Sevindirici Haber İlkeleri   


{0>THE ATONEMENT<}87{>KEFARET<0}

{0>Chapter 12<}100{>12. Bölüm<0}

{0>Jesus Christ “came into the world … to be crucified for the world, and to bear the sins of the world, and to sanctify the world, and to cleanse it from all unrighteousness; that through him all might be saved” (D&C 76:41--42). The great sacrifice he made to pay for our sins and overcome death is called the Atonement.<}0{>İsa Mesih, “dünya için çarmıha gerilmek ve dünyanın günahlarını taşımak ve dünyayı günahlarından arındırmak ve onu bütün adaletsizliklerden temizlemek. . . için dünyaya geldi; böylece ‘onun sayesinde herkes kurtulabilsin diye” (Ö. ve A. 76:41--42). O’nun bizim günahlarımızın bedelini ödemek ve ölümün üstesinden gelmek için yaptığı fedakarlığa, Kefaret, denir. <0} {0>It is the most important event that has ever occurred in the history of mankind: <}0{>Bu, insanlık tarihinde gerçekleşen en önemli olaydır. <0}{0> “For it is expedient that an atonement should be made; for according to the great plan of the Eternal God there must be an atonement made, or else all mankind must unavoidably perish; … yea, all are fallen and are lost, and must perish except it be through the atonement” (Alma 34:9). <}0{>“Çünkü bu kefaretin olması gerekir; çünkü Ebedi Tanrı’nın yüce planına göre bir kefaret olmalıdır; yoksa bütün insanlığın mahvolması kaçınılmaz olacaktır; . . . evet, herkes düşüp kaybolmuştur ve yapılması gerekli olan kefaret vasıta olmadıkça da bütün herkes mahvolacaktır” (Alma 34:9). <0}

{0>Discussion<}100{>Müzakere<0}

{0> Why did Jesus come to the earth? <}0{>İsa neden dünyaya geldi? <0}

{0>The Atonement Was Necessary for Our Salvation<}0{>Kefaret Kurtuluşumuz İçin Gerekliydi<0}

{0>The fall of Adam brought two kinds of death into the world: <}0{>Adem’in düşüşü dünyaya iki türlü ölüm getirdi: <0}{0>physical death and spiritual death. <}70{>Fiziksel ölüm ve ruhsal ölüm. <0} {0>Physical death is separation of the body and spirit. <}0{>Fiziksel ölüm, bedenle ruhun ayrılmasıdır. <0} {0>Spiritual death is separation from God.<}0{>Ruhsal ölüm, Tanrı’dan ayrılmaktır.<0} {0>If these two kinds of death had not been overcome by Jesus' atonement, two consequences would have resulted:<}0{>Eğer İsa’nın kefareti sayesinde bu iki ölüm türünün üstesinden gelinmemiş olsaydı, iki sonuç ortaya çıkardı:<0} {0>our bodies and our spirits would have been separated forever, and we could not have lived again with our Heavenly Father.<}0{>bedenlerimiz ve ruhlarımız sonsuza kadar birbirinden ayrı kalır ve Cennetteki Babamızla birlikte yeniden yaşayamazdık.<0}

{0>But our wise Heavenly Father prepared a wonderful, merciful plan to save us from physical and spiritual death.<}0{>Ancak Cennetteki bilge Babamız, bizi fiziksel ve ruhsal ölümden kurtarmak için harika ve merhametli bir plan hazırladı.<0} {0>He planned for a Savior to come to earth to ransom (redeem) us from our sins and from death.<}0{>Bizi günahlarımızdan ve ölümden fidye ile kurtarmak üzere bir Kurtarıcı’nın yeryüzüne gelmesini planladı.<0} {0>Because of our sins and the weakness of our mortal bodies, we could not ransom ourselves (see Alma 34:10--12). The one who would be our Savior would need to be sinless and to have power over death.<}0{>Günahlarımız ve ölümlü bedenlerimizin zayıflığı sebebiyle, bizler kendimizi fidye ile kurtaramazdık (bkz. Alma 34:10--12). Bizim Kurtarıcımız olması gereken kişinin günahsız olması ve ölümün üstesinden gelecek güce sahip olması gerekiyordu. <0}

