni unutmayacağım, Ey İsrail Evi.

 

16 İşte, ellerimin ayasına seni işledim; duvarların daima karşımda.

 

17 Çocukların seni öldürenlere karşı tez gelecekler ve seni harap edenler ise çekip gidecekler.

 

18 Gözlerini kaldırıp çevrene bir bak! Bütün bu insanlar toplanıyorlar ve sana geliyorlar. Ve Ben nasıl varsam, diyor Rab: Onların hepsini süs gibi takınacaksın ve bir gelin gibi onları kuşanacaksın.

 

19 Çünkü viran ve ıssız yerlerin ve harap edilmiş ülken, orada oturanlar yüzünden şimdi bile çok dar gelecek; ve seni yutanlar uzaklaşacaklar.

 

20 İlk çocuğunu yitirdikten sonra sahip olacağın çocuklar, yeniden kulaklarına: ABurası bana çok dar geliyor; bana oturabileceğim bir yer ver@ diyecekler.

 

21 O zaman yüreğinden diyeceksin: Ben evlatlarından olmuş, tek başına tutsak olarak öteye beriye dolaşmakta iken bunları bana kim peyda etti? Ve bunları kim büyüttü? İşte, ben yalnız kalmıştım; bunlar neredeydiler?

 

22 Rab Tanrı şöyle diyor: İşte Yahudi olmayan uluslara elimi kaldıracağım ve halka sancağımı dalgalandıracağım; ve onlar senin oğullarını kollarında getirecekler ve kızların onların omuzlarında taşınacak.

 

23 Ve krallar sana lala ve onların kraliçeleri sana dadı olacaklar; önünüzde yere eğilip sizi selamlayacaklar ve ayağınızın tozunu yalayacaklar; ve sen bileceksin ki Rab Ben’im; çünkü beni bekleyenler utandırılmayacaklar.

 

24 Çünkü güçlünün elinden kurbanı alınacak mı, ya da yasalara göre tutsak alınanlar azat olacak mı?

 

25 Fakat Rab şöyle diyor: Güçlünün tutsakları bile elinden alınacak ve korkunç adamın kurbanı kurtarılacak; çünkü seninle uğraşanlarla, Ben uğraşacağım ve senin çocuklarını Ben kurtaracağım.

 

26 Ve sana işkence edenlere kendi etlerini yedireceğim; kendi kanları ile tatlı şarap içmiş gibi sarhoş olacaklar; ve bütün insanlık bilecek ki Ben Rab, senin Kurtarıcın ve seni Fidye ile Kurtaran’ım; Yakup'un Güçlüsü benim.

 

 

                                                                    22. BÖLÜM

 

İsrail bütün yeryüzüne dağılacak‑‑‑Yahudi olmayan uluslar İsrail’i son günlerde Sevindirici Haber’le besleyip büyütecekler‑‑‑İsrail bir araya toplanacak ve kurtulacak---Kötüler saman gibi yanacak‑‑‑Şeytanın krallığı yok edilecek ve şeytan bağlanacak. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

 

Ve şimdi, öyle oldu ki ben Nefi, pirinç levhalara işlenmiş olan bu yazıları okuduktan sonra kardeşlerim bana gelip şöyle dediler: Bu okuduğun şeylerin anlamı nedir? İşte bunların bedene göre değil, ruha göre olacak ruhsal gerçeklere göre mi anlaşılması gerekiyor?

 

2 Ve ben Nefi onlara: Aİşte bunlar peygambere Ruh'un sesiyle açıklanmıştır; çünkü bedene göre insançocuklarının başına gelecek her şey Ruh aracılığıyla peygamberlere bildirilir@ dedim.

 

3 Bu nedenle, okuduğum şeyler hem geçici hem de ruhsal olaylarla ilgilidir; çünkü öyle gözüküyor ki İsrail Evi er ya da geç bütün yeryüzüne ve üstelik bütün ulusların arasına dağıtılacaktır.

 

4 Ve işte, Yeruşalem'dekilerin bilgisinden çoktan beridir uzak kalmış birçok insan var. Evet, oymakların büyük çoğunluğu uzaklara götürülmüş ve denizdeki adalara oraya buraya dağıtılmışlardır; ve nerede olduklarını hiçbirimiz bilmiyoruz; bütün bildiğimiz uzaklara götürülmüş olduklarıdır.

 

 5 Ve onlar uzaklara götürüldükten sonra, onların hakkında ve ayrıca İsrail'in Kutsalı yüzünden gelecekte dağılıp başkalarıyla karışacak olan herkesin hakkında şöyle peygamberlikte bulunulmuştur: Çünkü onlar İsrail'in Kutsalı’na karşı yüreklerini katılaştıracaklar; bu nedenle, bütün ulusların arasına dağıtılacaklar ve bütün insanlar onlardan nefret edecek.

 

6 Buna rağmen, onlar Yahudi olmayan uluslar tarafından bakılıp beslendikten ve Rab, elini Yahudi olmayan uluslara kaldırıp onları bir sancak gibi yukarı kaldırdıktan ve çocukları onların kollarında ve kızları onların omuzlarında taşındıktan sonra, bakın bu sözü edilen şeyler geçici şeylerdir; çünkü Rab'bin atalarımızla yaptığı antlaşmalar böyledir; ve bunların gelecekte bizimle ve ayrıca İsrail Evi’nden olan bütün kardeşlerimizle ilgisi vardır.

 

7 Ve bu demektir ki bütün İsrail Evi dağıtılıp başka ulusların arasına karıştırıldıktan sonra, bir gün gelecek ki Rab Tanrı, Yahudi olmayan ulusların arasında, evet, hem de bu topraklar üzerinde güçlü bir ulus yetiştirecektir ve soyumuz onlar tarafından dağıtılacaktır.

 

8 Ve soyumuz dağıtıldıktan sonra Rab Tanrı, Yahudi olmayan ulusların arasında soyumuz için büyük bir değer taşıyacak olağanüstü bir iş yapmaya başlayacaktır; bu nedenle, bunlar onların Yahudi olmayan uluslar tarafından bakılıp beslenmelerine ve onların kollarında ve omuzlarında taşınmalarına benzetilebilir.

 

9 Ve bu olağanüstü iş Yahudi olmayan uluslar için de değer taşıyacaktır ve sadece Yahudi olmayan uluslar için değil, fakat bütün İsrail Evi için de değer taşıyacaktır; çünkü onlara Göklerdeki Baba'nın İbrahim'le yaptığı antlaşmaları bildirecektir: ASenin soyun aracılığıyla yeryüzündeki sülalelerin hepsi kutsanacaktır@ diye söyler.

 

10 Ve kardeşlerim, şunu bilmenizi isterim ki Rab, bütün ulusların gözü önünde kolunu sıvamadıkça yeryüzündeki sülalelerin hiçbiri kutsanamaz.

 

11 Bu nedenle Rab Tanrı, bütün ulusların gözleri önünde İsrail Evi’nden olanlara antlaşmalarını ve Sevindirici Haber’ini getirerek kolunu sıvamaya başlayacaktır.

 

12 Bu nedenle Rab onları yeniden tutsaklıktan çıkaracak ve onlar kendilerinin mirası olan topraklarda bir araya toplanacaklar; ve belirsizlikten ve karanlıktan çıkarılacaklar; ve Kurtarıcı’larının ve Fidye ile Kurtaran’larının, İsrail'in Güçlüsü Rab olduğunu anlayacaklardır.

 

13 Ve bütün dünyanın fahişesi olan o büyük ve iğrenç kilise ise kendi kanında boğulacak; çünkü kendi aralarında savaşacaklar, ellerindeki kılıçları kendi başlarına düşecek ve kendi kanlarıyla sarhoş olacaklardır.

 

14 Ve ey İsrail Evi sana karşı savaşacak her ulus birbirine girecek ve Rab'bin halkını tuzağa düşürmek isteyenler ise kendi kazdıkları kuyuya düşeceklerdir. Ve Sion'a karşı savaşanların hepsi yok edilecek ve Rab'bin doğru yollarını saptıran o koca fahişe, evet, o büyük ve iğrenç kilise yıkılıp toza toprağa karışacak ve onun yıkılışı büyük olacaktır.

 

15 Çünkü işte şöyle diyor peygamber: Şeytanın insançocuklarının yüreklerinde hiçbir güce sahip olamayacağı zaman hızla yaklaşıyor; çünkü gururluların ve kötülük yapanların saman gibi olacakları gün yakında geliyor ve onların yakılmaları gereken gün geliyor.

 

16 Çünkü Tanrı'nın tüm gazabının bütün insançocuklarının üzerine boşalacağı gün yakında geliyor; çünkü O, kötülerin doğruları yok etmesine izin vermeyecektir.

 

17 Bu nedenle Tanrı, doğruları kendi gücüyle koruyacaktır; hatta tüm öfkesini yağdırmak ve düşmanlarını ateş ile yok etmek zorunda kalsa bile, doğrular korunacaktır. Bunun için doğruların korkmasına gerek yoktur; çünkü peygamber şöyle diyor: Ateşle de olsa onlar kurtulacaktır.

 

18 İşte kardeşlerim, size söylüyorum ki bütün bunlar kısa bir süre içinde olacak; evet, hatta kan, ateş ve duman bulutları gelecektir; ve bütün bunlar mutlaka bu dünyada olacaktır; ve eğer öyle olur da İsrail'in Kutsalı'na karşı yüreklerini katılaştırırlarsa, bütün bunlar bedene göre insanların başına gelecektir.

 

19 Çünkü işte, doğrular yok olmayacak; Sion'a karşı savaşanların tümünün kovulup atılacağı zaman kesinlikle gelecektir.

 

20 Ve Rab, kesinlikle halkı için bir yol hazırlayacak ve Musa'nın söylediği şu sözlerin yerine gelmesini sağlayacaktır: Tanrınız Rab, size benim gibi bir peygamber gönderecek; onun söylediği her şeyi dinleyeceksiniz. Ve öyle olacak ki bu peygamberi dinlemeyenler, halkın arasından kovulup atılacaklar.

 

21 Ve şimdi ben Nefi, size Musa'nın sözünü ettiği bu peygamberin İsrail'in Kutsalı olduğunu bildiririm; bu nedenle, O doğrulukla yargılayacaktır.

 

22 Ve doğruların korkmasına gerek yoktur; çünkü yenilmeyecek olanlar onlardır. Ancak insançocukları arasında şeytanın krallığı kurulacaktır; bu krallık bedende yaşayanların arasında kurulacaktır.

 

23 Çünkü kazanç sağlamak için kurulan bütün kiliselerin ve insan bedeni üzerinde güç kazanmak için kurulan bütün kiliselerin ve dünya gözünde popüler olmak için kurulan kiliselerin ve bedensel tutkuları ve maddi istekleri doyurmaya çalışan ve her türlü kötülüğü yapmak isteyen kiliselerin, evet, sonuçta şeytanın krallığına ait olan herkesin korkup tir tir titremesi ve sarsılması gereken gün yakında gelecektir; yerin dibine geçecek olanlar onlardır; saman gibi yanıp kül olacak olanlar onlardır; ve bunlar peygamberin söylediği gibi olacaktır.

 

24 Ve doğruların, ağıldaki buzağılar gibi bakılıp besleneceği ve İsrail’in Kutsalı’nın egemenlikle ve güçle ve yetkiyle ve büyük bir görkemle hüküm süreceği zaman hızla yaklaşmaktadır.

 

25 Ve O, çocuklarını dünyanın dört bir tarafından toplar; ve koyunlarını sayar, onlar da O'nu tanır; ve tek bir sürü ve tek bir çoban olacaktır; ve O koyunlarını otlatacak ve onlar O'nda otlaklarını bulacaklardır.

 

26 Ve halkının doğruluğundan dolayı, şeytanın gücü kalmamıştır; bu nedenle şeytan yıllarca bağlı kalacaktır; çünkü halkın yürekleri üzerinde hiçbir gücü yoktur; çünkü halk doğruluk içinde yaşar ve yöneten İsrail'in Kutsalı’dır.

 

27 Ve şimdi işte, ben Nefi, bütün bunların bedene göre gerçekleşeceğini size söylerim.

 

28 Fakat işte, öyle olur da tövbe ederlerse, bütün uluslar, sülaleler, diller ve halklar, İsrail'in Kutsalı ile birlikte güvenlik içinde yaşayacaklardır.

 

29 Ve şimdi ben Nefi, yazdıklarıma burada son veriyorum; çünkü bu konularda daha çok konuşmaktan şimdilik çekiniyorum.

 

30 Bu nedenle kardeşlerim, pirinç levhalara yazılmış olan bu şeylerin doğru olduğunu düşünmenizi isterim; ve bunlar, insanın Tanrı'nın emirlerine itaat etmesi gerektiğine tanıklık ederler.

 

31 Bu nedenle, tanıklık edenlerin ve bunları öğretenlerin yalnız babamla ben olduğumuzu sanmayın. Bu nedenle emirlere itaat eder ve sonuna kadar dayanırsanız, son günde kurtulacaksınız. Ve bu böyledir. Amin.

 

 

                                                            İkİncİ Nefİ Kİtabı

 

Bölümler:

1  2  3  4  5  6  7  8  9  10

11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

21 22 23 24 25 26 27 28 29 30

31 32 33

 

Lehi'nin ölümü anlatılır. Nefi'nin kardeşleri ona baş kaldırır. Rab, Nefi'yi çöle gitmesi için uyarır. Nefi'nin çölde geçirdiği yolculuklar ve başından geçen diğer olaylar.

 

                                                                     1. BÖLÜM

 

Lehi bir özgürlük ülkesi hakkında peygamberlikte bulunur‑‑‑İsrail'in Kutsalını reddederlerse, Lehi'nin soyu dağıtılacak ve cezalandırılacaktır‑‑‑Lehi, oğullarına doğruluk zırhını kuşanmalarını öğütler. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

VE şimdi öyle oldu ki ben Nefi, kardeşlerime öğretmeyi bitirdikten sonra babamız Lehi de onlara birçok şey söyledi ve Rab'bin onları Yeruşalem ülkesinden çıkarmakla kendileri için ne kadar büyük bir iş yapmış olduğunu onlara anlattı.

 

2 Ve babam onlara denizde çıkardıkları isyanları hakkında ve canlarını bağışlayan Tanrı'nın merhameti hakkında konuştu; öyle ki deniz onları yutmamıştı.

 

3 Ve Lehi onlara ayrıca elde ettikleri bu vaadedilmiş diyar hakkında konuştu. Yeruşalem ülkesinden kaçmamız için bizi uyaran Rab'bin ne kadar merhametli olduğunu anlattı.

 

4 Çünkü işte Lehi: ABir görüm gördüm; bu yüzden Yeruşalem'in yerle bir olduğunu biliyorum; ve eğer Yeruşalem'de kalmış olsaydık, biz de mahvolacaktık@ dedi.