{0>Discussion<}100{>Müzakere<0}

{0>   Compare our earthly bodies to a hand with a glove on it.<}0{>Dünyevi bedenlerimizi eldivenli bir elle karşılaştırın. <0}{0>Take off the glove.<}0{>Eldiveni çıkartın.<0} {0>Explain that this is like physical death---the spirit (the hand) and the body (the glove) are separated.<}0{>Bunun tıpkı fiziksel ölüm gibi olduğunu---ruh (el) ile bedenin (eldiven) ayrıldığını açıklayın. <0}

{0>Christ Was the Only One Who Could Atone for Our Sins<}0{>Mesih Bizim Günahlarımızın Kefaretini Ödeyebilecek Olan Tek Kişiydi<0}

{0>There are several reasons why Jesus Christ was the only person who could be our Savior. <}0{>İsa Mesih’in neden Kurtarıcımız olabilecek tek kişi olduğuna dair birçok sebep bulunmaktadır. <0} {0>One reason is that Heavenly Father chose him to be the Savior. <}0{>Birinci sebep, Cennetteki Baba’nın onu Kurtarıcı olarak seçmesidir. <0}{0>He was the Only Begotten Son of God and thus had power over death. <}0{>O, Tanrı’nın Biricik Oğluydu ve böylece ölümün üstesinden gelme gücüne sahipti. <0} {0>Jesus explained: <}50{>İsa şöyle açıklamıştır: <0} {0> “I lay down my life, that I might take it again.<}0{>“Canımı tekrar geri almak üzere veririm. <0} {0>No man taketh it from me, but I lay it down of myself.<}0{>Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. <0} {0>I have power to lay it down, and I have power to take it again” (John 10:17--18). <}0{>Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var” (Yuhanna 10:17--18). <0}

{0>Jesus also qualified to be our Savior because he is the only person who has ever lived on the earth who did not sin. <}0{>İsa ayrıca, Kurtarıcımız olacak nitelikteydi, çünkü O yeryüzünde günah işlemeden yaşayan tek insandır. <0} {0>This made him a worthy sacrifice to pay for the sins of others. <}0{>Bu O’nu, başkalarının işledikleri günahların bedelini ödemeye layık bir kurban yaptı. <0}

{0>Discussion<}100{>Müzakere<0}

{0>  Have class members discuss the reasons why Jesus was the only one who could atone for our sins. <}0{>Sınıf üyelerinden İsa’nın neden bizim günahlarımızın kefaretini ödeyebilecek tek insan olduğunun sebeplerini müzakere etmelerini isteyin. <0}

{0>Christ Suffered and Died to Atone for Our Sins<}0{>Mesih Bizim Günahlarımızın Kefareti için Acı Çekti ve Öldü<0}

{0>The Savior atoned for our sins by suffering in Gethsemane and by giving his life on the cross. <}0{>Kurtarıcı, Getsemani’de acı çekip çarmıhta hayatını vererek, günahlarımızın kefaretini ödedi. <0} {0>It is impossible for us to fully understand how he suffered for all of our sins. <}0{>O’nun bizim bütün günahlarımız için nasıl acı çektiğini tam olarak anlamamız imkansızdır. <0} {0>In the Garden of Gethsemane, the weight of our sins caused him to feel such agony and heartbreak that he bled from every pore (see D&C 19:18--19). Later, as he hung upon the cross, Jesus suffered painful death by one of the most cruel methods known to man. <}0{>Getsemani bahçesinde, günahlarımızın ağırlığı öyle acı ve keder hissetmesine sebep oldu ki, her gözeneğinden kan geldi (bkz. Ö. ve A. 19:18--19). Sonra, çarmıha gerildiğinde İsa, insanın bildiği en zalim yöntemlerden birisiyle acı dolu bir ölümün ıstırabını çekti. <0}

{0>How Jesus loves us, to suffer such spiritual and physical agony for our sake! <}0{>İsa, nasıl bizim için böyle ruhsal ve fiziksel bir acıyı çekecek kadar bizi sever! <0} {0>How great the love of Heavenly Father that he would send his Only Begotten Son to suffer and die for the rest of his children. <}0{>Cennetteki Baba’nın sevgisi ne kadar büyüktür ki, Biricik Oğlunu, geri kalan çocukları için acı çekmeye ve ölmeye gönderdi. <0} {0> “For God so loved the world, that he gave his only begotten Son, that whosoever believeth in him should not perish, but have everlasting life” (John 3:16). <}0{>“Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yuhanna 3:16). <0}

{0>Discussion<}100{>Müzakere<0}

{0>  Ask class members to imagine themselves in the Garden of Gethsemane as witnesses of the suffering of Jesus Christ. <}0{>Sınıf üyelerinden kendilerinin Getsemani Bahçesinde İsa Mesih’in çektiği acıların şahitleri olduklarını düşünmelerini isteyin. <0} {0>Have someone read the account in Luke 22:39--44. <}0{>Birisine Luka 22:39--44’de yer alan hikayeyi okutun. <0}

{0>The Atonement and Resurrection Bring Resurrection to All<}0{>Kefaret ve Diriliş Hepimize Dirilişi Getirir<0}

{0>On the third day after his crucifixion, Christ took up his body again and became the first person to be resurrected.<}0{>Çarmıha gerilişinden üç gün sonra, Mesih bedenini geri aldı ve dirilen ilk insan oldu. <0} {0>When his friends went to seek him, the angels who guarded his tomb told them, “He is not here: <}0{>Arkadaşları onu aramaya giderken, mezarını koruyan melekler onlara şöyle dedi: “O burada yok: <0} {0>for he is risen, as he said” (Matthew 28:6). His spirit had reentered his body, never to be separated again. <}0{>söylemiş olduğu gibi dirildi” (Matta 28:6). Ruhu, bir daha ayrılmamak üzere tekrar bedenine girmişti. <0}

{0>Christ thus overcame physical death.<}0{>Mesih böylece fiziksel ölümün üstesinden geldi. <0} {0>Because of his atonement, everyone born on this earth will be resurrected (see 1 Corinthians 15:21--22). Just as Jesus was resurrected, our spirits will be reunited with our bodies, “that they can die no more … , never to be divided” (Alma 11:45). This condition is called immortality.<}0{>O’nun kefareti sayesinde, bu dünyaya gelen herkes dirilecektir (bkz.1. Korintliler 15:21--22). Tıpkı İsa’nın dirildiği gibi, “bir daha hiç ölemeyecek şekilde. . . , bir daha ayrılmamak üzere” (Alma 11:45) ruhlarımız bedenlerimizle birleşecektir. Bu duruma, ölümsüzlük, denir.<0} {0>All people who have ever lived will be resurrected, “both old and young, both bond and free, both male and female, both the wicked and the righteous” (Alma 11:44). <}0{>“Hem yaşlılar hem gençler, hem tutsaklar hem özgürler, hem erkekler hem kadınlar, hem kötüler hem iyiler” (Alma 11:44) yaşayan herkes dirilecektir. <0}

{0>Discussion<}100{>Müzakere<0}

{0>  Refer again to the hand and glove. <}0{>Tekrar el ve eldivenden bahsedin. <0} {0>Explain that because Jesus Christ atoned for our sins, all people will someday be resurrected. <}0{>İsa Mesih’in bütün günahlarımızın kefaretini ödemiş olması sebebiyle, bütün insanların bir gün dirileceğini açıklayın. <0} {0> (Put the glove on your hand.) <}0{>(Eldiveni elinize giyin.) <0} {0>Our bodies and our spirits will reunite. <}0{>Bedenlerimiz ve ruhlarımız birleşecektir. <0}