 

5 Fakat, dedi Lehi: Çektiğimiz sıkıntılara rağmen, bütün diğer ülkelerden daha seçkin olan bir ülkeyi, vaadedilmiş bir diyarı elde ettik; bu ülke, Rab Tanrı'nın benimle yaptığı antlaşmaya göre soyuma miras kalacak bir ülkedir. Evet, Rab yaptığı antlaşma ile bu ülkeyi bana, çocuklarıma ve ayrıca O'nun eliyle başka ülkelerden buraya getirilecek herkese sonsuza dek vermiştir.

 

6 Bu nedenle, ben Lehi, içimdeki Ruh'un etkisiyle Rab'bin eliyle getirilmedikçe, bu ülkeye hiç kimsenin gelmeyeceğine dair peygamberlik ederim.

 

7 Bu nedenle bu ülke O'nun buraya getireceği kimselere adanmıştır. Ve eğer öyle olur da onlar Tanrı'nın verdiği emirlere göre O'na hizmet ederlerse, bu ülke onlar için bir özgürlük ülkesi olacaktır; bu nedenle onlar hiçbir zaman tutsaklığa düşmeyeceklerdir; tutsaklığa düşerlerse, bunun nedeni yaptıkları kötülükler olacaktır; çünkü kötülük artarsa, bu ülke onlar için lanetlenecek, ancak doğrular için sonsuza dek kutsanacaktır.

 

8 Ve işte bu ülkenin henüz diğer ulusların bilgisinden gizli tutulmasında bir hikmet vardır; çünkü işte, bir çok ulus bu ülkeyi istila edebilir, sonunda miras olarak hiçbir yer kalmayabilir.

 

9 Bu nedenle, ben Lehi'ye söz verildi ki Rab Tanrı'nın Yeruşalem ülkesinden çıkaracağı kimseler O'nun emirlerini yerine getirdikleri sürece, bu ülkede refaha kavuşacaklar ve bu ülkenin sahibi olabilmeleri için tüm diğer ulusların bilgisinden uzak tutulacaklar. Ve eğer öyle olur da O'nun emirlerini yerine getirirlerse, bu ülkede bereketlenecekler ve hiç kimse, onları rahatsız etmeyecek ve mirasları olan bu ülkeyi ellerinden alamayacaktır; ve onlar sonsuza dek güven içinde yaşayacaklardır.

 

10 Fakat işte, Rab'bin elinden öylesine büyük nimetler gördükten sonra---dünyanın ve bütün insanlığın yaratılışı hakkında bilgileri varken, Rab'bin dünyanın yaratılışından beri yapmış olduğu yüce ve olağanüstü işleri bilirken, kendilerine inançla her şeyi yapabilecek bir güç verilmişken, başlangıçtan beri bütün emirlere sahipken ve O'nun sonsuz iyiliği sayesinde bu vaadedilen değerli diyara getirilmişken, bir gün gelecek ki onlar yavaş yavaş inançlarını kaybedecekler---işte söylüyorum, eğer o gün gelir de Kurtarıcıları ve Tanrıları, İsrail'in Kutsalı'nı, gerçek Mesih'i reddederlerse, işte Adil Olan'ın yargısı onların üzerine inecektir.

 

11 Evet, O başka ulusları onların yanına getirip onlara güç verecek, sahip oldukları toprakları ellerinden alacak ve onları darmadağın edip cezalandıracaktır.

 

12 Evet, bir kuşak gelip diğeri giderken, cinayetler işlenecek ve aralarında büyük felaketler yaşanacaktır; bu nedenle oğullarım, sizlerin bunları hatırlamanızı, evet, sözlerime kulak vermenizi dilerim.

 

13 Ah, keşke derin uykunuzdan, evet, bu cehennem uykusundan uyansanız da bağlı olduğunuz bu zincirleri, insançocuklarını bağlayan ve onları tutsak olarak sonsuz sefalet ve elem uçurumuna doğru sürükleyen bu korkunç zincirleri üzerinizden silkip atsanız.

 

14 Uyanın ve tozun içinden kalkın ve bedenini yakında hiçbir yolcunun geri dönmediği, soğuk ve sessiz bir mezara koyacağınız titrek bir babanın sözlerini dinleyin; birkaç gün daha buradayım ve bütün dünyanın gittiği yoldan ben de gideceğim.

 

15 Fakat işte, Rab ruhumu cehennemden fidye ile kurtardı; O'nun yüceliğini gördüm ve O'nun sevgi dolu kolları beni sonsuza dek sardı.

 

16 Ve dilerim ki sizler Rab'bin yasalarına ve yargılarına uymayı hatırlarsınız; işte baştan beri ruhumun kaygısı bu olmuştur.

 

17 Yüreğim zaman zaman çektiğim acılarla ezildi, çünkü yüreklerinizin katılığından dolayı Tanrınız Rab'bin tüm öfkesiyle üzerinize gelmesinden, kovulmanızdan ve sonsuza kadar yok olmanızdan endişe duydum.

 

18 Başka bir deyişle, kuşaklar boyu sürecek bir lanete uğramanızdan, kılıç ve kıtlıkla yoklanmanızdan ve nefret edilmenizden ve şeytanın isteği ve tutsaklığı altında yerlerde sürüklenmenizden korktum.

 

19 Ey oğullarım dilerim, bu şeyler sizin başınıza gelmez; fakat siz Rab'bin seçtiği ve kayırdığı bir halk olasınız. Fakat işte, O’nun istediği olacaktır; çünkü O’nun yolları sonsuza dek doğruluktur.

 

20 Ve Rab şöyle dedi: Emirlerimi yerine getirdiğiniz ölçüde, bu ülkede refaha kavuşacaksınız; fakat emirlerimi yerine getirmezseniz, huzurumdan kovulacaksınız.

 

21 Ve şimdi ruhumun sizlerle sevinç duyması ve yüreğimin bu dünyadan mutluluk içinde sizlerden ayrılabilmesi ve mezara üzüntülü ve kederli bir şekilde gitmemem için artık tozun içinden kalkın, oğullarım ve adam olun; ve tek bir yürek ve tek bir düşünceyle her konuda birlik olmaya karar verin ki tutsaklığa düşmeyesiniz.

 

22 Öyle ki acı bir lanete uğramayın ve ayrıca adil olan Tanrı'nın hoşnutsuzluğunu üzerinize çekmeyin ki yıkıma, evet, hem ruhun hem de bedenin sonsuz yıkımına uğramayın.

 

23 Oğullarım uyanın, doğruluk zırhını kuşanın. Sizi bağlayan zincirleri üzerinizden silkip atın ve karanlıktan çıkıp tozun içinden kalkın artık.

 

24 Muhteşem görüntülere tanık olan ve Yeruşalem'den ayrıldığımızdan beri emirleri yerine getiren ve Tanrı'nın elinde, bizi bu vaadedilen diyara getirmek için bir araç olan kardeşinize karşı bir daha baş kaldırmayın; çünkü o olmasaydı, çölde açlıktan ölürdük; yine de onun canına kıymaya çalıştınız; evet ve kardeşiniz sizin yüzünüzden çok acı çekti.

 

25 Ve sizin yüzünüzden kardeşiniz daha çok acı çekecek diye son derece korkuyorum ve bundan endişe duyuyorum; çünkü işte, onu üzerinizde güç ve yetki elde etmeye çalışmakla suçladınız; ama ben onun üzerinizde güç ve yetki elde etmeye çalışmadığını, ancak Tanrı'nın yüceliği ve sizin sonsuz mutluluğunuz için çalışıp didindiğini biliyorum.

 

26 Ve sizinle açık bir şekilde konuştuğu için söylenip durdunuz. Sizinle sert bir dille konuştuğunu söylüyorsunuz; onun size kızdığını söylüyorsunuz; fakat işte, onun sertliği kendisinde bulunan Tanrı'nın güçlü sözünün sertliğiydi; ve sizin öfke diye adlandırdığınız, Tanrı'dan gelen ve sizin kötülüklerinizi cesur bir şekilde ortaya koyan onun söylemeden edemeyeceği bir gerçekti.

 

27 Ve itaat etmeniz için onun size emir vermesi, Tanrı'nın gücünün mutlaka onunla birlikte olduğunu gösterir. Fakat işte konuşan o değildi, ama onun içinde bulunan, konuşması için onun ağzını açan Rab'bin Ruhu'ydu; öyle ki susmak onun elinde değildi.

 

28 Ve şimdi oğlum Laman ve ayrıca Lemuel ile Sam ve ayrıca İsmail'in oğulları olan siz oğullarım, işte, Nefi'nin sesine kulak verirseniz, mahvolmazsınız. Ve eğer ona kulak verirseniz, size bir kutsama, evet, hem de ilk kutsamamı bırakacağım.

 

29 Fakat ona kulak vermezseniz, ilk kutsamamı, evet, hatta kutsamamı geri alırım ve bu kutsama Nefi'nin üzerinde kalır.

 

30 Ve şimdi Zoram, sana söylüyorum: Bak, sen Laban'ın uşağısın; Yeruşalem ülkesinden getirilmene rağmen, oğlum Nefi'nin daima gerçek bir arkadaşı olacağını biliyorum.

 

31 Bu nedenle sadık kaldığın için senin soyun, onun soyu ile birlikte bereketlenecek; öyle ki uzun bir süre bu topraklarda refah içinde yaşayacaklar; ve aralarında kötülük olmadıkça, bu topraklar üzerindeki hiçbir şey onların mutluluğunu sonsuza kadar engelleyemeyecek ve rahatlarını bozamayacak.

 

32 Bu nedenle, eğer Rab'bin emirlerini yerine getirirseniz, Rab bu ülkeyi senin soyunun oğlumun soyuyla birlikte güven içinde yaşaması için kutsayacak.

 

 

                                                                     2. BÖLÜM

 

Fidye ile kurtuluş Kutsal Mesih'in aracılığıyla gelir---Varolmak ve ilerlemek için seçme özgürlüğü (irade) gereklidir‑‑‑Adem insanların var olması için düşmüştür---İnsanlar özgürlük ve sonsuz yaşamı seçmekte özgürdür. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

 

Ve şimdi sana söylüyorum Yakup: Sen çölde sıkıntılı günlerimde doğan ilk çocuğumsun. Ve işte, çocukluğunda kardeşlerinin kabalığı yüzünden birçok acı ve sıkıntı çektin.

 

2 Buna rağmen çölde doğan ilk oğlum Yakup, sen, Tanrı'nın yüceliğini bilirsin ve O, senin sıkıntılarını iyiliğine çevirecektir.

 

3 Bu nedenle, senin ruhun kutsanacak ve kardeşin Nefi ile güven içinde yaşayacaksın; ve günlerin Tanrı'nın hizmetinde geçecek. Bu nedenle, Fidye ile Kurtaran'ın doğruluğu sayesinde senin kurtulduğunu biliyorum; çünkü vakti geldiğinde, O'nun insanları kurtarmak için geleceğini gördün.

 

4 Ve genç yaşta O'nun yüceliğini gördün; bu nedenle O'nun bedende iken hizmet edeceği kimseler gibi sen de kutsanacaksın; çünkü Ruh dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır. Ve yol insanın düşüşünden beri hazırlanmıştır ve kurtuluş ücretsizdir.

 

5 Ve insanlara iyiyi kötüden ayırabilmeleri için yeterince bilgi verilmiştir. Ve yasa insanlara verilmiştir. Ve yasaya göre hiç kimse haklı çıkamaz; başka bir deyişle, yasa uyarınca insanların Tanrı ile olan ilişkileri kesilmiştir. Evet, geçici yasaya göre onların Tanrı ile olan ilişkileri kopmuştur; ve ruhsal yasaya göre de ölürler, iyilikten ayrılıp sonsuza dek perişan olurlar.

 

6 Bu nedenle, fidye ile kurtuluş Kutsal Mesih'in sayesinde ve O’nun aracılığıyla gelir; çünkü O lütuf ve gerçek doludur.

 

7 İşte O, yasanın gereklerini yerine getirmek için yüreği kırık ve ruhu pişmanlık duyan herkesin adına kendisini günaha kurban olarak sunar ve O'ndan başka hiç kimse yasanın gereklerini yerine getiremez.

 

8 Bu nedenle, bütün bunların dünyada yaşayanlara bildirilmesi çok önemlidir. Öyle ki dirilecek ilk kişi olarak, ölülerin dirilişini gerçekleştirebilmek amacıyla canını bedenen feda edecek ve Ruh'un gücüyle onu tekrar geri alacak olan Kutsal Mesih'in erdemleri, merhameti ve lütfu aracılığıyla olmadıkça, hiç kimsenin Tanrı'nın huzurunda yaşayamayacağını bilsinler.

 

9 Bu nedenle, Tanrı'ya sunulan ilk ürün O'dur, öyle ki O, bütün insançocukları için aracılık edecektir ve O'na inananlar kurtulacaklardır.

 

10 Ve O, herkese aracı olduğundan, bütün insanlar Tanrı'ya gelir; bu nedenle, onlar Tanrı'da bulunan gerçeğe ve kutsallığa göre, O'nun tarafından yargılanmak üzere, O'nun huzurunda duracaklardır. Bu nedenle, Kutsal Olan'ın verdiği yasanın gereği olarak öngörülen cezayı uygulamak, öngörülen mutluluğa zıt olarak kefaretin gereklerini yerine getirir.

 

11 Çünkü her şeyin bir zıttının olması gerekir. Eğer her şeyin bir zıttı olmazsa, ey çölde doğan ilk oğlum, o zaman doğruluk var olamazdı; ne kötülük, ne kutsallık, ne perişanlık, ne iyi ne de kötü bir şey olabilirdi. Bu nedenle, her şeyin bir bütün olarak birleşmesi gerekir; dolayısıyla, her şey tek bir beden olsaydı, bu bedenin ne yaşamı ne ölümü, ne çürümesi ne çürümezliği, ne mutluluğu ne perişanlığı, ne duygusu ne de duygusuzluğu olan bir ölü olarak kalması gerekirdi;

 

12 Bu nedenle, bu bütünlük boşuna yaratılmış olurdu; dolayısıyla yaratılışının hiçbir amacı olmazdı. Dolayısıyla bu, Tanrı'nın hikmetini ve O'nun sonsuz amaçlarını ve aynı zamanda O'nun kudretini ve merhametini ve adaletini mutlaka yok ederdi.

 

13 Ve eğer siz yasa yoktur derseniz, günahın da olmadığını söylersiniz. Eğer günah yoktur derseniz, doğruluk da yoktur demiş olursunuz. Ve eğer doğruluk yoksa, mutluluk da olmayacaktır. Ve doğruluk ve mutluluk yoksa, ceza ve perişanlık da yoktur. Ve bütün bunlar yoksa, Tanrı da yok demektir. Ve Tanrı yoksa, biz de yokuz ve dünya da yoktur; çünkü o zaman hiçbir şey yaratılamazdı; ne etkileyecek, ne de etkilenecek bir şey olurdu; dolayısıyla her şeyin yok olması gerekirdi.