{0>The Atonement Makes It Possible for Those Who Have Faith in Christ to Be Saved from Their Sins<}0{>Kefaret Mesih’e İman Edenlerin Günahlarından Kurtulmalarını Mümkün Kılar<0}

{0>The Savior's atonement makes it possible for us to overcome spiritual death. <}0{>Kurtarıcı’nın kefareti, ruhsal ölümün üstesinden gelmemizi mümkün kılar. <0} {0>Although all people will be resurrected with a body of flesh and bone, only those who accept the Atonement will be saved from spiritual death. <}0{>Bütün insanlar etten ve kemikten oluşan bedenlerle dirilecekleri halde, sadece Kefareti kabul edenler ruhsal ölümden kurtulacaklardır. <0}

{0>We accept Christ's atonement by placing our faith in him. <}0{>Mesih’e iman ederek onun kefaretini kabul ederiz. <0} {0>Through this faith, we repent of our sins, are baptized, receive the Holy Ghost, and obey his commandments.<}0{>Bu imanla, günahlarımızdan tövbe eder, vaftiz olur, Kutsal Ruhu alır ve onun emirlerine itaat ederiz. <0}{0>We become faithful disciples of Jesus Christ.<}0{>İsa Mesih’in imanlı öğrencileri oluruz. <0} {0>We are forgiven and cleansed from sin and prepared to return and live forever with our Heavenly Father.<}0{>Günahlarımızdan affedilir ve arındırılır ve sonsuza kadar Cennetteki Babamız’ın yanına dönmeye ve O’nunla birlikte yaşamaya hazırlanırız. <0}

{0>The Savior tells us, “For behold, I, God, have suffered these things for all, that they might not suffer … even as I” (D&C 19:16--17). Christ did his part to atone for our sins. <}0{>Kurtarıcı bize şöyle anlatır: “Çünkü işte Ben, Tanrı, herkes için bunların acısını çektim ki onlar benim gibi. . . . acı çekmesinler diye” (Ö. ve A. 19:16--17). Mesih, günahlarımızın kefaretini ödemek için üzerine düşeni yaptı. <0} {0>To make his atonement fully effective in our lives, we must strive to obey him and repent of our sins. <}0{>O’nun kefaretini hayatımızda tamamen etkili hale getirmek için, O’na itaat etmeye ve günahlarımızdan tövbe etmeye çabalamalıyız. <0}

{0>Elder Boyd K. <}100{>Onikiler Kurulu’ndan<0} {0>Packer of the Council of the Twelve gave the following illustration to show how Christ's atonement makes it possible to be saved from sin if we do our part. <}0{>Yaşlı Boyd. K. Packer, eğer biz üzerimize düşeni yaptığımızda, Mesih’in kefaretinin günahlardan kurtulmamızı mümkün kıldığını göstermek için aşağıdaki örneği vermiştir: <0}

{0> “Let me tell you a story---a parable. <}0{>“Size bir hikaye---bir benzetme anlatayım. <0}

{0> “There once was a man who wanted something very much. <}0{>“Bir zamanlar, bir şeyi çok isteyen bir adam vardı. <0}{0>It seemed more important than anything else in his life. <}0{>Bu ona dünyadaki her şeyden daha önemli görünüyordu. <0} {0>In order for him to have his desire, he incurred a great debt. <}0{>Bu amacına ulaşmak için, büyük bir borca girdi. <0}

{0> “He had been warned about going into that much debt, and particularly about his creditor. <}0{>“Çok fazla borca gireceği konusunda ve özellikle kredi verecek [tefeci] kişi hakkında uyarılmıştı. <0} {0>But it seemed so important for him to do what he wanted to and to have what he wanted right now. <}0{>Fakat istediği şeyi yapmak ve istediği şeye hemen şimdi sahip olmak onun için çok önemli görünüyordu <0} {0>He was sure he could pay for it later. <}0{>Daha sonra bunu ödeyebileceğinden emindi. <0}

{0> “So he signed a contract. <}0{>“Böylece bir sözleşme imzaladı. <0} {0>He would pay it off some time along the way. <}0{>Bir süre zarfında bu borcun hepsini ödeyecekti. <0} {0>He didn't worry too much about it, for the due date seemed such a long time away. <}0{>Ödeme günü çok uzak göründüğü için, bununla ilgili olarak fazla endişe duymadı. <0} {0>He had what he wanted now, and that was what seemed important. <}0{>İstediği şeye şimdi sahip olmuştu ve önemli olan buymuş gibi görünüyordu. <0}

{0> “The creditor was always somewhere in the back of his mind, and he made token payments now and again, thinking somehow that the day of reckoning really would never come. <}0{>“Krediyi veren kişi hep aklının gerilerinde bir yerdeydi ve her nasılsa hesap gününün asla gelmeyeceği düşüncesiyle birkaç küçük ödeme yaptı. <0}

{0> “But as it always does, the day came, and the contract fell due. <}0{>“Ancak, her zaman olduğu gibi, o gün geldi ve kontrat süresi sona erdi. <0}{0>The debt had not been fully paid. <}0{>Borcun tamamı ödenmemişti. <0} {0>His creditor appeared and demanded payment in full. <}0{>Krediyi veren kişi geldi ve ödemenin tamamının yapılmasını istedi. <0}

{0> “Only then did he realize that his creditor not only had the power to repossess all that he owned, but the power to cast him into prison as well. <}0{>"İşte o zaman, kendisine kredi veren kişinin sadece sahip olduğu her şeyi elinden alma gücüne sahip olmakla kalmayıp, kendisini hapse attırma gücü de olduğunun farkına vardı. <0}

{0>'I cannot pay you, for I have not the power to do so,' he confessed. <}0{>" ‘Sana ödeyemem, çünkü ödeyecek gücüm yok,’ diye itirafta bulundu. <0}

{0>'Then,' said the creditor, 'we will exercise the contract, take your possessions and you shall go to prison. <}0{> ‘Öyleyse,’ dedi kredi veren, ‘kontratı yürürlüğe koyup mal varlığını alacağız ve sen de hapse gireceksin. <0} {0>You agreed to that. <}60{>Bunu kabul etmiştin. <0} {0>It was your choice. <}0{>Bu senin seçimindi. <0} {0>You signed the contract, and now it must be enforced.'<}0{>Kontratı imzaladın ve şimdi uygulamaya koyulması gerekiyor.’ <0}

{0>'Can you not extend the time or forgive the debt?' the debtor begged. <}0{> ‘Süreyi uzatamaz mısın ya da borcumu affedemez misin?’ diye yalvardı borçlu. <0} {0>'Arrange some way for me to keep what I have and not go to prison. <}0{>‘Sahip olduklarımı elimde tutmam ve hapse girmemem için bana bazı yollar göster. <0} {0>Surely you believe in mercy? <}0{>Kesin merhamete inanıyorsundur! <0} {0>Will you not show mercy?'<}0{>Merhamet göstermeyecek misin?’ <0}

{0> “The creditor replied, 'Mercy is always so one-sided. <}0{> “Krediyi veren cevap verdi, ‘Merhamet her zaman tek taraflıdır. <0} {0>It would serve only you. <}0{>Sadece sana hizmet eder. <0} {0>If I show mercy to you, it will leave me unpaid. <}0{>Eğer sana merhamet edersem, benim param ödenmemiş olacak. <0} {0>It is justice I demand. <}0{>Benim istediğim adalet. <0} {0>Do you believe in justice?'<}0{>Sen adalete inanır mısın?’ <0}