 

14 Ve şimdi oğullarım, bunları size yararlanmanız ve öğrenmeniz için söylüyorum; çünkü bir Tanrı vardır ve O, hem göğü hem yeri ve yerde ve gökte olan her şeyi, hem etkileyen hem de etkilenen her şeyi yaratmıştır.

 

15 Ve O, ilk anne ve babamızı ve kırdaki hayvanları ve havadaki kuşları ve kısacası yaratılmış olan her şeyi yarattıktan sonra, Tanrı'nın, insanın son durumu ile ilgili olarak sonsuz amaçlarını gerçekleştirebilmesi için her şeyin bir zıttının olması gerekiyordu; hatta yaşam ağacına zıt olarak yasak meyvenin de olması gerekiyordu; bunlardan biri tatlı, diğeri ise acıydı.

 

16 Bu nedenle, Rab Tanrı insanı istediği gibi hareket etmekte özgür bıraktı. Dolayısıyla, insan meyvelerden birinin veya diğerinin çekiciliğiyle etkilenmeden kendi başına hareket edemezdi.

 

17 Ve ben Lehi, okuduklarıma dayanarak Tanrı'nın bir meleğinin bu yazılan şeylere göre cennetten düşmüş olduğunu var sayıyorum; dolayısıyla o, Tanrı'nın gözünde kötü olan şeyi yapmaya çalıştığı için şeytan olmuştur.

 

18 Ve kendisi Cennet'ten düşüp sonsuza dek perişan olduğu için, bütün insanları da perişan etmeye çalıştı. Onun için, her yalanın babası olan şeytan, hatta o yaşlı yılan, bu yüzden Havva'ya: AYasak meyveden yiyin, ölmezsiniz. Tersine iyiyi ve kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız@ dedi.

 

19 Ve Adem ile Havva yasak meyveden yedikten sonra Aden bahçesinden toprağı işlemeleri için kovuldular.

 

20 Ve onların çocukları oldu; evet, hatta tüm insanlık ailesi onların çocuklarıdır.

 

21 Ve Tanrı'nın isteğiyle, bedende yaşarken tövbe edebilsinler diye insançocuklarının ömrü uzatıldı; bu nedenle, onların durumu bir denenme durumu oldu ve Rab Tanrı'nın insançocuklarına verdiği emirler uyarınca ömürleri uzatıldı. Çünkü O, bütün insanlara tövbe etmesini emretti; çünkü bütün insanlara, anneleri ve babaları yasayı çiğnedikleri için onların kaybolduğunu gösterdi.

 

22 Ve şimdi işte, Adem yasayı çiğnemeseydi, düşmez, Aden bahçesinde kalırdı. Ve yaratılan her şeyin yaratıldıktan sonraki aynı durumda kalmaları gerekirdi; ve onların sonsuza kadar böyle kalmaları gerekirdi ve bunun bir sonu olmazdı.

 

23 Ve onların çocukları olamazdı; bu yüzden acıyı bilmedikleri için sevinç duymadan, günahı tanımadıkları için de iyilik yapmadan masum bir durumda kalırlardı.

 

24 Fakat işte her şey, her şeyi Bilen'in hikmetiyle oldu.

 

25 Adem, insanların var olabilmesi için düştü ve insanlar da sevinebilmek için var oldular.

 

26 Ve zamanı geldiğinde, Mesih insançocuklarını düşüşten fidye ile kurtarmak için gelir. Ve insanlar düşüşten fidye ile kurtarıldıkları için, iyiyi kötüden ayırt etmeyi bilirler ve sonsuza kadar özgürdürler; o büyük ve son gündeki yasanın gerektirdiği ceza dışında, Tanrı'nın verdiği emirlere göre, hiçbir etki altında kalmadan kendi başlarına hareket edebilirler.

 

27 Bu nedenle insanlar bedende özgürdür ve insanlara gerekli olan her şey verilmiştir. Ve onlar, bütün insanların Yüce Aracısı sayesinde özgürlük ve sonsuz yaşamı ya da şeytanın gücü ve tutsaklığı altında tutsaklık ve ölümü seçmekte özgürdürler; çünkü şeytan bütün insanların kendisi gibi perişan olmasını ister.

 

28 Ve şimdi oğullarım, Yüce Aracı'ya bakmanızı, O'nun yüce emirlerine kulak vererek O'nun sözlerine sadık kalmanızı ve Kutsal Ruhu'nun isteği doğrultusunda sonsuz yaşamı seçmenizi diliyorum.

 

29 Ve bedenin isteklerine ve içindeki kötülüklere uyarak sonsuz ölümü seçmemenizi diliyorum; şeytanın ruhuna köle etme gücünü ve sizi cehenneme sürükleme gücünü veren budur; öyle ki şeytan kendi krallığında size egemen olabilsin.

 

30 Oğullarım, bu denenme zamanımın son günlerinde şu birkaç sözü hepiniz için söyledim ve peygamberin dediklerine göre iyi olanı seçtim. Ve ruhlarınızın sonsuz mutluluğundan başka bir amacım yoktur. Amin.

 

 

                                                                     3. BÖLÜM

 

Yusuf Mısır'dayken bir görümde Nefililer'i görür‑‑‑Son zamanların Göreni Joseph Smith'le ilgili peygamberlikte bulunur; Musa'nın İsrail'i kurtaracağını ve Mormon Kitabı'nın gelişini görür. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

 

Ve şimdi en küçük oğlum Yusuf, sana söylüyorum. Sen çölde acı dolu günlerimde doğdun; evet, en üzüntülü günlerimde annen seni dünyaya getirdi.

 

2 Eğer öyle olur da İsrail'in Kutsalı’nın emirlerini yerine getirirseniz, Rab çok değerli olan bu ülkeyi sana, soyuna ve kardeşlerinin soyuna miras olarak orada güvenle oturmanız için sonsuza kadar kutsasın.

 

3 Ve şimdi, Yusuf, kederli günlerimde çölden getirdiğim en küçük oğlum Rab seni sonsuza dek bereketlesin; çünkü senin soyun tamamen yok olmayacak.

 

4 Çünkü işte, sen benim soyumun meyvesisin ve ben de Mısır'a tutsak olarak götürülen Yusuf'un soyundanım. Ve Rab'bin Yusuf'la yaptığı antlaşmalar çok büyüktü.

 

5 Bu nedenle, Yusuf bizim günlerimizi gerçekten gördü. Ve Rab Tanrı'nın İsrail Evi için kendi soyunun meyvelerinden adil bir dal çıkaracağına dair Rab'den söz aldı; bu Mesih değilse de, İsrail Evi'nden kopacak bir daldır; yine de bu dal, Rab'bin antlaşmalarında Mesih'in son günlerde Ruh'un gücüyle kendilerine görünerek onları karanlıktan aydınlığa, evet, gizli karanlıktan ve kölelikten özgürlüğe çıkaracağını hatırlatmaktadır.

 

6 Çünkü Yusuf gerçekten tanıklık ederek: ARab Tanrım, soyumun meyveleri için seçkin bir gören çıkaracak@ demiştir.

 

7 Evet, Yusuf gerçekten şöyle dedi: Rab bana: ASenin soyunun meyvelerinden seçkin bir gören çıkaracağım ve o, senin soyunun meyveleri arasında büyük saygı görecek. Ve ona senin soyunun meyveleri için, yani kendi kardeşleri için bir iş yapmasını emredeceğim ki bu, onlar için çok büyük bir değer taşıyacak, hatta atalarınla yaptığım antlaşmaları onlara bildirecek@ dedi.

 

8 Ve ona vereceğim bu görevden başka hiçbir iş yapmamasını emredeceğim. Ve onu gözümde değerli kılacağım; çünkü o benim işimi yapacak.

 

9 Ve o da, halkımı kurtarmak için sizin içinizden çıkaracağımı söylediğim Musa gibi büyük biri olacak, Ey İsrail Evi.

 

10 Ve halkını Mısır ülkesinden çıkarıp kurtarması için Musa'yı yetiştireceğim.

 

11 Fakat senin soyunun meyvelerinden bir gören çıkaracağım ve senin soyunun meyvelerine sözümü getirmesi için---ve yalnızca sözümü öğretmek için değil, aynı zamanda onların arasına gitmiş olacak olan sözüme onları inandırması için---ona güç vereceğim, diyor Rab.

 

12 Bu nedenle senin soyunun meyveleri yazacak ve Yahuda soyunun meyveleri de yazacak; ve senin soyunun meyveleri tarafından yazılacaklar ve Yahuda soyunun meyveleri tarafından yazılacaklar birleşerek yanlış öğretileri çürütecek, çekişmelere son verecek ve senin soyunun meyvelerinin arasına barış getirip son günlerde atalarına ve ayrıca benim antlaşmalarıma ilişkin onlara bilgi verecek, diyor Rab.

 

13 Ve Rab şöyle diyor: Ey İsrail Evi, seni tekrar eski haline getirmek için bütün halkımın arasında işime başlayacağım gün, o gören zayıflıktan kurtarılıp güçlendirilecek.

 

14 Ve Yusuf böyle peygamberlik ederek: Aİşte o göreni Rab kutsayacak ve onu yok etmek isteyenler bozguna uğrayacaklar; çünkü soyumun meyveleri ile ilgili olarak Rab'den aldığım bu söz yerine gelecektir. İşte, bu sözün yerine geleceğinden eminim@ dedi.

 

15 Ve o benim adımı taşıyacak ve babasının adı da aynı olacak. Ve o bana benzeyecek; çünkü Rab'bin onun eliyle yapacağı iş, Rab'bin gücüyle halkımı kurtuluşa götürecektir.

 

16 Evet, Yusuf şöyle peygamberlik etti: Ben bundan Musa'nın geleceğine dair verilen söze güvendiğim kadar eminim; çünkü Rab bana: ASenin soyunu sonsuza kadar koruyacağım@ dedi.

 

17 Ve Rab şöyle dedi: Musa adında birini yetiştireceğim ve ona bir değnekle güç vereceğim; ve ona yazsın diye yargılama gücü vereceğim. Ancak çok konuşmasın diye dilini çözmeyeceğim; çünkü onu konuşmada güçlü yapmayacağım. Ama ona kendi elimin parmaklarıyla yasamı yazıp vereceğim ve ona bir sözcü vereceğim.

 

18 Ve Rab ayrıca bana şunları söyledi: Senin soyunun meyveleri için de bir gören çıkaracağım ve ona da bir sözcü vereceğim. Ve Ben, işte ona senin soyunun meyveleri için soyunun meyvelerinin yazısını yazdıracağım ve senin soyunun sözcüsü bunu bildirecek.

 

19 Ve onun yazacağı sözler benim hikmetime uygun olarak senin soyunun meyvelerine gidecek olan sözlerdir. Ve sanki senin soyunun meyveleri onlara tozun içinden sesleniyormuş gibi olacak; çünkü ben onların imanını biliyorum.

 

20 Ve onlar tozun içinden seslenecekler; evet, kendilerinden sonra birçok kuşak geçip gitmiş olsa bile, kardeşlerini tövbe etmeye çağıracaklar. Ve öyle olacak ki onların yakarışları sözlerinin sadeliğiyle duyulacak.

 

21 İnançlarından dolayı onların sözleri, ağzımdan senin soyunun meyvesi olan onların kardeşlerine yayılacak ve senin atalarınla yaptığım antlaşmaları hatırlamaları için, onların sözlerindeki zayıflığı inançlarından ötürü güçlü kılacağım.

 

22 Ve şimdi bak, oğlum Yusuf, atam geçmişte böyle peygamberlik etti.

 

23 Bu nedenle, bu antlaşmadan dolayı sen kutsandın; çünkü senin soyun yok edilmeyecek; çünkü onlar kitaptaki sözlere kulak verecekler.

 

24 Ve aralarından güçlü biri çıkacak ve gerek sözüyle, gerekse yaptıklarıyla çok iyilik edecek, son derece büyük inancıyla Tanrı'nın elinde bir araç olacak ve güçlü mucizeler yapacak ve Tanrı'nın gözünde büyük olan işi yaparak İsrail Evi'ni ve senin kardeşlerinin soyunu eski haline getirecek.

 

25 Ve şimdi ne mutlu sana Yusuf. Bak, sen daha küçüksün; onun için ağabeyin Nefi'nin sözlerine kulak ver ve her şey sana söylediğim gibi olacak. Ölmekte olan babanın sözlerini hatırla. Amin.

 

                                                                     4. BÖLÜM

 

Lehi, soyuna öğüt verir ve onları kutsar---Vefat eder ve toprağa verilir‑‑‑Nefi, Tanrı'nın iyiliğinden dolayı sevinçle dolar---Sonsuza dek Rab'be güven duyar. m.ö. tahminen 588--570 yılları.

 

 

 

Ve şimdi ben Nefi, babamın sözünü ettiği, Mısır'a götürülen Yusuf'la ilgili peygamberliklerden söz edeceğim.

 

2 Çünkü işte, o gerçekten bütün soyu hakkında peygamberlikte bulundu. Ve onun yazdığı peygamberliklerden daha büyüğü pek yoktur. Ve o bizim hakkımızda ve gelecek soyumuz hakkında peygamberlikte bulundu; ve bunlar pirinç levhalar üzerinde yazılıdır.

 

3 Bu nedenle babam, Yusuf'un peygamberlikleri hakkında konuşmasını bitirdikten sonra Laman'ın çocuklarını, oğullarını ve kızlarını yanına çağırdı ve onlara: ABakın, oğullarım ve kızlarım, sizler benim ilk evladımın oğulları ve kızlarısınız; sözlerime iyi kulak vermenizi istiyorum@ dedi.

 

4 Çünkü Rab Tanrı şöyle demiştir: Emirlerimi yerine getirdiğiniz ölçüde bu ülkede refaha kavuşacaksınız; ve emirlerimi yerine getirmediğiniz zaman da huzurumdan kovulacaksınız.

 

5 Fakat işte, oğullarım ve kızlarım, sizlere bir kutsama bırakmadan mezarıma gidemiyorum; çünkü işte biliyorum ki yürümeniz gereken yolda yetiştirilirseniz, o yoldan şaşmazsınız.

 

6 Bu nedenle, eğer lanetlenirseniz, işte sizi kutsuyorum ki bu lanet sizden alınıp anne ve babanızın başları üzerine düşsün.

 

7 Bu nedenle, sizi kutsadığım için Rab Tanrı sizin mahvolmanıza izin vermeyecektir; dolayısıyla size ve soyunuza sonsuza dek merhamet gösterecektir.

 

8 Ve öyle oldu ki babam, Laman'ın oğullarına ve kızlarına söyleyeceklerini bitirince, Lemuel'in oğullarıyla kızlarının huzuruna getirilmesini istedi.

 

9 Ve onlara şöyle diyerek konuştu: Bakın, oğullarım ve kızlarım, sizler ikinci oğlumun oğulları ve kızlarısınız; işte size de Laman'ın oğulları ve kızlarına bıraktığım aynı kutsamayı bırakıyorum; bu nedenle tamamen yok olmayacaksınız ve sonunda soyunuz kutsanacak.

 

10 Ve öyle oldu ki babam onlara söyleyeceklerini bitirince, işte İsmail'in oğullarına, evet ve hatta İsmail'in tüm ev halkına konuştu.

 

11 Ve onlara da söyleyeceklerini bitirince, Sam'la konuştu ve şöyle dedi: Ne mutlu sana ve soyuna! Çünkü sen de kardeşin Nefi gibi bu ülkeyi miras alacaksın. Ve senin soyun, onun soyundan sayılacak ve sen de kardeşin gibi olacaksın; ve senin soyun da onun soyu gibi olacak; ve sen yaşadığın sürece bereketleneceksin.

 

12 Ve öyle oldu ki babam Lehi yüreğindeki duygulara ve içindeki Rab'bin Ruhu'nun sesine kulak vererek bütün ev halkına konuştuktan sonra iyice yaşlandı. Ve öyle oldu ki vefat etti ve toprağa verildi.

 

13 Ve öyle oldu ki onun ölümünden birkaç gün sonra Laman ile Lemuel ve İsmail'in oğulları Rab'bin uyarılarından dolayı bana kızdılar.

 

14 Çünkü ben Nefi, Rab'bin sözü uyarınca onlarla konuşmak zorunda kalmıştım; çünkü ben de, ölmeden önce babam da onlara pek çok şey söylemiştik; bu sözlerin çoğu diğer levhalarımda yazılıdır; çünkü öbür levhalarımda daha çok tarihsel olaylara yer verilmiştir.

 

15 Ve bu levhalara ruhumla ilgili gerçekleri ve pirinç levhalara işlenmiş olan kutsal yazıların çoğunu yazıyorum. Çünkü ruhum kutsal yazılardan sevinç duyar; ve yüreğim onları derin derin düşünür ve onları çocuklarımın öğrenmesi ve yararlanması için yazar.

 

16 İşte, ruhum Rab'le ilgili şeylerden sevinç duyuyor ve yüreğim sürekli olarak gördüğüm ve duyduğum şeyleri derin derin düşünüyor.

 

17 Rab büyük iyiliğiyle bana yüce ve harika işlerini göstermiş olmasına rağmen, yüreğim yine de haykırıyor: Ah, ne zavallı bir insanım! Evet, yüreğim bedenim yüzünden üzgün, ruhumsa kötülüklerim yüzünden acılar içinde.

 

18 Beni kolaylıkla saran ayartmalar ve günahlar yüzünden çepeçevre kuşatıldım.

 

19 Sevinmek istediğim zaman, yüreğim günahlarım yüzünden inliyor; buna rağmen kime güvenmiş olduğumu biliyorum.

 

20 Tanrım bana destek oldu; çölde üzüntüler içindeyken O bana yol gösterdi ve çok derin suların üzerinde O beni korudu.

 

21 Sevgisi beni öylesine doldurdu ki bedenim sanki eriyip yok olacaktı.

 

22 Düşmanlarımı bozguna uğrattı, onları karşımda titretti.

 

23 İşte gündüzleri haykırışımı duydu ve geceleri görümlerle bana bilgi verdi.

 

24 Ve gündüzleri O'nun önünde bütün gücümle dua ederek cesaretlendim; evet, sesimi göklere yükselttim ve melekler inip bana hizmet ettiler.

 

25 Ve O’nun Ruhu'nun kanatları üzerinde bedenim çok yüksek dağlara götürüldü. Ve gözlerim yüce şeyler, evet, insan için çok yüce olan şeyler gördü; bu yüzden onları yazmamam emredildi.

 

26 Mademki böyle yüce şeyler gördüm ve Rab alçakgönüllü davranıp insançocuklarının arasına büyük merhametiyle geldi, öyleyse yüreğim neden ağlıyor ve ruhum neden üzüntü vadisinde oyalanıyor ve bedenim neden eriyip gidiyor ve sıkıntılarım yüzünden gücüm neden gevşiyor?

 

27 Ve bedenim yüzünden kendimi günaha niçin teslim edeyim? Evet, denemelere niçin yenik düşeyim, kötü olan yüreğimde yer bulup huzurumu bozsun ve canımı sıksın diye mi? Düşmanım yüzünden niçin böyle öfkeliyim?

 

28 Uyan, ey ruhum! Artık günaha boyun bükme. Sevin, ey yüreğim ve can düşmanına artık yer verme.

 

29 Düşmanlarımın yüzünden artık öfkelenme. Sıkıntılarım yüzünden gücümün gevşemesine izin verme.

 

30 Sevin, ey yüreğim ve Rab'be seslenip de ki: Ya Rab, seni sonsuza dek öveceğim; evet, ruhum seninle sevinç duyacak, Tanrım, kurtuluşumun kayası.

 

31 Ya Rab canımı kurtaracak mısın? Beni düşmanlarımın elinden kurtaracak mısın? Günahı görür görmez titreyecek hale getirecek misin beni?

 

32 Cehennemin kapıları önümde her zaman kapalı kalsın; çünkü yüreğim kırık ve ruhum pişmanlık içinde! Ya Rab, doğruluğunun kapılarını önümde kapama ki, alçak vadinin patikasında yürüyeyim ve düz yoldan kesinlikle çıkmayayım.

 

33 Ya Rab, beni doğruluğun giysisi ile kuşat! Ya Rab, bana bir yol aç ki düşmanlarımdan kaçabileyim. Önümdeki yolu düzle! Tökezleyeceğim bir taş koyma yoluma. Ama önümdeki yolu aç ve benim yolumu değil, düşmanlarımın yolunu kapat.

 

34 Ya Rab, sana güvendim ve sonsuza kadar da güveneceğim. Bedenin koluna güvenmeyeceğim; çünkü bedenin koluna güvenen kişinin lanetlendiğini biliyorum. Evet, insana güvenen ya da bedeni kendisine kol edinen lanetlenir.

 

35 Evet, Tanrı'nın kendisinden isteyene cömertçe verdiğini biliyorum. Evet, yanlış bir şey istemezsem, Tanrım bana verecektir; onun için sesimi sana doğru yükselteceğim; evet, sana yakaracağım, Tanrım, doğruluğumun kayası. İşte, sesim sonsuza dek sana doğru yükselecek, benim kayam ve sonsuz Tanrım. Amin.

 

 

                                                                     5. BÖLÜM

 

Nefililer Lamanlılar'dan ayrılırlar, Musa yasasını tutarlar ve bir tapınak inşa ederler‑‑‑Lamanlılar inançsızlıkları yüzünden Rab'bin huzurundan kovulur; lanetlenir ve Nefililer’i cezalandıran bir kamçı olurlar. m.ö. tahminen 588--559 yılları.

 

İşte, öyle oldu ki ben Nefi, kardeşlerimin öfkesinden dolayı Tanrım Rab'be çok yakardım.

 

2 Fakat işte, bana kızgınlıkları öylesine arttı ki canıma kıymak istediler.

 

3 Evet, bana karşı söylenerek şöyle dediler: Küçük kardeşimiz bize hükmedebileceğini sanıyor; ve onun yüzünden çok sıkıntı çektik; bu nedenle şimdi onu öldürelim ki sözleriyle bir daha canımızı sıkmasın. Çünkü işte, onun hükümdarımız olmasını istemiyoruz; çünkü bu halka hükmetmek, onun ağabeyleri olarak bize düşer.

 

4 Şimdi, bana karşı söylendikleri her sözü bu levhalara yazmıyorum. Ama canıma kıymak istediklerini söylemem bana yeterli geliyor.

 

5 Ve öyle oldu ki Rab, ben Nefi'yi uyardı; onlardan uzaklaşmamı ve benimle gelmek isteyen herkesle birlikte çöle kaçmamı buyurdu.

 

6 Bu nedenle öyle oldu ki ben Nefi, ailemi ve Zoram’la ailesini ve ağabeyim Sam’ı ve ailesini ve küçük kardeşlerim Yakup'la Yusuf'u ve kız kardeşlerimi ve benimle gelmek isteyen herkesi yanıma aldım. Ve benimle birlikte gelenlerin hepsi Tanrı'nın uyarılarına ve vahiylerine inanan kişilerdi; bu nedenle sözlerime kulak verdiler.

 

7 Ve çadırlarımızı ve götürebileceğimiz her şeyi yanımıza alıp çölde günlerce yol aldık. Ve günlerce yol aldıktan sonra çadırlarımızı kurduk.

 

8 Ve halkım bu yere Nefi adını vermek istedi; bu yüzden buraya Nefi adını verdik.

 

9 Ve benimle birlikte olan herkes üzerlerine Nefi halkı adını aldılar.

 

10 Ve Musa yasasına uygun olarak, her konuda Rab'bin kararlarını, yasalarını ve emirlerini dikkatli bir şekilde yerine getirdik.

 

11 Ve Rab bizimleydi ve çok başarılı olduk; çünkü tohum ekiyor ve bol bol hasat topluyorduk. Ve sürüler, büyükbaş hayvanlar ve her türlü hayvan yetiştirmeye başladık.

 

12 Ve ben Nefi, daha önce yazdığım pirinç levhalar üzerine işlenmiş olan kayıtları ve Rab'bin eliyle babam için hazırlanmış olan küreyi ya da pusulayı da yanımda getirmiştim.

 

13 Ve öyle oldu ki son derece refaha kavuştuk ve ülkede çoğalmaya başladık.

 

14 Ve ben Nefi, şimdi Lamanlılar denen halkın bir yolunu bularak üzerimize saldırmasından ve bizi yok etmesinden korktuğum için Laban'ın kılıcını aldım ve aynı şekilde birçok kılıç yaptım; çünkü onların bana, çocuklarıma ve halkım olarak çağrılan bu insanlara karşı duydukları kini biliyordum.

 

15 Ve halkıma binalar yapmasını ve yörede fazlasıyla bulunan her türlü kereste ve demir ve bakır ve pirinç ve çelik ve altın ve gümüş gibi değerli madenleri işlemelerini öğrettim.

 

16 Ve ben Nefi, Süleyman'ın tapınağını örnek alarak bir tapınak inşa ettim. Yalnız tapınak için o kadar çok değerli malzeme kullanmadım; çünkü ülkede bunlar bulunmuyordu; bu nedenle tapınağı Süleyman'ın tapınağı gibi inşa etmek mümkün olmadı. Ancak yapı tarzı Süleyman'ın tapınağına benziyordu ve işçiliği de son derece iyiydi.

 

17 Ve öyle oldu ki ben Nefi, halkıma çalışkan olmalarını ve kendi elleriyle çalışmalarını emrettim.

 

18 Ve öyle oldu ki onlar benim kralları olmamı istediler. Ancak, ben Nefi, onların başlarında bir kral bulunmasını istemiyordum; yine de onlar için elimden gelen her şeyi yaptım.

 

19 Ve işte, kardeşlerimin yöneticisi ve öğretmeni olacağıma dair Rab'bin onlar hakkında söylediği sözler onlar için gerçekleşmiş oldu. Dolayısıyla beni öldürmeye çalıştıkları zamana kadar, Rab'bin emirlerine uygun olarak onların yöneticisi ve öğretmeni olmuştum.

 

20 Bu nedenle Rab'bin bana verdiği söz yerine gelmiş oldu. Rab bana: ASenin sözlerini dinlemezlerse, onlar Rab'bin huzurundan kovulacaklar@ demişti. Ve işte, O'nun huzurundan kovuldular.

 

21 Ve Rab, işledikleri kötülüklerden dolayı onları lanete, evet, acı bir lanete uğrattı. Çünkü işte, O'na karşı yüreklerini katılaştırmışlar, çakmak taşı gibi olmuşlardı; dolayısıyla, halkım açık tenli, son derece güzel ve sevimli insanlar oldukları için, Rab Tanrı halkımı baştan çıkarmasınlar diye onların derisini kararttı.

 

22 Ve Rab Tanrı şöyle dedi: İşledikleri kötülüklerden tövbe etmezlerse, onları halkın için iğrenç kılacağım.

 

23 Ve onların soyuyla karışanların soyu da lanetlenecek; çünkü onlar da aynı lanete uğrayacak. Ve Rab böyle buyurdu ve dediği gibi oldu.

 

24 Ve üzerlerindeki lanet yüzünden, içleri şeytanlık ve hilekârlık dolu tembel bir halk oldular ve avlanmak için çöldeki yırtıcı hayvanların peşine düştüler.

 

25 Ve Rab Tanrı bana şöyle dedi: Onlar soyuna beni hatırlatacak bir kamçı olacak; ve soyun beni unutup sözümü dinlemezlerse, onlar tarafından yok oluncaya kadar kırbaçlanacaklar.

 

26 Ve öyle oldu ki ben Nefi, Yakup ve Yusuf'u yurdumuzda yaşayan halkımın üzerine bir rahip ve öğretmen olarak atadım.

 

27 Ve öyle oldu ki mutlu bir şekilde yaşadık.

 

28 Ve Yeruşalem'den ayrılmamızın üzerinden otuz yıl geçmişti.

 

29 Ve ben Nefi, hazırladığım levhalar üzerine halkımın o güne kadar olan kayıtlarını tutmuştum.

 

30 Ve öyle oldu ki Rab Tanrı bana: ABaşka levhalar hazırla ve bunlara gözümde iyi sayılan, halkına yararlı olacak birçok şey yazacaksın@ dedi.

 

31 Bu nedenle, ben Nefi, Rab'bin emirlerine uymak için gidip bu levhaları hazırladım ve üzerlerine bu şeyleri yazdım.

 

32 Ve bunlara Tanrı'nın hoşuna gidecek şeyleri yazdım. Ve halkım Tanrı'dan gelen şeylerden hoşnutsa, bu levhalara yazdıklarımdan da hoşnut olacaktır.

 

33 Ve eğer halkım, kendi tarihleri ile ilgili ayrıntıları öğrenmek isterse, bunu hazırladığım diğer levhalarda aramalıdır.

 

34 Ve aradan kırk yıl geçtiğini söylemekle yetiniyorum; ve daha şimdiden kardeşlerimizle savaşlara ve çatışmalara girdik.