{0>'I believed in justice when I signed the contract,' the debtor said. <}0{> ‘Kontratı imzaladığımda adalete inanıyordum,’ dedi borçlu. <0} {0>'It was on my side then, for I thought it would protect me. <}0{>‘O zamanlar benim tarafımdaydı, çünkü beni koruyacağını düşünüyordum. <0} {0>I did not need mercy then, nor think I should need it ever. <}0{>O zaman merhamete ihtiyacım yoktu, asla ihtiyacım olacağını da düşünmüyordum. <0} {0>Justice, I thought, would serve both of us equally as well.'<}0{>Adaletin her ikimize de eşit davranacağını düşünüyordum.’ <0}

{0>'It is justice that demands that you pay the contract or suffer the penalty,' the creditor replied. <}0{> ‘Senin kontrattaki ödemeyi yapmanı ya da cezayı ödemeni talep eden adalettir,’ diye cevap verdi kredi veren. <0} {0>'That is the law. <}72{>Yasa budur. <0} {0>You have agreed to it and that is the way it must be.<}0{>Sen bunu kabul etmiştin ve olması gereken de bu. <0} {0>Mercy cannot rob justice.'<}0{>Merhamet adaleti soyamaz. <0}

{0> “There they were:<}0{>“Böyle orada duruyorlardı: <0} {0>One meting out justice, the other pleading for mercy.<}0{>Bir tanesi adalet istiyordu, diğeri merhamet için yalvarıyordu. <0} {0>Neither could prevail except at the expense of the other. <}0{>Hiçbiri, bir diğerini harcamadan galip gelemiyordu. <0}

{0>'If you do not forgive the debt there will be no mercy,' the debtor pleaded.<}0{>‘Eğer borcumu affetmezsen, hiç merhamet olmayacak,’ diye yalvardı borçlu. <0}

{0>'If I do, there will be no justice,' was the reply.<}0{>‘Eğer affedersem, hiç adalet olmayacak,’ cevabını aldı. <0}

{0> “Both laws, it seemed, could not be served.<}0{>“İki yasanın yerine getirilemeyeceği görülüyordu. <0} {0>They are two eternal ideals that appear to contradict one another. <}0{>Bunlar, birbiriyle çakıştığı görülen sonu gelmeyen iki mükemmel örnektir. <0} {0>Is there no way for justice to be fully served, and mercy also? <}0{>Adaletin tamamen gerçekleşeceği ve merhametin de olacağı bir yol yok mudur? <0}

{0> “There is a way! <}88{>Bir yol vardır! <0} {0>The law of justice can be fully satisfied and mercy can be fully extended---but it takes someone else. <}0{>Adalet yasası tamamen yerine getirebilir ve merhamet eli de tamamen uzatılabilir---ama başka birisine daha ihtiyaç vardır. <0} {0>And so it happened this time. <}0{>Bu sefer de öyle oldu. <0}

{0> “The debtor had a friend. <}0{>“Borçlunun bir arkadaşı vardı. <0} {0>He came to help. <}0{>Yardım etmek için geldi. <0} {0>He knew the debtor well. <}0{>Borçluyu iyi tanıyordu. <0} {0>He knew him to be shortsighted. <}0{>Onun dar görüşlü olduğunu biliyordu. <0} {0>He thought him foolish to have gotten himself into such a predicament. <}0{>Kendisini böyle zor bir duruma düşürdüğü için akılsız olduğunu düşünüyordu. <0}{0>Nevertheless, he wanted to help because he loved him. <}0{>Yine de ona yardım etmek istedi, çünkü onu seviyordu. <0} {0>He stepped between them, faced the creditor, and made this offer. <}0{>İkisinin arasına girdi, yüzünü kredi verene döndü ve bir öneride bulundu. <0}

{0>'I will pay the debt if you will free the debtor from his contract so that he may keep his possessions and not go to prison.'<}0{>‘Eğer borçlunun kontratını feshedersen borcunu ben ödeyeceğim, böylece o da malına sahip çıkabilecek ve hapse girmeyecek.’ <0}