 

 

                                                                     6. BÖLÜM

 

Yakup, Yahudi tarihini anlatır: Yahudiler’in Babil'deki tutsaklığını ve geri dönüşlerini, İsrail'in Kutsalı'nın hizmetini ve çarmıha gerilişini, Yahudi olmayan ulusların yardımlarını ve Yahudiler'in Mesih'e inandıkları son günlerde eski durumlarına nasıl getirileceklerini anlatır. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Nefİ'nİn kardeşi Yakup'un, Nefi halkına söylediği sözler:

 

2 İşte sevgili kardeşlerim, ben Yakup, Tanrı tarafından çağrıldım ve O'nun kutsal düzenine göre atandım; ve bir kral veya koruyucu olarak gördüğünüz ve güvenliğiniz için ona güvendiğiniz kardeşim Nefi tarafından kutsandım; işte, bildiğiniz gibi size birçok konuda konuştum.

 

3 Dileğim ruhunuzun huzur içinde olmasıdır, bu nedenle size yeniden konuşacağım. Evet, sizler için kaygım büyük; ve bunun hep böyle olduğunu siz de biliyorsunuz. Çünkü sizleri tüm gayretimle teşvik etmeye çalıştım ve sizlere babamın sözlerini öğrettim; ve sizlere dünyanın yaratılışından beri yazılmış her konuda konuştum.

 

4 Ve şimdi işte, sizlere olanlardan ve olacaklardan söz etmek istiyorum; bu nedenle size İşaya'nın sözlerini okuyacağım. Ve bunlar kardeşimin sizlere konuşmamı istediği sözlerdir. Ve bunları sizin iyiliğiniz için, Tanrınızın adını öğrenesiniz ve O’nu yüceltesiniz diye söylüyorum.

 

5 Ve şimdi sizlere okuyacaklarım İşaya'nın bütün İsrail Evi hakkında söyledikleridir; dolayısıyla bunlar sizlerle kıyaslanabilir; çünkü sizler İsrail Evi'ndensiniz. Ve siz İsrail Evi'nden olduğunuz için İşaya tarafından söylenen birçok şey sizlerle kıyaslanabilir.

 

6 Ve şimdi onun konuştuğu sözler şunlardır: Rab Tanrı şöyle diyor: Elimi Yahudi olmayan uluslara doğru kaldıracağım ve onlara sancağımı açacağım; ve senin oğullarını kucaklarında getirecekler ve senin kızlarını sırtlarında taşıyacaklar.

 

7 Ve krallar, sana lala ve kraliçeleri sana dadı olacaklar; yere kapanıp ayaklarının tozunu yalayacaklar; ve sen bileceksin ki Rab benim; çünkü beni bekleyenler utandırılmayacaklar.

 

8 Ve şimdi, ben Yakup bu sözler üzerinde biraz durmak istiyorum. Çünkü işte Rab geldiğimiz yer olan Yeruşalem'dekilerin öldürüldüğünü ve tutsak olarak götürüldüğünü bana gösterdi.

 

9 Buna rağmen Rab, bana onların tekrar geri döneceğini gösterdi. Ve ayrıca bana İsrail'in Kutsalı Rab Tanrı'nın kendisini onlara bedende göstereceğini de gösterdi; ve bunları bana söyleyen meleğin dediklerine göre, İsrail'in Kutsalı kendisini gösterdikten sonra O'nu kırbaçlayıp çarmıha gerecekler.

 

10 Ve onlar İsrail'in Kutsalı'na karşı yüreklerini katılaştırıp inatçılık ettikten sonra, işte İsrail'in Kutsalı'nın yargısı onların üzerine gelecek. Ve gün gelecek ki onlar acı çekecek, cezalarını bulacaklar.

 

11 Bu nedenle meleğin dediği şekilde, onlar oradan oraya sürüklendikten sonra, çoğu bedensel acı çekecek, ama inananların duaları sayesinde yok olmalarına izin verilmeyecek; darmadağın edilecekler, cezalandırılacaklar ve nefret edilecekler; yine de Rab onlara merhamet gösterecek; Kurtarıcılarının kim olduğunu öğrendikten sonra, mirasları olan ülkelerde yeniden bir araya toplanacaklar.

 

12 Ve peygamberin yazıp sözünü ettiği Yahudi olmayan uluslara ne mutlu; çünkü işte olur da onlar tövbe edip Sion'a karşı savaşmazlar ve o büyük ve iğrenç kiliseyle birleşmezlerse, kurtulacaklardır; çünkü Rab Tanrı çocuklarıyla yaptığı antlaşmaları yerine getirecektir; ve peygamberin bu şeyleri yazmasının nedeni budur.

 

13 Bu nedenledir ki Sion'a ve Rab'bin antlaşmalı halkına karşı savaşanlar, onların ayaklarının tozunu yalayacaklar; ve Rab'bin halkı utandırılmayacaktır. Çünkü Rab'bin halkı O'nu bekleyenlerdir; çünkü onlar hâlâ Mesih'in gelişini bekliyordur.

 

14 Ve işte, peygamberin dediklerine göre Mesih onları kurtarmak için ikinci kez elini uzatacak; dolayısıyla kendisine inandıkları gün geldiğinde, onların düşmanlarını yok ederek büyük bir zafer ve güçle kendisini onlara gösterecek ve kendisine inananlardan hiçbirini yok etmeyecek.

 

15 Ve O'na inanmayanlarsa ateşle ve kasırgayla ve depremlerle ve cinayetlerle ve salgın hastalıklarla ve kıtlıklarla yok olup gidecekler. Ve onlar Rab'bin Tanrı olduğunu ve İsrail'in Kutsalı olduğunu bilecekler.

 

16 Çünkü güçlünün elinden çapul malı alınacak mı, ya da yasalara göre tutsak alınanlar serbest bırakılacak mı?

 

17 Fakat Rab şöyle diyor: Hatta güçlünün tutsakları elinden alınacak ve korkunç adamın çapul malı kurtulacak; çünkü Güçlü Tanrı antlaşma yaptığı halkını kurtaracak. Çünkü Rab şöyle diyor: Seninle çekişenle ben çekişeceğim.

 

18 Ve sana eziyet edenlere kendi etlerini yedireceğim ve tatlı şarap ile olduğu gibi kendi kanlarıyla sarhoş olacaklar; ve bütün insanlık bilecek ki Ben Rab, senin Kurtarıcın ve seni Fidye ile Kurtaran'ım, Yakup'un Güçlüsü benim.

 

 

                                                                     7. BÖLÜM

 

İşaya, Mesih'ten söz eder‑‑‑Mesih alimlerin diliyle konuşacak‑‑‑Kendisine vuranlara sırtını dönecek---O yenilgiye uğramayacak‑‑‑İşaya 50 ile karşılaştırın. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Evet, çünkü Rab şöyle diyor: Senden ayrıldım mı, yoksa seni sonsuza dek bir kenara mı attım? Çünkü Rab şöyle diyor: Annenizin boşanma kağıdı nerede? Seni kime verdim ya da seni alacaklılarımdan hangisine sattım? Evet, kime sattım seni? İşte kötülükleriniz yüzünden kendi kendinizi sattınız ve yasalarımı çiğnediğiniz için anneniz salıverildi.

 

2 Ben geldiğim zaman niçin kimsecikler yoktu; çağırdığım zaman, evet, cevap veren yoktu. Ey İsrail Evi, elim fidye ile kurtaramayacak kadar kısaldı mı? Ya da sizleri özgür bırakmak için bende güç mü yok? İşte azarladığımda, denizi ben kuruturum; onların ırmaklarını çöl ederim ve sular kuruduğu için balıklar kokar ve susuzluktan ölürler.

 

3 Göklere siyahlar giydiririm ve onların örtüsünü çul ederim.

 

4 Rab Tanrı, yeri geldiği zaman sana nasıl konuşmam gerektiğini bileyim diye bana alimlerin dilini verdi, ey İsrail Evi! Yorgun düştüğünde her sabah seni uyandıran O'dur. Alimler gibi işitmem için kulağımı O açar.

 

5 Rab Tanrı kulağımı açtı ve ben asi olmadım; ne de sırt çevirdim.

 

6 Kamçılayana sırtımı, sakal yolanlara yanaklarımı verdim. Yüzümü utanç ve tükürükten gizlemedim.

 

7 Çünkü Rab Tanrı bana yardım edecek, bu yüzden yenik düşmeyeceğim. Bu yüzden yüzümü çakmak taşı gibi ettim ve bilirim ki utandırılmayacağım.

 

8 Ve Rab yakındır ve beni haklı çıkaracaktır. Kim bana karşı koyabilir? Birlikte duralım. Düşmanım kimdir? Bana yaklaşsın ve ona ağzımın gücüyle vuracağım.

 

9 Çünkü Rab Tanrı bana yardım edecek. Ve beni suçlayanların hepsi, işte, giysi gibi eskiyecek ve güveler onları yiyip bitirecek.

 

10 İçinizden Rab'den korkan, hizmetkârının sesini dinleyen kim var? Kim ışıksız karanlıkta yürür?

 

11 İşte ateş tutuşturan, kıvılcımlarla kuşanan sizler, hepiniz, ateşinizin alevi içinde ve tutuşturduğunuz kıvılcımlar arasında yürüyün. Elimden alacağınız şudur: Üzüntü içinde yatacaksınız.

                                                                     8. BÖLÜM

 

Son günlerde Rab Sion'u teselli edecek ve İsrail'i bir araya toplayacak---Fidye ile kurtulanlar büyük sevinç içinde Sion'a gelecek‑‑‑İşaya 51 ve 52:1‑2 ile karşılaştırın. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Doğruluğun ardınca gidenler, bana kulak verin. Yontulup alındığınız kayaya ve kazılıp çıkarıldığınız taş ocağı çukuruna bakın.

 

2 Atanız İbrahim'e ve sizi doğuran Sara'ya bakın; çünkü yalnız onu çağırdım ve kendisini kutsadım.

 

3 Çünkü Rab Sion'u teselli edecek; bütün harabelerini teselli edecek ve onun yabanını Aden ve çölünü ise Rab'bin bahçesi gibi yapacak. Orada sevinç ve mutluluk, şükran ve melodi sesi bulunacak.

 

4 Beni dinleyin ey halkım ve ey ulusum bana kulak verin! Çünkü benden bir yasa çıkacak ve adaletimi halklara ışık yapacağım.

 

5 Adaletim yakındır; kurtarışım meydana çıktı ve kolum halkları yargılayacak. Adalar beni bekleyecek ve koluma güvenecekler.

 

6 Gözlerinizi göklere kaldırın ve aşağıya yere bakın; çünkü gökler duman gibi gözden kaybolacak ve yer giysi gibi eskiyecek; ve orada yaşayanlar da aynı şekilde ölecekler. Ama benim kurtarışım sonsuz olacak ve adaletim ortadan kalkmayacak.

 

7 Ey sizler, doğruluğu bilenler, yüreklerine yasamı yazdığım halk bana kulak verin; insanların hakaretinden korkmayın ve onların sövmelerinden yılmayın.

 

8 Çünkü güveler onları giysi gibi yiyip bitirecek ve kurtlar onları yün yer gibi yiyecek. Ama benim adaletim sonsuz olacak ve kurtarışım kuşaktan kuşağa sürüp gidecek.

 

9 Ey Rab'bin kolu uyan, uyan, kudretle kuşan; geçmiş günlerde olduğu gibi uyan! Rahab'ı parçalayıp ejderhayı yaralayan sen değil misin?

 

10 Denizi, çok derin suları kurutan, fidye ile kurtulanlar geçsin diye denizin derin yerlerini yol yapan sen değil misin?

 

11 Bu yüzden Rab'bin kurtardıkları dönecekler ve ezgiler söyleyerek Sion'a gelecekler; ve başları üzerinde sonsuz sevinç ve kutsallık olacak; ve mutluluk ve sevinç bulacaklar; acı ve üzüntü ise kaçıp gidecek.

 

12 Ben O'yum; evet, sizi teselli eden benim. İşte, sen kimsin ki ölecek insandan ve ot gibi olacak adamın oğlundan korkuyorsun?

 

13 Ve gökleri yayan ve dünyanın temellerini atan, seni yaratan Rab'bi unuttun! Ve sanki öldürmeye hazırlanan zorbanın öfkesinden bütün gün durmadan korkuyorsun! Ve hani zalimin öfkesi nerede?

 

14 Sürgündeki tutsak çabuk çözülecek ve çukurda ölmeyecek; ekmeksiz de kalmayacak.

 

15 Fakat dalgaları gürleten Tanrın Rab benim; adım Orduların Rabbi'dir.

 

16 Ve gökleri dikmek, dünyanın temellerini atmak ve Sion'a: Aİşte, halkım sensin@ demek için sözlerimi senin ağzına koydum ve elimin gölgesiyle seni örttüm.

 

17 Uyan, uyan, ey Yeruşalem, ayağa kalk, sen ki Rab'bin gazap bardağını onun elinden içtin---Sersemlik bardağından sıkıldıktan sonra kalan tortuyu içtin---

 

18 Ve doğurduğu bütün oğullardan ona yol gösteren yok; büyüttüğü bütün oğullardan onun elini tutan yok.

 

19 Bu iki oğul sana geldi, sana kim acıyacak---harabelerine ve yıkımına ve kıtlığa ve kılıca---ve seni kiminle teselli edeceğim?

 

20 Bu ikisi dışında oğulların düşüp bayıldılar; ağa düşmüş geyik gibi, bütün sokak başlarında yatıyorlar; Rab'bin gazabı ile, Tanrı'nın azarlaması ile dolmuşlar.

 

21 Bu yüzden, şimdi iyi dinle. Sen ki sıkıntılısın ve sarhoşsun, ama şaraptan değil.

 

22 Rab'bin ve halkının davasını savunan Tanrın Rab şöyle diyor: İşte, sersemlik bardağını, gazabımın bardağı içindeki tortuyu senin elinden aldım; artık bir daha onu içmeyeceksin.

 

23 Fakat onu seni sıkıştıranların eline vereceğim; onlar ki senin canına: AEğil de geçelim@ dediler; ve sen de bedenini toprak gibi ve sokak gibi yoldan geçenlerin ayağı altına koydun.

 

24 Uyan, uyan, ey Sion, kuvvetini giy; ey Yeruşalem, kutsal şehir, güzel giysilerini giy; çünkü sünnetsizler ve kirli insanlar artık sana girmeyecek.

 

25 Üzerindeki tozu silk; kalk, otur, ey Yeruşalem; boynundaki bağdan kendini çöz, ey Sion'un tutsak kızı!

 

 

                                                                     9. BÖLÜM

 

Yahudiler mirasları olan topraklarda toplanacak‑‑‑Kefaret insanı Düşüş'ten fidye ödeyerek kurtarır‑‑‑Ölülerin bedenleri mezarlardan çıkacak ve ruhları da cehennemden ve Dinlenme Yeri’nden gelecek---Yargılanacaklar‑‑‑Kefaret insanı ölümden, cehennemden, şeytandan ve sonsuz işkenceden kurtarır‑‑‑Doğrular Tanrı'nın Krallığı'nda kurtuluşa erecek‑‑‑Günahların cezaları açıklanır‑‑‑İsrail'in Kutsalı kapının bekçisidir. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Ve şimdi sevgili kardeşlerim, bu sözleri sizlere Rab'bin bütün İsrail Evi ile yaptığı antlaşmaları bilmeniz için okudum.

 

2 Öyle ki O, başlangıçtan beri kutsal peygamberlerin ağzıyla Yahudiler'e konuşmuştur ve onlarla kuşaktan kuşağa, Tanrı'nın gerçek Kilisesi'ne ve sürüsüne geri getirilmelerinin zamanı gelinceye kadar konuşacaktır; işte o zaman yurtlarında, mirasları olan topraklarda bir araya gelecekler ve onlara vaadedilmiş olan bütün topraklara yerleşecekler.

 

3 İşte, sevgili kardeşlerim, Rab Tanrı'nın çocuklarınıza bağışlayacağı nimetlere sevinesiniz ve başlarınızı sonsuza dek dik tutasınız diye bu şeyleri size söylüyorum.

 

4 Çünkü içinizden birçok kişinin ileride neler olacağını bilmek için çok araştırdığını biliyorum; bu nedenle bedenimizin eriyip tükeneceğini ve öleceğini bildiğinizi de biliyorum; buna rağmen, bedenimizdeyken Tanrı'yı göreceğiz.

 

5 Evet, O'nun geldiğimiz yer olan Yeruşalem'dekilere kendisini bedende göstereceğini bildiğinizi biliyorum; çünkü bunun onların arasında olması gereklidir; çünkü Yüce Yaratıcı’nın insanlara bedende boyun eğmesi ve bütün insanlık için ölmesi gerekmektedir; öyle ki bütün insanlar O'na boyun eğebilsinler.

 

6 Çünkü Yüce Yaratıcı’nın merhamet dolu planının yerine gelebilmesi için bütün insanlığa ölüm nasıl gelmişse, zorunlu olarak da bir diriliş gücünün var olması gerekmekte ve düşüş dolayısıyla da diriliş insana gelmelidir; ve yasa çiğnendiği için düşüş meydana gelmiştir ve insan düştüğü için Rab'bin huzurundan mahrum kalmıştır.

 

7 Bu yüzden sınırsız bir kefarete gerek vardır; sınırsız bir kefaret olmasaydı, bu çürüme çürümezliğe dönüşemezdi. Bu nedenle insanın üzerine gelen ilk yargının sonsuza dek sürmesi gerekirdi. Ve eğer bu öyle olsaydı, o zaman bu bedenin ölüp çürümesi ve bir daha dirilmemek üzere parçalanıp toprak anaya karışması gerekirdi.

 

8 Ah, Tanrı'nın bilgeliği, merhameti ve lütfu! Çünkü işte, eğer beden yeniden dirilmeseydi, ruhlarımız Sonsuz Tanrı'nın huzurundan düşerek şeytan haline gelen ve bir daha yükselemeyecek olan o meleğin kölesi olurdu.

 

9 Ve ruhlarımız ona benzerdi ve biz de şeytan olurduk; şeytanın melekleri olup Tanrı'nın huzurundan kovulurduk ve yalanların babası ile tıpkı kendisi gibi sefalet içinde kalırdık; evet, ilk anne ve babamızı aldatan, neredeyse nur meleği kılığına bürünerek insançocuklarını gizli cinayet çeteleri kurmaya ve her türlü karanlık işler çevirmeye kışkırtan o varlık gibi olurduk.

 

10 Ah, bu korkunç canavarın pençesinden kaçıp kurtulmamız için bize bir yol hazırlayan Tanrımızın iyiliği ne yücedir; evet, o canavar ölüm ve cehennemdir ki, ben buna hem bedenin ölümü hem de ruhun ölümü diyorum.

 

11 Ve İsrail'in Kutsalı Tanrımızın hazırladığı kurtuluş yolu sayesinde, sözünü ettiğim bu geçici ölüm, kendi ölülerini özgür kılacaktır ki bu ölüm mezardır.

 

12 Ve sözünü ettiğim ruhsal ölüm olan bu ölüm de kendi ölülerini özgür bırakacaktır; bu ruhsal ölüm cehennemdir; dolayısıyla ölüm de, cehennem de ölülerini özgür bırakmak zorundadır; ve cehennem kendi tutsak ruhlarını ve mezar kendi tutsak bedenlerini özgür bırakmak zorundadır; ve insanların bedenleriyle ruhları yeniden birleşecektir; ve bu, İsrail'in Kutsalı'nın diriliş gücüyle olacaktır.

 

13 Ah, Tanrımızın planı ne yücedir! Çünkü öte yandan Tanrı'nın Dinlenme Yeri doğruların ruhlarını, mezar da doğruların bedenlerini özgür bırakmak zorundadır; ve ruhla beden yeniden birleşir ve bütün insanlar çürümez ve ölümsüz olurlar; ve onlar biz bedende yaşayanlar gibi mükemmel bilgi sahibi diri canlardır; bizim bilgimiz ise ölümsüzleştiğimiz zaman mükemmel olacaktır.

 

14 Bu nedenle işlediğimiz her suçun, kirliliğimizin ve çıplaklığımızın tam bir bilgisine sahip olacağız; ve doğrular, zevklerinin ve doğruluklarının kusursuz bir bilgisine sahip olacaklar ve paklıkla, evet, hatta doğruluk kaftanıyla kuşatılacaklar.

 

15 Ve öyle olacak ki bütün insanlar bu ilk ölümden yaşama geçip ölümsüz olduktan sonra, İsrail'in Kutsalı’nın yargı kürsüsünün önüne çıkmaları gerekecek; ve o zaman sıra yargılanmaya gelecek; ve o zaman Tanrı'nın kutsal yargısına göre yargılanacaklar.

 

16 Ve kesinlikle, Rab'bin yaşadığı nasıl gerçekse, doğrular yine doğru ve kirliler yine kirli kalacaklar; çünkü bunu söyleyen Rab Tanrı'dır ve bu O’nun hiç ölmeyecek olan ebedi sözüdür; dolayısıyla kirli olanlar şeytan ile onun melekleridir; ve onlar kendileri için hazırlanan sonsuz ateşe gideceklerdir; ve onların çekecekleri işkence, alevleri sonsuza kadar yükselen, sonu asla olmayan bir ateş ve kükürt gölü gibidir.

 

17 Ah, Tanrımız ne yüce, ne adildir! Çünkü her sözünü yerine getirir ve söyledikleri O'nun ağzından çıkmıştır ve O'nun yasası yerine getirilmelidir.

 

18 Fakat işte doğrular, İsrail'in Kutsalı'nın azizleri, İsrail'in Kutsalı'na inanmış olanlar, dünyadaki çarmıhlara katlanıp bunun utancına aldırmayanlar, dünyanın kuruluşundan beri kendileri için hazırlanmış olan Tanrı'nın Krallığı'nı miras alacaklar ve sevinçleri sonsuza dek tam olacaktır.

 

19 Ah, Tanrımız, İsrail'in Kutsalı'nın merhameti ne yücedir! Çünkü O, azizlerini o korkunç şeytan canavarından ve ölümden ve cehennemden ve sonsuz işkence olan o ateş ve kükürt gölünden kurtarır.

 

20 Ah, Tanrımızın kutsallığı ne yücedir! Çünkü O her şeyi bilir ve O'nun bilmediği hiçbir şey yoktur.

 

21 Ve sesine kulak verirlerse, O bütün insanları kurtarabilmek için dünyaya gelir; çünkü işte bütün insanların acılarını, evet, Adem'in ailesinden gelen erkek, kadın ve çocuk, her canlı yaratılışın acılarını O çeker.

 

22 Ve O bu acıları, dirilişin bütün insanlara gelmesi ve herkesin büyük yargı gününde O'nun önünde durması için çeker.

 

23 Ve bütün insanlara tövbe etmelerini ve O'nun adıyla vaftiz olmalarını, İsrail'in Kutsalı'na tam bir inanç beslemelerini, yoksa Tanrı'nın Krallığı'nda kurtulamayacaklarını buyurur.

 

24 Ve tövbe etmez ve O'nun adına inanmaz ve O'nun adıyla vaftiz olmazlarsa ve sonuna kadar dayanmazlarsa lanetleneceklerdir; çünkü bunu Rab Tanrı, İsrail'in Kutsalı söyledi.

 

25 Bu nedenle O bir yasa verdi ve yasanın verilmediği yerde ceza da yoktur; ve ceza olmayan yerde mahkûmiyet olmaz; ve mahkûmiyet olmayan yerde İsrail'in Kutsalı'nın merhameti, kefaretten dolayı onlara sahip çıkar; çünkü O'nun gücüyle kurtulurlar.

 

26 Çünkü kefaret, yasanın verilmediği herkese karşı O'nun adaletinin gereklerini yerine getirir; böylece onlar, o korkunç canavardan, ölümden ve cehennemden ve şeytandan ve sonsuz işkence olan ateş ve kükürt gölünden kurtarılarak kendilerine yaşam soluğunu veren İsrail'in Kutsalı Tanrı'ya geri getirilirler.

 

27 Fakat kendisine yasa verilip, evet, bizim gibi Tanrı'nın bütün emirlerine sahipken bunları çiğneyip sınanma günlerini boşa harcayan kişinin vay haline! Çünkü onun durumu korkunçtur.

 

28 Ah, kötü olanın o kurnazca planı! Ah, insanın kendini beğenmişliği, çürüklüğü ve akılsızlığı! Okuyunca kendilerini akıllı sanırlar ve Tanrı'nın öğütlerine kulak vermezler; çünkü her şeyi bildiklerini sanarak Tanrı'nın emirlerini bir kenara atarlar; bu yüzden onların bilgeliği aptallıktır ve onlara faydası yoktur. Ve onlar mahvolacaklardır.

 

29 Ama eğitim görmek ancak Tanrı'nın öğütlerine kulak verilirse iyidir.

 

30 Fakat zenginlerin, dünya değerlerine göre zengin olanların vay haline! Çünkü zengin olduklarından yoksulları hor görürler ve yumuşak huylulara zulmederler; ve yürekleri hazinelerindedir; bu nedenle onların tanrısı kendi hazineleridir. Ve işte onların hazineleri de kendileriyle birlikte yok olup gidecektir.

 

31 Dinlemek istemeyen sağırların vay haline! Çünkü onlar mahvolacaklar.

 

32 Görmek istemeyen körlerin vay haline! Çünkü onlar da mahvolacaklar.

 

33 Yüreği sünnet olmayanların vay haline! Çünkü işledikleri kötülüklerin bilgisi kendilerini son günde cezalandıracak.

 

34 Vay yalancının haline! Çünkü o cehenneme atılacak.

 

35 Bile bile adam öldüren katilin vay haline! Çünkü o ölecek.

 

36 Cinsel ahlaksızlıklar işleyenlerin vay haline! Çünkü onlar cehenneme atılacaklar.

 

37 Evet, putlara tapanların vay haline! Çünkü bütün şeytanların şeytanı onlardan hoşlanacak.

 

38 Ve sonuçta, günahları içinde ölenlerin hepsinin vay haline! Çünkü onlar Tanrı'nın yanına dönüp O'nun yüzünü görecekler ve günahları içinde kalacaklar.

 

39 Ey sevgili kardeşlerim, Kutsal Tanrı'ya karşı suç işlemenin ve ayrıca kurnaz olanın ayartmalarına boyun eğmenin ne kadar korkunç olduğunu hatırlayın. Hatırlayın ki bedensel düşünmek ölüm demektir ve ruhsal düşünmekse sonsuz yaşamdır.

 

40 Ey sevgili kardeşlerim, sözlerime kulak verin. İsrail'in Kutsalı’nın yüceliğini hatırlayın. Demeyin ki sizlere karşı sert konuştum; çünkü böyle derseniz, gerçeğe sövüp saymış olursunuz; çünkü ben Yaratıcınız’ın sözlerini söyledim. Biliyorum ki gerçeği anlatan sözler bütün pisliklere karşı ağır gelir; ama doğrular bu sözlerden korkmaz; çünkü onlar gerçeği severler ve sarsılmazlar.

 

41 Öyleyse sevgili kardeşlerim, Rab'be, Kutsal Olan'a gelin. O'nun yollarının doğru olduğunu hatırlayın. İşte insanın gideceği yol dardır, ama önünde dümdüz uzanır; ve kapıdaki bekçi İsrail'in Kutsalı'dır; ve O orada hiçbir hizmetkâr kullanmaz; ve bu kapıdan başka bir giriş yolu da yoktur; çünkü O aldatılamaz, çünkü O'nun adı Rab Tanrı'dır.

 

42 Ve kapıyı her çalana kapıyı açar; ve bilgileriyle ve akıllarıyla ve zenginlikleriyle böbürlenen bilgiçlere, akıllılara ve zenginlere gelince, evet, Rab böylelerinden nefret eder; ve onlar bu şeyleri bırakıp kendilerini Tanrı'nın önünde akılsız saymadıkça ve alçakgönüllüğün derinliklerine inmedikçe, Rab onlara kapıyı açmayacaktır.

 

43 Ne var ki hikmetliler ve akıllılar için hazırlanmış olanlar, evet, azizler için hazırlanmış olan o mutluluk sonsuza dek onlardan saklanacaktır.

 

44 Ey sevgili kardeşlerim, söylediklerimi hatırlayın. İşte giysilerimi çıkarıp önünüzde silkiyorum; kurtuluşumun Tanrısına her şeyi araştıran gözüyle bana bakması için dua ediyorum; bu nedenle, son günde herkes yaptığı işlere göre yargılandığında, kötülüklerinizi ruhumdan silkip attığıma İsrail'in Tanrısı'nın tanık olduğunu, O'nun önünde pırıl pırıl durduğumu ve sizlerin kanından temizlendiğimi bileceksiniz.

 

45 Ey sevgili kardeşlerim, günahlarınızdan dönün; sizleri sımsıkı bağlamak isteyenin zincirlerini üzerinizden silkip atın; kurtuluşunuzun kayası olan o Tanrı'ya gelin.

 

46 Ruhlarınızı adaletin doğrulara verileceği o görkemli güne, yargı gününe hazırlayın ki dehşet dolu bir korkuyla büzülüp kalmayasınız; korkunç suçlarınızı kusursuz bir şekilde hatırladıktan sonra şöyle haykırmak zorunda kalmayasınız: Ey her şeye gücü yeten Rab Tanrı, senin yargıların kutsal, kutsaldır! Ama ben suçumu biliyorum. Senin yasanı çiğnedim ve günahlarım bana aittir; ve şeytan beni eline geçirdi ki onun korkunç sefaletine kurban oldum.