{0> “As the creditor was pondering the offer, the mediator added, 'You demanded justice. <}0{>“Kredi veren bu teklifi düşünürken, arabulucu ekledi, ‘Sen adalet istedin. <0} {0>Though he cannot pay you, I will do so. <}0{>O ödeyemeyeceği için ben ödeyeceğim. <0} {0>You will have been justly dealt with and can ask no more. <}0{>Sana adaletli davranılmış olacak ve daha fazlasını isteyemeyeceksin. <0} {0>It would not be just.'<}0{>Yoksa adil olmaz.’ <0}

{0> “And so the creditor agreed.<}0{>“Ve böylece kredi veren bunu kabul etti. <0}

{0> “The mediator turned then to the debtor. <}0{>Arabulucu daha sonra borçluya döndü. <0} {0>'If I pay your debt, will you accept me as your creditor?'<}0{>‘Eğer senin borcunu ödersem, beni kredi verenin olarak kabul edecek misin? <0}

  {0>'Oh yes, yes,' cried the debtor. <}0{>‘Ah, evet, evet,’ diye bağırdı borçlu. <0} {0>'You saved me from prison and show mercy to me.'<}0{>‘Sen beni hapisten kurtardın ve bana merhamet ettin.’ <0}

{0>'Then,' said the benefactor, 'you will pay the debt to me and I will set the terms. <}0{> ‘Öyleyse,’ dedi hayır sahibi, ‘borcunu bana ödeyeceksin ve anlaşmanın koşullarını ben koyacağım. <0} {0>It will not be easy, but it will be possible. <}0{>Kolay olmayacak ama mümkün olacak. <0} {0>I will provide a way. <}0{>Bir yolunu bulacağım. <0} {0>You need not go to prison.'<}0{>Hapse girmen gerekmeyecek.’ <0}

{0> “And so it was that the creditor was paid in full. <}0{>Ve böylece kredi verenin parasının tamamı ödendi. <0} {0>He had been justly dealt with. <}0{>Ona adil davranılmıştı. <0} {0>No contract had been broken. <}0{>Hiçbir kontrat bozulmamıştı. <0}

{0> “The debtor, in turn, had been extended mercy. <}0{>“Karşılığında, borçluya merhamet eli uzatıldı. <0} {0>Both laws stood fulfilled. <}62{>Her iki yasa da yerine getirildi. <0} {0>Because there was a mediator, justice had claimed its full share, and mercy was satisfied” (in Conference Report, Apr. <}0{>Bir aracı olduğu için, adalet, hakkına düşen payın tamamını aldı ve merhamet yerine geldi” (Conference Report, Nisan<0} {0>1977, pp. <}100{>1977, sayfa<0} {0>79--80; or Ensign, May 1977, pp. <}95{>79--80; veya Ensign, Mayıs 1977, sayfa<0} 54--55).

{0>Our sins are our spiritual debts. <}0{>Günahlarımız bizim ruhsal borçlarımızdır. <0} {0>Without Jesus Christ, who is our Savior and Mediator, we would all pay for our sins by suffering spiritual death. <}0{>Kurtarıcımız ve Arabulucumuz olan, İsa Mesih olmasaydı, ruhsal ölümün acısını çekmek suretiyle bütün günahlarımızın bedelini ödeyecektik. <0} {0>But because of him, if we will keep his terms, which are to repent and keep his commandments, we may return to live with our Heavenly Father. <}0{>Ama O’nun sayesinde, eğer O’nun tövbe edip emirlerini yerine getirmek gibi anlaşma koşullarına uyarsak, Cennetteki Babamızla birlikte yaşamak üzere geri dönebiliriz. <0}

{0>It is wonderful that Christ has provided us a way to be healed from our sins. <}0{>Mesih’in bizi günahlarımızdan kurtaracak bir yol sağlamış olması harikadır. <0} {0>He said: <}100{>O, şöyle demiştir: <0}

{0> “Behold, I have come unto the world … to save the world from sin. <}0{>“İşte ben dünyaya. . . dünyayı günahtan kurtarmak için geldim. <0}