 

47 Fakat işte, bu korkunç gerçekleri görmeniz için sizleri uyandırmam uygun mudur, kardeşlerim? Düşünceleriniz temiz olsaydı, canınızı sıkar mıydım? Eğer günahtan arınmış olsaydınız, gerçeğin açıklığına uygun olarak sizlere açık bir şekilde konuşur muydum?

 

48 İşte, eğer kutsal olsaydınız, size kutsallıktan konuşurdum; ama kutsal olmadığınız için ve bana bir öğretmen gözüyle baktığınız için size günahın sonuçlarını mutlaka öğretmem gerekiyor.

 

49 İşte ruhum günahtan nefret eder ve yüreğim doğrulukla sevinir; ve ben, Tanrımın kutsal adını öveceğim.

 

50 Gelin kardeşlerim, susayan herkes sulara gelsin ve parası olmayan gelsin satın alsın ve yesin; evet, gelin, parasız ve bedelsiz şarap ve süt alın.

 

51 Bu yüzden paranızı hiçbir değeri olmayan şeylere harcamayın ve doyurucu olmayan şeyler için çalışmayın. Beni can kulağıyla dinleyin ve söylediğim sözleri hatırlayın; ve İsrail'in Kutsalı'na gelin ve bozulup çürümeyenle kendinize ziyafet çekin de ruhunuz bolluk içinde sevinsin.

 

52 İşte sevgili kardeşlerim, Tanrınızın sözlerini hatırlayın; gündüz O'na sürekli dua edin ve geceleri O'nun kutsal adına şükredin. Bırakın yürekleriniz sevinçle dolsun.

 

53 Ve işte, Rab'bin antlaşmaları ne kadar büyük ve insançocuklarına gösterdiği alçakgönüllülük ne kadar yücedir; ve O, yüceliği, lütfu ve merhametinden ötürü, bize soyumuzun bedenen tam yok olmayacağına, üstelik onları koruyacağına dair söz verdi; ve onlar gelecek kuşaklarda İsrail Evi için filizlenecek adil bir dal olacak.

 

54 Ve şimdi sevgili kardeşlerim, sizlerle daha çok konuşmak isterdim, ama sözlerimin geri kalan kısmını size yarın bildireceğim. Amin.

 

 

                                                                    10. BÖLÜM

 

Yahudiler Tanrı’larını çarmıha gerecek‑‑‑O'na inanmaya başlayacakları zamana kadar darmadağın edilecekler‑‑‑Amerika hiçbir kralın egemen olmadığı özgür bir ülke olacak‑‑‑Tanrı ile barışın ve O'nun lütfu ile kurtuluşa kavuşun. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Ve şimdi sevgili kardeşlerim, ben Yakup, sözünü etmiş olduğum bu doğru dal hakkında size yeniden konuşacağım.

 

2 Çünkü işte bize verilen sözler, bedene göre verilen sözlerdir; bu nedenle, inançsızlıkları yüzünden çocuklarımızın çoğunun bedenen yok olacağı bana gösterilmiş olsa da, Tanrı yine de birçoğuna merhamet edecektir; ve onlara Fidye ile Kurtaranları’nın gerçek bilgisini verecek kaynağa gelebilmeleri için çocuklarımız tekrar geri getirilecektir.

 

3 Bu nedenle, sizlere söylediğim gibi, Mesih'in---çünkü dün gece melek bana O'nun adının Mesih olacağını söyledi---dünyadaki daha kötü insanların arasına, Yahudiler'in arasına gelmesi gerekir; ve Yahudiler O'nu çarmıha gerecekler; çünkü Tanrımızın çarmıha gerilmesi gerekmektedir ve dünyada Tanrısını çarmıha gerecek başka bir ulus yoktur.

 

4 Çünkü bu güçlü mucizeler başka uluslara gösterilseydi, onlar tövbe eder ve O'nu Tanrıları olarak bilirlerdi.

 

5 Fakat, işledikleri kötülükler ve rahiplik kurnazlıkları yüzünden, Yeruşalem'dekiler O'nun çarmıha gerilmesi için O'na karşı inat edecekler.

 

6 Bu nedenle, kötülükleri yüzünden üzerlerine yıkım, kıtlık, salgın hastalık ve cinayetler gelecek; ve sağ kalanlar bütün ulusların arasına dağıtılacaktır.

 

7 Fakat işte, Rab Tanrı şöyle diyor: Benim Mesih olduğuma inandıkları gün geldiğinde, işte o zaman onların atalarıyla yaptığım antlaşmaya göre bu dünyada mirasları olan topraklara bedenen geri getirilecekler.

 

8 Ve öyle olacak ki onlar dağıtıldıkları uzak yerlerden, denizdeki adalardan ve dünyanın dört bölgesinden toplanacaklar ve onları mirasları olan topraklara götürecekleri için Yahudi olmayan uluslar gözümde büyük değer kazanacak, diyor Tanrı.

 

9 Evet, Yahudi olmayan ulusların kralları onlara lala ve kraliçeleri dadı olacaklar; bu nedenle Rab'bin Yahudi olmayan uluslara verdiği sözler büyüktür; çünkü bunları Rab söylemiştir; ve kim karşı çıkabilir?

 

10 Fakat işte Tanrı, "Bu ülke senin mirasın olacak ve Yahudi olmayan uluslar bu ülkede bereketlenecek" dedi.

 

11 Ve bu ülke Yahudi olmayan uluslar için bir özgürlük ülkesi olacak ve ülkede Yahudi olmayan uluslara hükmedecek krallar olmayacak.

 

12 Ve bu ülkeyi bütün diğer uluslara karşı güçlü kılacağım.

 

13 Ve Sion'a karşı kim savaşırsa mahvolacak, diyor Tanrı.

 

14 Çünkü kim bana karşı kral çıkarırsa mahvolacak; çünkü Ben, Göklerin Kralı Rab onların kralı olacağım ve sözlerimi dinleyenlerin sonsuza dek ışığı olacağım.

 

15 Bu yüzden, insançocuklarıyla yaptığım ve onlar bedenlerindeyken gerçekleştireceğime dair söz verdiğim antlaşmalarımın yerine gelmesi için karanlık gizli işleri, cinayetleri ve iğrençlikleri mutlaka ortadan kaldırmam gerekiyor.

 

16 Bu nedenle Sion'a karşı savaşan, ister Yahudi olsun, ister olmasın, ister köle ister özgür, ister kadın ister erkek olsun mahvolacak; çünkü onlar bütün dünyanın fahişesidir; çünkü benden yana olmayan bana karşıdır diyor Tanrı.

 

17 Çünkü insançocuklarına bedenlerindeyken gerçekleştireceğime dair verdiğim sözlerimi yerine getireceğim---

 

18 Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, Tanrımız şöyle diyor: Soyuna Yahudi olmayan ulusların eliyle acı çektireceğim; yine de Yahudi olmayan ulusların yüreklerini soyuna babalık etsinler diye yumuşatacağım; dolayısıyla, Yahudi olmayan uluslar bereketlenecek ve İsrail Evi'nden sayılacaklar.

 

19 Bu nedenle Tanrı bana şöyle dedi: Bu ülkeyi soyuna ve soyundan sayılacak olanlara sonsuza dek miras olarak adayacağım; çünkü bu ülke bütün diğer ülkelerden daha seçkin bir ülkedir; bu yüzden orada yaşayan bütün insanların bana ibadet etmelerini istiyorum, diyor Tanrı.

 

20 Ve şimdi, sevgili kardeşlerim, madem ki merhametli Tanrımız bize bu şeyler hakkında bu kadar çok bilgi verdi, O'nu hatırlayalım, günahlarımızı bir kenara bırakalım ve artık başımızı eğik tutmayalım; çünkü bir kenara atılmadık; mirasımız olan topraklardan sürülüp çıkarıldık, ama daha iyi bir ülkeye getirildik; çünkü Rab, denizin üzerinden yolumuzu açtı; ve denizdeki adalardan birindeyiz.

 

21 Fakat Rab'bin denizdeki adalarda yaşayanlara verdiği sözler büyüktür; dolayısıyla adalar denildiği için, bu adadan başka adalar da olmalı; ve onlarda da kardeşlerimiz oturmaktadır.

 

22 Çünkü işte, Rab Tanrı kendi zevki ve isteğine göre, zaman zaman İsrail Evi'nden bazılarını alıp uzaklara götürdü. Ve şimdi işte, Rab kırılan dalların hepsini hatırlar; dolayısıyla bizi de hatırlar.

 

23 Bu yüzden yüreğiniz sevinçle dolsun ve hatırlayın ki kendi başınıza hareket etmekte---sonsuz ölüm yolunu ya da sonsuz yaşam yolunu seçmekte---özgürsünüz.

 

24 Bu nedenle sevgili kardeşlerim, şeytanın ve bedenin istekleriyle değil, Tanrı'nın isteğiyle barışın; ve hatırlayın ki Tanrı ile barıştıktan sonra yalnızca O'nun lütfu sayesinde ve lütfunun aracılığıyla kurtulabilirsiniz.

 

25 Bu nedenle, Tanrı sizleri diriliş gücüyle ölümden ve kefaretin gücüyle de sonsuz ölümden kaldırsın; öyle ki Tanrı'nın sonsuz krallığına kabul edilesiniz ve orada O’nu ilahi lütufla övesiniz. Amin.

 

 

                                                                    11. BÖLÜM

 

Yakup Kurtarıcısını görür‑‑‑Musa Yasası Mesih'i simgeler ve O'nun geleceğini kanıtlar. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Ve şimdi Yakup konuştuğu zaman halkıma daha çok şeyler söyledi, ama ben sadece bunları yazdırttım, çünkü yazdıklarım bana yeterli geliyor.

 

2 Ve şimdi, ben Nefi, İşaya'nın sözleri ruhumu sevindirdiği için, daha çok O'nun sözlerini yazacağım. Çünkü onun sözlerini halkım ile karşılaştıracağım ve onları çocuklarımın hepsine göndereceğim; çünkü İşaya, benim gördüğüm gibi Kurtarıcımı gerçekten görmüştür.

 

3 Ve benim gibi, kardeşim Yakup da O'nu görmüştür; bu nedenle, sözlerimin doğruluğunu kanıtlamak için çocuklarıma onların sözlerini göndereceğim. Bu nedenle Tanrı: ASözlerimi üç kişinin ağzından çıkan sözlerle doğrulayacağım@ demiştir. Oysa Tanrı daha da çok tanık göndererek bütün sözlerini kanıtlar.

 

4 İşte ruhum Mesih'in geleceği gerçeğini halkıma kanıtlamaktan büyük sevinç duyar; çünkü Musa Yasası bunun için verildi; ve dünyanın başlangıcından beri Tanrı tarafından insana verilen her şey Mesih'i simgelemektedir.

 

5 Ve ruhum aynı zamanda Rab'bin atalarımızla yaptığı antlaşmalardan büyük sevinç duyar; evet, ruhum O'nun lütfundan ve adaletinden ve gücünden ve ölümden kurtuluş için olan o yüce ve sonsuz planına ilişkin merhametinden dolayı büyük sevinç duyar.

 

6 Ve ruhum, Mesih gelmeyecek olursa, bütün insanların mahvolacağını halkıma kanıtlamaktan büyük sevinç duyar.

 

7 Çünkü Mesih yoksa, Tanrı da yoktur; ve Tanrı yoksa biz de yokuz; çünkü bu durumda hiçbir şey yaratılamazdı. Fakat bir Tanrı vardır ve O da Mesih'tir; ve O zamanı geldiğinde gelecektir.

 

8 Ve şimdi İşaya'nın sözlerinden bazılarını yazacağım; bu sözleri halkımdan kimler görürse, yüreklerini yükseltip bütün insanlık adına sevinsin. Şimdi okuyacaklarınız İşaya'nın sözleridir ve onun sözlerini kendinizle ve bütün insanlarla karşılaştırabilirsiniz.

 

 

                                                                    12. BÖLÜM

 

İşaya son günlerin tapınağını, İsrail'in toplanışını ve bin yıllık adalet ve barış dönemini görür‑‑‑İkinci Geliş'te gururlular ve kötüler alçaltılacaktır‑‑‑İşaya 2 ile karşılaştırınız. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Amots'un oğlu İşaya'nın sözü; Yahuda ve Yeruşalem hakkında gördü.

 

2 Ve son günlerde öyle olacak ki Rab Evi'nin dağı, dağların doruğunda kurulup tepelerden yukarı yükseleceği zaman, bütün uluslar oraya akın edecek.

 

3 Ve birçok insan gidip şöyle diyecek: Gelin ve Rab'bin dağına, Yakup'un Tanrısının evine çıkalım; ve O bize kendi yollarını öğretecek ve O'nun patikalarında yürüyeceğiz; çünkü yasa Sion'dan ve Rab'bin sözü Yeruşalem'den çıkacak.

 

4 Ve O, uluslar arasında hükmedecek ve birçok halkı azarlayacak; ve onlar kılıçlarını saban demirleri ve mızraklarını bağcı bıçakları yapacaklar; millet millete kılıç kaldırmayacak ve artık savaş öğrenmeyecekler.

 

5 Ey Yakup Evi gelin de Rab'bin ışığında yürüyelim; evet, gelin, çünkü hepiniz doğru yoldan çıkıp kendi kötü yollarınıza sapmış gidiyorsunuz.

 

6 Ya Rab bu yüzden halkını, Yakup Evi'ni bıraktın; çünkü onlar doğudan gelen şeylerle dolu, Filistinliler gibi falcılara kulak veriyorlar ve yabancıların çocuklarıyla gönül eğlendiriyorlar.

 

7 Onların memleketi altın ve gümüşle dolu ve hazinelerinin sonu yok; onların memleketleri atlarla da dolu ve savaş arabalarının sonu yok.

 

8 Onların memleketi putlarla da dolu; kendi parmakları ile yaptıklarına, ellerinin işlerine tapıyorlar.

 

9 Ve sıradan insan boyun eğmez ve büyük adam kendisini alçaltmaz; bu yüzden, sen onu bağışlama.

 

10 Ey kötü insanlar, kayalara girin ve toprakta gizlenin; çünkü Rab korkusu ve O'nun heybetinin yüceliği sizi çarpacak.

 

11 Ve öyle olacak ki insanın gurur dolu bakışları alçaltılacak ve gururu kırılacak; ve o gün yalnız Rab yükseltilecek.

 

12 Çünkü Orduların Rabbi’nin günü yakında bütün ulusların, evet, herkesin üzerine gelecek; evet, gururluların, kendini üstün görenlerin ve kendisini yücelten herkesin üzerine gelecek; ve o alçaltılacak.

 

13 Evet ve Rab'bin günü Lübnan'daki bütün sedir ağaçlarının üzerine gelecek; çünkü onlar yükselmiş yüce ağaçlardır; ve Başan'daki bütün meşe ağaçlarının üzerine gelecek.

 

14 Ve bütün yüksek dağların ve tepelerin ve kendini büyük gören bütün ulusların ve her halkın üzerine gelecek.

 

15 Ve her yüksek kulenin ve her sağlam surun üzerine gelecek.

 

16 Ve denizdeki bütün gemilerin üzerine ve Tarşiş'teki bütün gemilerin üzerine ve göze hoş gelen her resmin üzerine gelecek.

 

17 Ve insanın gururu kırılacak ve kibri alçaltılacak; ve o gün yalnız Rab yükseltilecek.

 

18 Ve O, putların hepsini ortadan kaldıracak.

 

19 Ve Rab dünyayı korkunç biçimde sarsmak üzere doğrulduğu zaman, onlar kaya deliklerine ve toprağın inlerine girecekler; çünkü Rab korkusu onların üzerine gelecek ve O'nun heybetinin görkemi onları cezalandıracak.

 

20 O gün insan, tapınmak için kendisine yaptığı gümüş putlarını ve altın putlarını köstebeklere ve yarasalara atacak.

 

21 Rab dünyayı korkunç biçimde sarsmak üzere doğrulduğu zaman, onlar kaya yarıklarına ve yalçın kayaların tepesindeki kovuklara girecekler; çünkü Rab korkusu onların üzerine gelecek ve O'nun görkeminin heybeti onları çarpacak.

 

22 Soluğu burun deliklerinde olan insana bel bağlamayın; çünkü onun değeri nedir?

 

 

                                                                    13. BÖLÜM

 

Yahuda ve Yeruşalem söz dinlemedikleri için cezalandırılacak‑‑‑Rab, halkı için yakarır ve onları yargılar‑‑‑Sion kızları maddiyata düşkün oldukları için lanetlenir ve işkenceye uğratılır‑‑‑İşaya 3 ile karşılaştırın. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Çünkü işte Rab, Orduların Rabbi, desteği ve değneği, hayata destek olan bütün ekmeği ve bütün suyu,

 

2 Yiğidi ve savaşçıyı, hakimi ve peygamberi ve akıllıyı ve yaşlıyı;

 

3 Elli başıyı ve saygıdeğer adamı ve öğütçüyü ve becerikli işçiyi ve marifetli hatibi Yeruşalem'den ve Yahuda'dan kaldırıyor.

 

4 Ve çocukları onlara reis edeceğim ve bebekler onları yönetecek.

 

5 Ve halk ezilecek; herkes birbirini ve komşu komşuyu ezecek; çocuk ihtiyara karşı ve alçak adam onurluya karşı saygısızca davranacak.

 

6 Bir adam babasının evinde kardeşine: ASenin giysin var; bizi sen yönet ve bu yıkıntının senin elinin altında kalmasına izin verme@ diyerek onu tutunca;

 

7 Adam o gün ant içerek şöyle diyecek: Yarayı saran ben olmam; çünkü evimde ne ekmek ne de giyecek var; beni halkın yöneticisi yapmayın.

 

8 Çünkü Yeruşalem yıkıldı ve Yahuda düştü; çünkü Rab'bin görkemli gözlerini öfkelendirmek için onların dili ve işleri O'na karşıdır.

 

9 Yüzlerinin görünüşü onlara karşı tanıklık ediyor ve kendi günahlarının aynı Sodom'un gibi olduğunu söylüyorlar; ve bunu gizleyemezler. Onların canlarının vay haline! Çünkü kötülüklerinin karşılığını aldılar.

 

10 Doğrulara kendileri için her şeyin iyi olacağını söyleyin; çünkü onlar yaptıkları işlerin ürününü alacaklar.

 

11 Kötülerin vay haline! Çünkü onlar mahvolacaklar; çünkü elleriyle yaptıklarının karşılığını alacaklar.

 

12 Ve halkıma gelince, çocuklar onlara zalimce davranıyor ve kadınlar onları yönetiyorlar. Ey halkım, sana yol gösterenler seni saptırıyorlar ve yürüyeceğin yolu bozuyorlar.

 

13 Rab dava etmek için kalkıyor ve halkı yargılamak için duruyor.

 

14 Rab, halkının yaşlıları ve prensleri ile yargılamaya girecek; çünkü bağı yiyip bitirdiniz; ve yoksulların soyulmuş malı evlerinizdedir.

 

15 Size ne oluyor da halkımı paramparça edip yoksulların yüzünü eziyorsunuz? diyor Orduların Tanrısı Rab.

 

16 Rab ayrıca şunları da söyledi: Mademki Sion kızları kibirlidir ve boyunlarını ileri uzatarak çılgınca bakışlarla yürüyorlar ve yürürken kırıtarak gidiyorlar ve ayaklarının halkalarını şıkırdatıyorlar;

 

17 Bu yüzden Rab, Sion kızlarının başlarını yara kabuklarıyla vuracak ve Rab onların gizli yerlerini açacak.

 

18 O gün Rab onların çıngırdayan takılarının güzelliğini ve filelerini ve hilâl şeklindeki gerdanlıklarını,

 

19 Zincirlerini ve bileziklerini ve kaşkollarını,

 

20 Süslü başlıklarını ve bacak süslerini ve alın kurdelelerini ve hoş koku şişelerini ve küpelerini;

 

21 Yüzüklerini ve burun halkalarını;

 

22 Sık sık değiştirdikleri takım elbiselerini ve örtülerini ve şallarını ve para keselerini;

 

23 Aynalarını ve ince ketenlerini ve baş sargılarını ve peçelerini kaldırıp atacak.

 

24 Ve öyle olacak ki hoş kokunun yerine pis koku ve bel kemerinin yerine ip ve güzel saç şeklinin yerine kellik ve süslü elbiselerin yerine çuvaldan giysi; güzellik yerine dağlanma olacak.

 

25 Erkeklerin kılıçtan geçirilecek ve yiğitlerin savaşta ölecekler.

 

26 Ve onun kapıları ah çekip yas tutacaklar; ve o kimsesiz kalıp yerde oturacak.

 

 

                                                                    14. BÖLÜM

 

Sion ve kızları bin yıllık günde kurtulup paklanacak‑‑‑İşaya 4 ile karşılaştırınız. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Ve o gün, yedi kadın bir erkeği tutup diyecekler: Kendi ekmeğimizi yiyeceğiz ve kendi elbiselerimizi giyeceğiz; yeter ki senin adını taşıyalım; utancımızı bizden kaldır.

 

2 O gün Rab'bin dalı güzel ve görkemli olacak; İsrail'in kaçıp kurtulanları için yerin meyvesi çok iyi ve güzel olacak.

 

3 Ve öyle olacak ki Sion'da bırakılanlara ve Yeruşalem'de kalanlara, Yeruşalem'de yaşayanlar arasında yazılan herkese kutsal denilecek---

 

4 Rab, Sion kızlarının pisliğini yıkayınca ve Yeruşalem'in ortasından onun kanını adalet ruhu ve yakma ruhu ile temizleyince;

 

5 Ve Rab, Sion dağının her konutu ve onun toplantıları üzerinde, gündüzleri bulut ve duman ve geceleri ise alevli ateş parıltısı yaratacak; çünkü Sion'un bütün görkemi üzerinde savunma olacak.

 

6 Ve gündüzün sıcaktan gölge için ve fırtınadan ve yağmurdan ise kaçıp sığınacak ve örtünecek bir yer bulmak için bir çardak olacak.

 

 

                                                                    15. BÖLÜM

 

Rab'bin bağı (İsrail) ıssız kalacak ve halkı darmadağın olacak---İnançtan sapmış ve dağılmış durumdayken başlarına felaketler gelecek‑‑‑Rab bir sancak açacak ve İsrail'i toplayacak‑‑‑İşaya 5 ile karşılaştırın. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Ve o zaman çok sevdiğime, sevdiğimin üzüm bağıyla ilgili bir türkü söyleyeceğim. Çok sevdiğimin verimli bir yamaçta bir bağı var.

 

2 Ve o bağın etrafını çitle çevirip taşlarını temizledi ve oraya seçme asmalar dikti; ve ortasına bir kule ve içine de bir üzüm sıkacağı yaptı; ve üzüm versin diye bekledi, fakat yabani üzüm verdi.

 

3 Ve şimdi, ey Yeruşalem'de oturanlar ve Yahuda askerleri, rica ederim, benimle bağım arasında hüküm verin.

 

4 Bağımda yapılması gereken daha ne yapılabilirdi de ben yapmadım? Üzüm versin diye beklerken niçin yabani üzüm verdi?

 

5 Ve şimdi gidelim; bağıma ne yapacağımı size anlatayım: Çitini sökeceğim ve onu yiyip bitirecekler; ve duvarını yıkacağım ve onu ayak altında çiğneyecekler.

 

6 Ve onu harap edeceğim; budanmayacak ve çapalanmayacak; ne var ki orada çalılarla dikenler bitecek; üzerine yağmur yağdırmasınlar diye bulutlara da emredeceğim.

 

7 Çünkü Orduların Rabbi’nin bağı İsrail Evi'dir ve O'nun hoşuna giden fidan Yahuda erleridir; ve O, adaleti bekledi; ve işte zorbalık gördü; doğruluğu beklerken, fakat işte, feryat buldu.

 

8 Yer kalmayıncaya kadar evine ev katanların vay haline! Öyle ki onlar memleketin ortasında yapayalnız bırakılacaklar.

 

9 Orduların Rabbi kulağıma, gerçek şu ki birçok ev ıssız kalacak ve büyük güzel şehirlerde oturan olmayacak dedi.

 

10 Evet, on dönüm bağ bir bat verecek ve bir homer tohum bir efa verecek.

 

11 İçki peşinden koşmak için sabahleyin erken kalkanların, geceleyin geç vakte kadar ve şarap onları alevlendirinceye kadar eğlenenlerin vay haline!

 

12 Ve ziyafetlerinde harp ve keman, tef ve zurna ve şarap var; fakat Rab'bin yaptıklarına dikkat etmiyorlar ve onun ellerinin işine bakmıyorlar.

 

13 Halkım bu yüzden, bilgileri kıt olduğu için tutsaklığa götürüldü ve itibarlı adamları kıtlığa düştüler; ve onların topluluğu susuzluktan kurudu.

 

14 Bu yüzden cehennem boğazını genişletti ve ağzını ölçüsüz açtı; ve onların görkemi ve kalabalıkları ve gürültüleri ve onların arasında sevinip coşan oraya inecek.

 

15 Ve sıradan insan aşağı indirilecek, güçlü adam alçaltılacak ve kibirlilerin gözleri alçaltılacak.

 

16 Fakat Orduların Rabbi adalet içinde yükselecek ve kutsal olan Tanrı doğruluk içinde kutsallaşacak.

 

17 O zaman kuzular eskisi gibi otlayacak ve zenginlerden kalan ıssız yerleri yabancılar yiyecekler.

 

18 Kötülüğü gurur ipleriyle ve günahı at arabasının urganıyla çekermiş gibi sürenlerin vay haline!

 

19 Onlar diyorlar: Acele etsin, işini çabuk yapsın da görelim; ve İsrail'in Kutsalı'nın öğüdü yaklaşıp gelsin ki, geldiğini bilelim!

 

20 Kötüye iyi ve iyiye kötü diyenlerin; karanlığı ışık yerine ve ışığı karanlık yerine koyanların; acıyı tatlı yerine ve tatlıyı acı yerine koyanların vay haline!

 

21 Kendi gözlerinde hikmetli olanların ve kendilerini zeki görenlerin vay haline!

 

22 Şarap içmekte yiğit olanların ve sert içkileri karıştırmakla güçlü olanların;

 

23 Rüşvet için kötüyü haklı çıkaranların ve haklı olanın hakkını elinden çekip alanların vay haline!

 

24 Bu yüzden ateşin anızı yiyip bitirdiği ve alevin kuru otu yakıp kül ettiği gibi, onların kökü de böyle çürüyecek ve onların çiçeği toz gibi havaya uçacak; çünkü Orduların Rabbi’nin yasasını kendilerinden attılar ve İsrail'in Kutsalı'nın sözünü hor gördüler.

 

25 Bu yüzden, Rab'bin öfkesi halkına karşı alevlendi ve elini onlara karşı uzatıp onları vurdu; ve tepeler sarsıldı ve onların leşleri sokakların ortasında parça parça edildi. Her şeye rağmen O'nun öfkesi dinmedi, fakat eli hâlâ uzanmış duruyor.

 

26 Ve uzaktaki milletler için bir sancak dikecek ve dünyanın bir ucundan onları çağırmak için ıslık çalacak; ve işte, acele edip hemen gelecekler; onların arasında yorulan ve tökezleyen olmayacak.

 

27 Kimse uyuklamayacak ve uyumayacak; ne bellerinin kemeri çözülecek, ne de çarıklarının bağları kopacak.

 

28 Okları sivri ve yayları ise hep kuruludur; ve atlarının tırnakları çakmak taşı ve arabalarının tekerlekleri kasırga sanılacak; kükremeleri aslanınki gibidir.

 

29 Genç aslanlar gibi kükreyecekler; evet, kükreyerek avı kapacaklar ve onu emin bir yere götürecekler; ve onu kimse kurtaramayacak.

 

30 Ve o gün onlara karşı denizin gürleyişi gibi kükreyecekler; ve karaya bakarlarsa, işte, karanlık ve sıkıntı var; ve göklerdeki ışıklar kararmıştır.

 

 

                                                                    16. BÖLÜM

 

İşaya Rab'bi görür‑‑‑İşaya'nın günahları bağışlanır---Peygamberlik etmeye çağırılır‑‑‑İşaya Mesih'in öğretilerinin Yahudiler tarafından reddedileceğine dair peygamberlikte bulunur---Geri kalanlar dönecek‑‑‑İşaya 6 ile karşılaştırınız. m.ö. tahminen 559--545 yılları.

 

Kral Uzziya'nın öldüğü yıl, Rab'bi yüce ve yüksek bir taht üzerinde otururken gördüm ve giysisinin eteği tapınağı dolduruyordu.

 

2 Tahtın üzerinde seraflar duruyordu; her birinin altı kanadı vardı; ikisiyle yüzünü örtüyor ve ikisiyle ayaklarını örtüyordu; ve ikisiyle uçuyordu.

 

3 Ve biri diğerine haykırıp şöyle dedi: Orduların Rabbi kutsaldır, kutsaldır, kutsaldır; bütün dünya O'nun görkemiyle doludur.

 

4 Ve haykıranın sesinden kapı eşikleri sarsıldı ve ev dumanla doldu.

 

5 O zaman şöyle dedim: Vay halime! Çünkü mahvoldum; çünkü dudakları kirli bir adamım ve dudakları kirli bir halkın içinde yaşıyorum; çünkü gözlerim Kralı, Orduların Rab'bini gördü.

 

6 Derken se