{0> “Therefore, whoso repenteth and cometh unto me as a little child, him will I receive, for of such is the kingdom of God. <}0{>“Bu yüzden kim tövbe edip küçük bir çocuk gibi bana gelirse, onu kabul edeceğim; çünkü Tanrı’nın Krallığı böylelerinindir. <0} {0>Behold, for such I have laid down my life, and have taken it up again; therefore repent, and come unto me ye ends of the earth, and be saved” (3 Nephi 9:21--22). <}0{>İşte böyleleri için canımı verip onu tekrar geri aldım; bu yüzden, ey dünyanın uçları tövbe edin ve bana gelip kurtulun” (3. Nefi 9:21--22). <0}

{0>Discussion<}100{>Müzakere<0}

{0>   Read Acts 2:38. What must we do to show that we accept the Atonement? <}0{>Elçilerin İşleri 2:38’i okuyun. Kefareti kabul ettiğimizi göstermek için ne yapmalıyız? <0}

{0>   Read Doctrine and Covenants 19:16--17. What is the penalty for those who do not accept the atonement of the Savior? <}0{>Öğreti ve Antlaşmalar 19:16--17. Kurtarıcı’nın kefaretini kabul etmeyenlerin cezası nedir? <0}

{0>Additional Scriptures<}100{>İlave Kutsal Yazılar<0}

{0> Alma 34:9--16 (Atonement necessary; sacrifice of God) <}0{>Alma 34:9--16. (Kefaret gereklidir; Tanrı’nın kurban oluşu) <0}

{0> Romans 5:12--17 (by one came death, by one came life) <}0{>Romalılar 5:12--17 (birinin aracılığıyla ölüm geldi, birinin aracılığıyla yaşam geldi) <0}

{0> Helaman 14:15--18 (purpose of Jesus' death) <}0{>Helaman 14:15--18. (İsa’nın ölümünün amacı) <0}

{0> Articles of Faith 1:3 (all may be saved) <}0{>İman Maddeleri 1:3 (herkes kurtulabilir) <0}

{0> 1 Peter 1:18--20 (Jesus was foreordained) <}0{>1. Petrus 1:18--20 (İsa önceden atandı) <0}

{0> Matthew 16:21 (Jesus' sacrifice was necessary) <}0{>Matta 16:21 (İsa’nın kurban olması gerekliydi) <0}

{0> Luke 22:39--46 (Jesus' suffering in the Garden) <}0{>Luka 22:39--46 (İsa’nın Bahçede acı çekmesi) <0}

{0> 1 John 1:7 (Jesus cleanses from sin) <}0{>1. Yuhanna 1:7 (İsa günahtan arındırır) <0}

{0> 2 Nephi 9:21--22 (the Savior suffered for all people) <}0{>2. Nefi 9:21--22 (Kurtarıcı bütün insanlar için acı çekti) <0}

{0>    Mosiah 16:6--8 (resurrection possible only through Jesus) <}79{>Mosiya 16:6--8 (diriliş sadece İsa aracılığıyla mümkündür) <0}

{0>   Alma 11:40--45; Mormon 9:12--14 (all to be resurrected) <}0{>Alma 11:40--45; Mormon 9:12--14 (herkes dirilecektir) <0}

{0>  Isaiah 1:18 (sins shall be made white) <}0{>İşaya 1:18 (günahlar bembeyaz yapılacaktır) <0}

{0>  1 Corinthians 15:40--44 (description of the Resurrection) <}0{>1. Korintliler 15:40--44 (Dirilişin tarifi) <0}

{0>In the Garden of Gethsemane, Christ took upon himself the sins of all mankind. <}98{>Mesih, Getsemani Bahçesinde bütün insanlığın günahlarını üzerine almıştır. <0}

{0>Christ died on the cross for the sins of all mankind. <}0{>Mesih, bütün insanlığın günahları için çarmıhta öldü. <0}

{0>JESUS CHRIST AS OUR SAVIOR<}96{>

Home -  Ev